“O” müdüre ceza verilmesin...

Haber şöyle: “Emniyet; suçluların kanını alıp gen haritası çıkarılsın, çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın, vatana, millete bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin diyen ilköğretim okulu müdürü hakkında soruşturma başlattı, soruşturma süresince de açığa alınmasına karar verildi.”
-”Eeeeeeee, sonra?” diyeceksiniz, sonra ne oldu ya da olacak?
Önemli olan bu!
Soruşturma açmak, açığa almak değil...
Soruşturma bir süre sürer, ifadeler alınır, savunma yapılır, sonra ne olur?
Mutlaka bir ceza verilir...
Açığa alınma da biter, yeni göreve gider.
* * *
Diyeceksiniz daha ne olsun, adamı asalım mı?
Hayır, biz adama ceza verilmesine bile karşıyız.
O adama ceza filan verilmesin, hastaneye gönderilsin, ruh sağlığı incelensin, gözlem altında tutulsun, bakalım öğretmenlik yapabilir mi, buna bakılsın.
Adam dünyaya yanlış yerde, yanlış dönemde gelmiş, tam Hitler Almanya’sına uygun, gaz odalarında, insan fırınlarında, ne becerikli bir müdür olurdu düşünsenize...
* * *
Osmanlı sarayında “incili çavuş”u sınamışlar:
“Öyle bir halt et ki, özrün kabahatinden büyük olsun!”
O da merdivenden inen Valide Sultan’ın kıçını ellemiş...
“Ulan ne yaptın, ne halt ettin?...” diyenlere “Siz istediniz” demiş:
“Öyle bir şey yap ki özrün kabahatinden büyük olsun, dediniz, işte yaptım!”
* * *
Bu müdür de İncili Çavuş gibi:
“‘Çocuklara sorarım, anneniz yoğurt mayalıyor mu?’ diye...
Evet, mayalıyor derlerse... Yoğurt bozuksa demek maya da bozuktur, aile neyse çocuk da odur. Onun için çocukların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar, analiz yapılsın, dedim. Bu ülkeye zararlıysa, yürümeden yok edilsin...”
Buna ne hacet, al eline pergeli, cetveli, Yağmur Atsız’ın kulakları çınlasın, babası Nihal Atsız, böyle yapıp dalga geçermiş...
* * *
Biz, genellikle bu gibi cezalardan yana değiliz.
Memur suç işliyor, ceza veriliyor, bir de sonuna “şark hizmeti” takılıyor.
Doğuya gitmek cezaysa, o bölgeyi ceza bölgesi halinde bırakanların suçu yok mu?
* * *
Türkiye her zaman garip, ilginç bir ülkeydi, giderek daha da ilginç hale geliyor.
Hatırlayacaksınız bir süre önce SBF’de (Mülkiye) bir yumurta eylemi oldu, Anayasa Komisyonu Başkanı Ak Parti milletvekili Burhan Kuzu’yu, öğrenciler yumurtaya tuttular. 13 öğrenci mahkemeye verilmiş, kendilerini savunmuşlar “Eğer hocaya zarar vermek isteseydik, taş atardık” demişler.
Sayın Burhan Kuzu’nun avukatı söz aldı “Öğrencilerden davacı değiliz” dedi.
* * *
Bir yanda Erzurum’daki kafa, bir yanda yumurta yağmuruna tutulan bir hocanın “Davacı değilim” deyişi...
Yakışan da buydu...
“Öğrencilere yakışan da yumurta atmaktı” demek istemiyoruz.
* * *
Haa, az kaldı unutuyorduk, o ilköğretim müdürü bu lafları nerede etmiş?
Erzurum Emniyet Müdürlüğü’nün düzenlediği “huzur toplantısı”nda...
Peki, dinleyenler ne yapmış?
Gülmüşler mi, alkışlamışlar mı, yuhalamışlar mı?
Olayın önemli bir yanı da bu!