"Refah" ile ABD muhabbeti

"Refah" ile ABD muhabbeti

Hasan PULUR

REFAHLILAR'ın kalbine bu Amerikan sevdası, Amerikalıların kalbine de bu "Refah" sevdası nereden düştü?
İktidara gelinceye kadar Amerika'ya "Şeytan!" diyen, Amerika'yı masonlarla, farmasonlarla bir tutan, sömürücü kapitalizmin ağababası sayan Erbakan Hoca, şimdi Amerika'dan ne kadar memnun, görüyorsunuz!
Niye?
Amerika, "Refah'ın kapatılmasına" karşı çıkıyor da ondan...
Niye karşı çıkıyor?
Demokrasi, insan hakları, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü adına karşı çıkıyor.
* * *
PEKİ, bırakın diğer partileri Refah Partisi'nin "tıpkı basım"ı olan Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi kapatılırken, demokrasi, insan hakları, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü henüz keşfedilip, ya da icat edilmemiş miydi?
* * *
YA Erbakan Hoca, 1993 yılında Amerika için ne diyordu:
"Çekiç Güç, Türkiye'nin tepesinde ne arıyor. Çekiç Güç bir işgal kuvvetidir. Türkiye'nin bölünmesi için bu güç getirilmiştir. Türkiye'nin güneyinde bir Hıristiyan Kürdistan kurmaya çalışıyor. Bu gücün tek bir adı vardır. O da ikinci Sevr kuvvetidir. ABD, 70 yıl önce birinci Sevr'i tatbik etmeye çalıştı. Şimdi ikincisini, bütün Ortadoğu'yu birbirine düşürecek, kontrolü eline alacak. Taklitçi partiler de bu Çekiç Güç'e selam duruyorlar. Bu Çekiç Güç, Bitlis Paşa'nın uçağını düşürdü. Generalleri ustaca öldürüyor. Buna selam duruluyor. Neden? ABD'nin emrinden çıkamazlar ki." (x)
* * *
PEKİ ne oldu da, hem Amerika, hem Erbakan ve Refah Partisi böyle birden can ciğer kuzu sarması oldular?
Bir cümleyle özetlenebilir:
"Birbirlerini tanıdılar, birbirlerine zarar veremeyeceklerini anladılar, hedef aynı hedef olunca, anlaşmakta güçlük çekilir mi?"
* * *
BAKIN tam yedi yıl önce CIA ajanı, Amerika'nın Türkiye uzmanı ve bazılarının baştacı ettiği Graham Fuller neler söylüyordu:
"Atatürk'ün düşünceleri, çağı için son derece güçlü düşüncelerdi. Ama onun sayesinde yaratılmış olan bugünün, kendisine entelektüel güven duyan güçlü Türkiye'si artık ulusal kimliğini, yörüngesini, dünyadaki rolünü hatta İslamın günlük yaşamdaki yerini yeniden düşünebilmelidir.
Ama artık Türkiye bu bakımdan kendisiyle barışmalıdır. Eğer siz İslama dayalı olduğunu söyleyen siyasi partileri, daha fazla siyasileşmeye, parlamentoya katılmaya çekebilirseniz, tartışmaya açık bir platform yaratabilirseniz, bu çok daha değerli olur."
* * *
REFAH Partisi'nin iktadara ortak oluşu ve Erbakan'ın başbakanlığı Fuller'in çizdiği planın hayata geçişi oldu. Her şeyin tıkır tıkır gideceği sanılırken, birden "28 Şubat 1997" tarihli Milli Güvenlik Kurulu Bildirisi patladı, üstelik bildiriyi Erbakan da imzalamıştı, Amerika böyle bir günde müttefikini yanlız bırakacak değildi ya! Amerika'nın etkin gazetelerinden The New York Times'ta mart 1997'nin sonlarına doğru bir başyazı yayınlandı:
"Ordu tarafından desteklenen laik partiler, kökleri derinlere uzanan bir popülerlik yaratmakta başarısız kaldılar. Giderek artan biçimde, sıradan vatandaşların sorunlarından habersiz oldukları düşünülüyor ve kişisel kan davaları ile çürümüşlük, bu partileri tüketiyor. Bunların aksine, Erbakan'ın RP'si, Türkiye'nin pek çok büyük kentinde nispeten temiz ve etkili belediye yönetimleri oluşturarak, tabandaki desteğini güçlendiriyor. (..) Türkiye'nin Avrupa ile daha yakın bir şekilde bütünleşmesine büyük engel teşkil eden şey, askeri açıdan milliyetçi ve tümüyle insan hakları ihlaline temayülü olan güçlü Türk ordusunun da kendisidir."
* * *
BU yazıyı The Washington Post'ta yayınlanan "Türkiye'de İslami tehdit abartılıyor" değerlendirmesinin izlemesi kimseyi şaşırtmadı. Hem şaşacak ne vardı ki! ABD sözcüsünün "Türkiye'nin laiklik sorunu bizi ilgilendirmez" dediğinin daha mürekkebi bile kurumamıştı.
* * *
SİZ hala Refah Partisi ile Amerika arasındaki bu muhabbet nereden geliyor. diye merak ediyor musunuz?
Üstelik bu muhabbete "numaracılar"la, "yeni mandacılar" da katılıyorsa...
-----------
(x) "AA"nın bu haberi 27.12.1993'te Aydınlık'ta yayınlandı.


Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr