Politikada şaka "tarziye" ve "taziye"

Politikacı denilince hâlâ rahmetli Osman Bölükbaşını anıyoruz.Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koçun başına gelenlere bakın...Rus turistlere sonradan görme, bu yüzden çok para harcıyorlar, görgüsüzler, dediği için yer yerinden oynadı...Oysa Sayın Bakan masum, kendi deyimiyle "şakacı zihniyetinin" kurbanı!Aynen böyle diyor!Üstelik Türkçe konusunda da iddialı:"Ben Türkçeyi iyi konuşurum" diyor, "Ama arada sırada, espritüel hayatım böyle bir söz söylettiyse, özür dilerim!"***ŞAKADAN anlamayanlar, Sayın Bakanın "şakacı zihniyetini" bilmeyenler, onun espri dolu hayatının sırrına varamayanlar, neredeyse adamı istifa ettirecekler.Oysa politikanın yapısında şaka, nükte, espri vardır.***MESELA Meşrutiyet Meclisinde, İktidar Bakanı kürsüden muhalefet sıralarını gösterip, "Sizde iktidar hırsı var!" deyince, muhalefetten bağırmışlar:"İktidar hırsı suçsa, siz suçüstü halindesiniz!"***OSMAN Bölükbaşı, Mecliste konuşurken sıra kapağını vuran DP Milletvekili Hüseyin Balıka, "Oynama balık, tutarım seni!" diye bağırmıştı.***YİNE Meşrutiyet Meclisinde, Divan kâtibi yoklama yaparken bir milletvekilinin "Baban" adını "Yaban" diye okuyunca, milletvekili düzeltmişti:"Babandır, baban!"***İNGİLİZLERİN ünlü devlet adamı Churchillin esprileri de ünlüdür. Savaş bittikten sonra iktidara gelen İşçi Partisinin Enerji Bakanı, kömür sıkıntısı olduğunu, halkın daha seyrek yıkanmasını, kendisinin de öyle yaptığını söyleyince Churchill espriyi patlatır:"Bu hükümetin neden bu kadar koktuğunu şimdi daha iyi anlıyorum!"***İŞÇİ Partili bir kadın milletvekili, Avam kamarasındaki ateşli bir görüşmeden sonra koridorda Churchillin üzerine yürür:"Sen bir sarhoşsun!"Churchill, sarhoş olduğunu kabul eder:"Ama sen de çok çirkin bir kadınsın... Ben yarın ayılacağım, sen ise ömrün boyunca çirkin kalacaksın!"***KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Atilla Koçun, Rus elçisine mektup gönderdiğini, "tarziye dilediğini" söylemesi, bazı televizyon kanallarının cehaletini de ortaya koydu. "Tarziye" kelimesine mal bulmuş mağribi gibi atlayan televizyoncular, "Bakan özür dilerken bir gaf daha yaptı!" diyorlardı.Çünkü onlar "tarziye" kelimesini "taziye" ile karıştırmışlardı."Tarziye" işlenen bir kusurdan dolayı özür dilemek, "taziye" ise başsağlığı anlamına geliyordu. İkisinin de kökeni Arapçadır.Bakan, Rus elçisine, "taziye", başsağlığı dileseydi, o zaman ona yakışan pek güzel bir fıkra vardı...Padişah, İncili Çavuşa "Öyle bir halt işle ki, özrün kabahatinden büyük olsun!" demiş...İncili Çavuş, merdiven çıkan padişahın arkasına yanaşıp kalçalarını sıvazlamış...Padişah, "Bre ne oluyor?" deyince de, hemen özür dilemiş:"Efendim, sizi valide sultan sandım!" h.pulur@milliyet.com.tr ŞAKAYA, nükteye, Frenkçesiyle espriye tahammül edemiyoruz. Hele politikacılar...

DİĞER YENİ YAZILAR