Öyle bir basın ki!..

TÜRKİYE’de bir zamanlar politikada espri vardı, nükte vardı, şaka vardı, fıkra vardı...
Son temsilci de galiba Süleyman Demirel’di, hatta onun anlattığı fıkralar derlenmiş, Rahmi Turan “Baba’dan Fıkralar” diye bir kitap yapmıştı.
İngiliz politikacıları arasında da nüktedan olanlar vardır: Çoğunuzun aklına hemen Churchill gelse de, İrlanda asıllı Sheridan da yamandır.
Sheridan tiyatro kökenliydi, babadan tiyatrocuydu, oyun yazmış, oynamış, tiyatro çalıştırmıştı. Çocukluğunda babasının mesleğini küçük gören bir doktorun oğluna şöyle demişti:
“Benim babam insanları güldürerek eve ekmek getiriyor, benin baban ise insanları öldürerek!”
* * *
SHERIDAN, girdiği her partiden bir süre sonra ayrılıyordu, doğuştan muhalifti, kendi partisinin hükümetini muhalefetten çok daha fazla eleştirirdi.
Bir gün, hükümet için şöyle demişti:
“Çaresizlikten bunalan bazı insanların kafalarını duvara vurduklarını işitmişimdir. Lakin bazı insanların kafalarını vurmak için özel bir duvar ördüklerini ilk defa görüyorum.”
* * *
BİZDE de sık sık olur, bir kanun çıkar, bir süre sonra değiştirilir, yeni maddeler eklenir, çıkarılır özellikle vergi kanunlarında...
Sheridan da böyle bir değişikliğe kızmış, kürsüye çıkmış:
“Bakıyorsunuz, önce bir vergi kanunu çıkarılıyor, ardından alelacele, parlamentodan henüz çıkmış bu kanunun bazı maddelerinin tadiliyle ilgili yeni bir kanun teklifi önümüze konuyor. Nihayet bu da kanunlaşıyor, fakat ‘çok şükür’ demeye vakit kalmadan, hükümet, yürürlükteki kanunu tadil eden kanunun kusurlu ve hatalı taraflarını düzelten ikinci kanunun eksiklerini tamamlayacak yepyeni bir kanun teklifiyle karşımıza dikiliyor. Gelgelelim, iş bununla da bitmiş olmuyor. Bir müddet sonra, bir de bakıyoruz ki, yürürlükteki vergi kanununu tadil eden kanunun kusurlu yönlerini düzelten en son kanunun eksik taraflarını tamamlayacak yepyeni bir kanun teklif ediliyor ve böylece vatandaşlar, bir türlü sonu gelmeyen * * *

SHERIDAN’ın “basın’la ilgili bir sözü de vardır ki:
“Dejenere bir Lordlar Kamarası, onların olsun, sefil bir Avam Kamarası onların olsun, dalkavuk bir mahkeme onların olsun, müstebit bir hükümdar onların olsun...
Siz bana zincire vurulmamış bir basın verin yeter. Ben o zaman İngiliz vatandaşlarının özgürlüklerine kıl kadar dahi tecavüz edilemeyeceğini onlara göstereyim.”
Dikkat edin, Sheridan “zincire vurulmamış” diyor.
Demek o zaman daha “satılık” ve “dönek” yokmuş.