Politikada nükte...

Abraham Lincoln, Amerika’nın ünlü başkanlarından biridir, yoksul bir ailenin çocuğu olarak hayata atılmış, değişik işlerde çalışmış; bakkal çıraklığı, kadastro işçiliği, köy postanesinde memurluk, sonunda avukatlık... (x)
Abraham Lincoln, her lafını espriyle bitiren, nükte yapan, gerektiğinde de rakiplerini sivri diliyle yaralayan bir politikacıydı.
* * *
Siyasete atılmadan önce bir kilisede vaaz dinliyordu, papaz sordu:
“Cennete gitmek isteyenler ayağa kalksın!”
Kalkanlar oldu, lakin Lincoln yerinden kıpırdamadı.
Papaz bu defa “cehenneme gitmek isteyenlerin kalkmasını” söyledi, kalkanlar oldu ama Lincoln yine yerinde oturuyordu.
Papaz merak etti, Lincoln’e sordu:
“Cennete de gitmek istemiyorsunuz, cehenneme de...”
Lincoln ayağa kalktı:
“Ben kongreye, parlamentoya gitmek istiyorum.”
* * *
Lincoln, zenci Amerikalıların haklarını savunuyor, köleliğe karşı çıkıyor ve şöyle diyordu:
“Eğer sorunları çözecek bir hal çaresi bulamazsak, ülkenin başına büyük bir felaket gelir, içinden yıkılmış ev ayakta duramaz.”
* * *
İç savaşta “başkumandan” olan Lincoln’ün esprileri de acımasızdır, bir lokantada kendisine kahve getiren garsona şöyle demiştir:
“Eğer bu kahve ise, bana çay getirin, ama bu içtiğim çay ise, o zaman bana bir kahve getirin.”
Bu esprileri siyaset hayatında da yaptı, ama tarihe geçen sözü şudur:
“Evet, herkesi bir zaman içinde aldatabilirsiniz, hatta bazılarını her zaman aldatabilirsiniz, fakat herkesi her zaman aldatamazsınız.”
* * *
Bir bakanı ona şikâyet ettiler. Bakanlıkta işler iyi gidiyor, lakin herkes bakandan yaka silkiyordu...
Abraham Lincoln bur çocukluk anısını anlattı:
“Kardeşimle tarlada saban sürüyorduk, at tembel, uyuşuk bir hayvandı, fakat birden hızlandı deli gibi koşuyordu, zor yakaladık, atın kuyruğunun altına bir sinek girmiş, ısırıyordu, sineği bir vuruşta öldürdüm, at da rahat etti, tabii yürümedi de... Bakın beyler, at sineğini öldürdüm ama bakana elimi sürmem, başında bulunduğu bakanlık at gibi koştukça, çünkü bakan at sineği gibi!”
* * *
İç savaştaki generallerden biri kararsızmış, savunma mı, hücum mu karar veremezmiş, Lincoln, cepheyi dolaşırken askerlerin bir çukur kazdıklarını görmüş:
“Ne yapıyorsunuz?”
“General için hela hazırlıyoruz!”
“Tek delikli mi, iki delikli mi?”
“Tek delikli!”
“İyi, devam edin!”
Sonra yardımcısına dönmüş:
“Eğer, iki delikli olsaydı, general hangisine yapsam, diye karar verinceye kadar donuna ederdi.”
* * *
Bakanlar Kurulu toplantısında, tanınmış birinden söz açılmış, övenlerin biri “Bizim kuşağımızda onun kadar bilgi havuzuna atlayıp, dalan biri yoktur” deyince, Lincoln fırsatı kaçırmamış:
“Onun kadar da ıslanmadan kupkuru çıkan!”
* * *
Evet politika küfürleşme sanatı değildir.
Hele hele, soy sopla uğraşmak hiç değildir.
Etrafa bir baksanıza...

Politikada Nükte-N. Muallimoğlu