Pala ve bir karış tarla

Yok, sanıldığı gibi değil, Türkiye’de hâlâ hukuk devleti var, yargı da her şeye rağmen çalışıyor.
Bazıları “Sen ne diyorsun?” deseler de, gazete ve televizyonlar da yapabildikleri kadar görevlerini yerine getiriyorlar.
***
Uzun lafa gerek yok, Taksim’in göbeğinde, elinde pala, sağa sola saldıran, kadını tekmeleyen adam, medya olmasaydı, gazeteler boy boy fotoğraflarını yayımlamasaydı, televizyon haber bültenlerinin baş haberi bu olmasaydı, adam şimdi neredeydi?
Evinde, televizyonlarda kendisini seyrederek kabara kabara yeni işlere hazırlanabilirdi.
Ne yalan söyleyelim biz de öyle sananlardandık, savcı adamı tutuklama isteğiyle mahkemeye göndermiş, mahkeme de onu serbest bırakmıştı.
Bu kadar sanıldı...
***
Hayır, devam etti; haberler, yorumlar, başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın tepkisi...
Daha önce de söyledik, Sayın Arınç yer yer doğruları söylüyor ama söylediğiyle kalıyor.
Galiba, bu kez olmadı, öyle bir çıkış yaptı ki!
Savcı, mahkeme kararına itiraz etti ve adam tutuklandı.
Şimdi soracaksınız:
“Her şey olup bitti mi?”
Hiç biter mi?
O adam neye güvenerek, kime, kimlere güvenerek sokağa fırlayıp dehşet saçıyor.
Evet, elindekine de “pala” değil “zırh” denir, kebapçılar eti bu zırhla kıyma yapar, çiğ köfte olur.
***
Ama bu neyi değiştirir ki? Pala değilmiş de zırhmış.
Sen onu hangi maksatla eline alıp insana saldırdın? Önemli olan bu!
Geçim sıkıntısı çekiyormuş, borçlarını ödeyememiş...
Bu durumda olan milyonlar var, onlar palayı, zırhı kapıp insanlara saldırsınlar mı?
Karanfil attı diye tutuklanan genç kızın, adalet duygusu ne hale gelir?
***
Avuç içi kadar bir tarla!
Yargıcın tecrübesizliği, davacıya sitem eder:
“İki karış tarla için mi bizi buralara getirdin, aramızda para toplayıp, sana verirdik!”
Davacı devlete güvenir:
“Hakim bey, ben para pul peşinde değilim, hak, hukuk peşindeyim!”
***
Hakim ilerde çok önemli görevlerde bulunurken, genç meslektaşlarına hep bu olayı anlatır:
“Vatandaşı, devletin adaletinden soğutmayın!”
Anlatabildik mi?