Sanki ilk oluyor...

Eklenme Tarihi14.03.2011 - 1:51-Güncellenme Tarihi14.03.2011 - 1:51

SANKİ bunlar ilk defa oluyor, sanki Türk basını ilk kez bunlarla karşılaşıyor, baskıya uğruyor ya da yabancılar bizim basın için endişe ediyorlar.
Yooo, hemen her yılın sayfalarında, bazen istisna olsa da, mahkûmiyet ve hapisler vardır.
Rasgele bakalım.
1954 Mart’ı ile 1958 arası...
“35 gazeteci yargılandı/7 gazeteci mahkûm oldu/İstanbul ve İzmir’de 29 basın davasına bakıldı/Üç arkadaş daha gitti/27 gazeteci daha yargılandı.”
Bunlar günlerin olağan olaylarıdır, vukuat-ı adiyedendir.
* * *
AMA her şeye rağmen gazeteciler mizah duygularını hiç kaybetmemişlerdir.
Ankara cezaevinde gazetecilerin bir koğuşu vardır, adı nedir bilir misiniz?
“Ankara Hilton”
1959-60 yıllarının basın için en önemli olayı “Pulliam Davası”dır.
Hıfzı Topuz “Pulliam Davası”nı şöyle anlatır:
“1959-1960 yıllarının en önemli olayı Pulliam davalarıdır. Amerika’nın ünlü gazetecilerinden Eugene Pulliam 1958 yılının ortalarında Türkiye’ye gelmiş ve Başbakan’la görüşmek istemişti. Uzun zaman beklettiler kendisini. Pulliam da görüşmekten vazgeçti, tam Amerika’ya dönecekti ki Menderes’in İzmir’e giderken vapurda kendisini kabul edeceğini bildirdiler. Pulliam da pekâlâ deyip Ege vapuruyla İzmir yolculuğuna çıktı. Ama Başbakan parti işlerine vermişti kendisini; yine Pulliam’a zaman ayıramadı; görüşemediler. Emin Yalman çıkacak gerginliği önlemek için elinden geleni yaptı, iki başyazı döşendi; fayda etmedi. Pulliam küskün ayrıldı Türkiye’den. Amerika’da 72 gazetede çıktı bu yazılar. Bir yazının başlığı “On ikiye çeyrek Var”dı. Pulliam, Türkiye’deki tehlikeli gidişatın üzerinde duruyordu bu yazısında. Menderes için hiç de övünülecek bir şey değildi bütün bunlar. Dünya, Ulus, Vatan ve Kervan bunun çevirisini yayımladılar. KİM ve AKİS dergileri de bunu aldılar sütunlarına. Bir kıyamet koptu tabii. Başbakan, yazıyı basan gazeteler hakkında kovuşturma yapılması için savcılara izin verdi. Davalar açıldı. Menderes, Dünya gazetesiyle iyi ilişkilerinin sonucu olarak bu gazete hakkında şikâyetini geri aldı ama öteki gazeteler yargılandı.”
Amerikalı gazetecinin bu yazısı Türkçeye çevrilip Türkçe yayımlanınca kıyamet koptu. (x)
* * *
“AKİS” ve “KİM” dergileri kapatıldı, “Akis” İsmet Paşa’nın damadı Metin Toker’in haftalık dergisiydi, KİM ise İstanbul’da çıkan benzeri.
Yanlış hatırlamıyorsak KİM’in sahipleri Ali İhsan Göğüş, Özcan Ergüder ve bugün Basın Konseyi Başkanı olan Orhan Birgit’ti.
Ve hapis cezaları yağmaya başladı. Şahap Balcıoğlu, “Vatan” Yazı İşleri Müdürü Selami Akpınar, Naim Tirali içeri girdi.
* * *
RAHMETLİ Abdi İpekçi “Mr. Pulliam”a açık mektup yayımladı...
“Lütfen bir daha Türkiye hakkında yazı yazmayın. Çünkü burada basının hür olduğunu sanan bazı meslektaşlarınız, sizin yazılarınızı alıp yayımlıyorlar ve hapse giriyorlar.”
Eğer yanılmıyorsak, hafızamız bizi yanıltmıyorsa “Halim’in de bir karikatürü vardı.
Türk gazetecisi hapishanede, elinde bağlama, ayağında pranga türkü söylüyor:
“Pulliam olmaz olasın
Allah’ından bulasın”
Pulliam yüzünden hapse girenlerden biri de en kıdemli gazetecilerden başyazar Ahmet Emin Yalman’dı, 15 ay 16 gün yatacaktı.
Onun için, şimdiki hale bakıp “Vay başımıza gelenler” diye kahrolmayın, bunların âlâsını yaşayanlar hâlâ yaşıyor, üstelik “duayen” gibi saçma bir unvanları da yok.
——————-
(x) Türk Basın Tarihi-Remzi Kitabevi 2003

Etiketler