Oradan buradan şuradan

Bazı konular vardır ki, uzun lafa hiç gerek yoktur, üç satır da meramını anlatırsın, diyeceğini dersin, gelecek için neler tahmin ettiğini de söylersin...
Bugünkü yazı öyle bir yazı...
Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili, Meclis’teki grup toplantısında Kürtçe konuştu, Diyarbakır’daki mahkemeye selam gönderdi, sanıkların Kürtçe konuşmasına izin vermeyen mahkeme.
Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin karşı çıktı.
“Bir daha Kürtçe konuşursanız, yasal önlemleri uygularım.”
Yasal önlem alıp ne yapacak?
Geçenlerde yazmıştık, “diş macunu bir kere tüpten çıkmasın, bir daha içeri sokamazsınız” dedik.
Mümkün mü?
Bir zamanlar türkü bile söyletmediler, anaları hapisteki oğullarıyla konuşturmadılar, çünkü analar Türkçe bilmiyordu.
Sonra ne oldu?
Devlet televizyonu Kürtçe kanal kurdu, yayına başladı.
Bize kalırsa Meclis Başkanı “Kürtçe” konuşturmamak için yasal tedbir alacağına, Meclis’te Kürtçe konuşmayı serbest bırakacak bir formül bulsun.
Olur mu?
Niye olmasın, İmralı’daki Abdullah Öcalan’la devlet adına görüşme yapılmıyor mu, belki görüşmelere, müzakerelere bile başlanmıştır.
* * *
Hemen her gün gazetelerde cep telefonuyla mesajlaşıp evlerinden kaçan kızların öyküleri var...
Gazeteler bu haberleri vermesin mi?
Haberse niye vermesin?
Yalnız özendirerek, o kızların kafasını karıştırarak, “işte yoksul ya da orta halli ailenizden böyle kurtulur, zengin olursunuz” demeden.
Televizyonda bir dizi var, adını zor ezberledik, galiba “Öyle Bir Geçer Zaman Ki!”
Eski deyimle “Tam Türk Filmi” dedirtecek bir dizi... (x)
Aşk, ihanet, ortada kalan dört çocuk, çırpınan babaanne, işe yaramaz amca, hain yenge, kaptan babanın Hollandalı sevgilisi, onu yaralayan, cezaevine düşen anne...
* * *
Bir ortanca kız var, lise de okuyor, çok güçlü, varlıklı bir adam ona âşık, bir otelde yemeğe götürüyor, kız kuzu kuzu odaya çıkıyor, odaya seyyar bir butik gelmiş, elbiseler ayakkabılar, boy boy, renk renk, kız lise üniformasını çıkarıyor, berber de hazır, saçını yapıyor, kız yemek salonuna prenses gibi giriyor, sonra soyunmadan o kıyafetle orta halli insanların oturduğu mahalleye, eve dönüyor, hiç gören yok!
* * *
Bu sahne kimleri etkiler?
Yoksul ve dar gelirli ailenin kızlarını...
Onları bu kadar özendirmek yanlış değil mi?
Biz yanlış bulduk, üstelik de dizinin içinde bir yama gibi bu sahne...
“Hayatın gerçeği bu!” diyeceksiniz.
O kadar gerçekçiyseniz, bu güçlü kuvvetli adamın gücü kudreti nereden geliyor, onu anlatırsınız.
* * *
CHP’de yeni rüzgâr esiyormuş...
Allah selamet versin, CHP’de rüzgâr esmediği gün var mıdır?
Yeni rüzgâr şuymuş:
“Laiklik tehlikede değil!”
Doğru, ortada laiklik kalmadı ki, tehlikede olsun!
* * *
Bu günlük bu kadar, kalın sağlıcakla.
————————-
(x)Kanal D