Oktay Ekşi

Oktay Ekşi’yi çoktandır göremiyorduk, görüşemiyorduk, kendimizi Meclis’in açılış gününe hazırlıyorduk. Rahmetli Ergin İnanç’ın ruhu şad olsun, Oktay Ekşi, Basın Konseyi Başkanı seçildiği gün “Çok şükür!” demişti, “Artık frak giyebilecek!”
“O ne demek?”
“Oktay abi protokole çok düşkündür, bir İngiliz asilzadesi kadar... Protokol giysilerini de giymeyi sever.” Ergin İnanç’a göre “Oktay abi artık senede bir gün dahi olsa frakını giyip kuşanacaktır.”
“O niye?”
“Çünkü Basın Konseyi Başkanı olarak her Cumhuriyet Bayramı’nda vilayetteki törene mutlaka böyle giyinerek gidecektir de...”
* * *
Evet, Oktay Ekşi “kadim” dostumuzdur, Hürriyet’ten ayrılmaya mecbur edildikten sonra hemen her gün görüştük, CHP’ye geçeceğini de duyduk, o arada biz de hastalandık birkaç gün gazeteye gidemedik, hatta iki gün de yazı yazmadık!
Oktay Ekşi CHP’ye seçilecek sırada aday oldu, o kadar meşgul olmalı ki, bizi soracak değil ya! Onun için Meclis’e yaşı itibariyle geçici başkan olacağı günü hasretle bekliyorduk, Ergin İnanç’ın ruhunu şad edecektik.
* * *
Geçen sabah Bülent haber verdi:
“Baba, dün gece Oktay amcayı televizyonda seyrettin mi?”
Hayır seyretmemiştik, zaten kendisi programa telefonla katılmış...
“Ne dedi acaba?”
“İki kişiyi affetmiyormuş Hürriyet’ten ayrıldıktan sonra, aleyhinde haksız yazı yazmışlar, özür bekliyormuş...
Bir de 1982 Anayasası oylamasında Erol Simavi yazılarına müdahale etmiş, bunları söyledi.”
“Nasıl olmuş bu müdahale?”
* * *
“O tarihte Hürriyet’in sahibi olan Erol Simavi, anayasaya (evet) oyu çıkmasını istiyormuş, Oktay Ekşi de (hayır)dan yana... Sonunda Oktay Ekşi, çareyi bulmuş:
-Ben anayasaya hayır, diye yazmayayım, siz de benden (evet) yazısı istemeyin.”
* * *
Hayret! O tarihte biz de Hürriyet’teyiz ve bunları duyacak düzeydeyiz. Neler olmuş da bizim haberimiz yok!
* * *
Oysa bizim Oktay Ekşi’yle ortak, hatta Erol Simavi’nin bulunduğu bir anımız vardır.
Nezih Demirkent ayrılmış, Erol Simavi, gazetenin yönetimine Demokrat Parti’nin İçişleri Bakanı Namık Gedik’in oğlu Arda Gedik’i getirmiş, genel yayın yönetmenliğine de Çetin Emeç’i...
Arda Gedik’le dost olduk ki hem de derin bir dost, aramızda hiçbir olay çıkmadı. Çetin Emeç de Demokrat Partili Selim Ragıp Emeç’in oğlu, “Son Posta” gazetesinin sahibi, eski arkadaş...
* * *
Oktay Ekşi’yle düşündük, taşındık “Erol Bey”e çıkmaya karar verdik, randevu aldık. Erol Simavi’nin odası, o tarihe kadar gördüğümüz en büyük patron odası, “Hırsız Semai”ye göre bir köşeden bir köşeye gitmek için bisiklet lazım, hem de üç tekerlekli.
Neyse çıktık Erol Simavi’ye, biraz şaka, biraz dedikodu derdimizi anlattık:
“Bizim muhatabımız kim olacak, bize müdahale edecekler mi?”
Erol Simavi ayağa kalktı, bizi de çağırdı, Cağaloğlu meydanı ayaklar altında...
Erol Simavi sordu:
“Muhatabımız kim olacak, diyordunuz değil mi?”
Döndü pencereye, camdan meydanı gösterdi:
“İşte muhataplarınız.”
Cağaloğlu meydanı cıvıl cıvıl insan dolu...
“İşte muhataplarınız!”
Erol Simavi böyle zarif bir patrondu.
Bize, okurları gösteriyordu, “işte muhatabınız onlar!” diyordu.
* * *
Sanırız bu anıyı, Oktay Ekşi hatırlar...
Biz dün gibi hatırlıyoruz da, Oktay Ekşi’nin anlattığını hatırlamıyoruz.
Olabilir, Oktay Ekşi ile Erol Simavi arasında geçen bir olayı biz nasıl hatırlayacağız.