Oradan, buradan, şuradan...

Magazin haberlerini önemsemeyen, magazin gazetecilerini küçümseyen, onların hepsini “bar kapısı” bekleyen, ya da “garsoniyer penceresi gözetleyen“ “paparazzi” sayanlar, “Defne”nin öldüğü sabah, Kanaltürk’te “2. sayfa” programını seyretselerdi, herhalde “Galiba yanlış düşünüyoruz” diyebilirlerdi.
“2. sayfa” magazin ağırlıklı bir televizyon programı, adı da gazetelerden geliyor, biliyorsunuz, çoğu gazetede magazin haberleri “ikinci sayfada” toplanıyor; 3. sayfaların karakolluk, adliyelik olaylara ayrılması gibi...
* * *
“Defne”nin ölümü, biraz önce “haber bültenleri”ne düşmüş, “2. sayfa” programını yapan Müge Dağıstanlı ile Gülşah Yüksel, o sırada bir konuklarıyla konuşuyorlar, “Defne”nin dramatik ölüm haberine gelince, konuklarından da yararlanarak, ölümle ilgili haberleri, gelişmeleri aksatmadan tıkır tıkır verdiler; duygu sömürüsü yapmadan, şu görüntüyü verelim de, bu görüntüyü gösterelim de reyting yapalım, demediler. Magazin haberciliğinin, yorumculuğunun nasıl olması gerektiğini gösterdiler, tabii programın yöneticisiyle birlikte...
Her olay bir haberdir, haberin kurallarına uydukça...
İki genç gazeteci, bunu ekranda değerlendirdiler.
* * *
Ümit Özat’ı Fenerbahçe’nin kaptanı iken tanıdık, sonra Almanya’ya gitti eski antrenörü Daum’un takımı Köln’de oynarken kalp krizi geçirdi; tesadüf o maçı da, o anı da televizyonda izledik.
Neyse iyileşti, Türkiye’ye döndü; Ankara- gücü’nün başına geçti, ama “Beni ben yapan Fenerbahçe’dir” demeyi hiç ihmal etmedi.
Geçen hafta spor sayfalarının, Fenerbahçe’nin, Trabzon’u 2-0 yenmesi dışında ikinci haber Ümit Özat’tı; Ankaragücü’lü bir seyirci sahaya atlıyor, Ümit Özat’a saldırıyor, o da kendisini savunuyor, yere düşen saldırgana tekme atıyor.
Elbette bu haberdi, karşılıklı görüşler, sesli, görüntülü, yazılı basın, haberin hakkını veriyordu.
* * *
Meğer olay içinde, olay varmış!
Ankaragücü’nün rakibi Manisa’nın hocası -galiba eski Ankaragücü’nün de hocası- Hikmet Karaman, maçtan sonra Ankaragücü tribünlerinin önüne gidiyor, selamlıyor, önlerinde eğiliyor, basın toplantısına yendikleri takımın kaşkolüyle çıkıyor.
Elbette rakip takımın hocasının bu davranışı takdire şayan...
Ama o gün değil!
Biraz önce o tribünden atlayan biri, meslektaşı Ümit Ozat’a saldırmış..
Her şeyin zamanı vardır, bu hareketin zamanı da “biraz” öncesini hatırlayarak, bu değildir.
Biz öyle diyoruz ama o kendine yakıştırmışsa...
* * *
Mısır olayını yorumlayan bazıları ıkına, sıkına, yutkuna bir şeyler söylemek istiyorlar da...
“Şu olursa, bu olursa, bu yapılırsa, bu edilirse....”
Geçin efendiler geçin; bizim de, zaman zaman beğenmediğimiz kızdığımız o “sandık” var ya!
O sandık oldukça...