Sansür mü var?

Geçen gün biri, bugünlerle “Padişah Abdülhamid” dönemini karşılaştırıyor, konu sansürdü...
Merak ettiği, Abdülhamid döneminde “Sansür” nasıl yapılırmış?
Önce bir “Sansür Kurulu” varmış... Yayınlanacak yazılar bu kuruldan geçermiş, kurulun müdürleri arasında en acımasızı “Zalim Hıfzı” ile “Kılkuyruk” diye anılan Ebumukbil Kemal’miş..
Peki sansür nasıl uygulanırmış! (*)
***
Rastgele değil herhalde, yolu var yordamı var, kurulun 9 maddelik bir yönetmeliği var.
Bu yönetmeliği bugünün Türkçesine çevirelim.
“Her şeyden önce, dünya değeri padişah hazretlerinin sağlığı, sanayi ve ticaretin ilerlemesini özendiren haberler verilecektir.”
Bu neyin yazılıp, yazılmayacağı, hangi haberin verilip verilmeyeceğini belirtiyor.
Ne demek istediği anlaşıldı değil mi?
***
Ahlak sorunu her zaman başta gelir.
Bu haberlerin ya da yayınların yayınlanmasına Milli Eğitim Bakanı karar verecektir.
“Ahlak” kavramı sayın bakanın iki dudağının arasındadır.
Yazılar uzun olmayacaktır. Hele edebiyat ve fen makaleleri kısa olacak, (devamı var) ya da (sürecek) gibi satırlar yer almayacaktır.
***
Yazının bazı bölümlerinde beyaz yerler ve nokta nokta kullanılmayacaktır.
Niye?
“Yazılarda bu gibi boş yerler ve nokta nokta bırakılması yasaktır”. Çünkü bunlar birtakım uygunsuz varsayımlara sebep olabilir, zihinleri karıştırabilir.
***
Bitti mi?
Biter mi hiç?
“Şahsiyete, kesinlikle meydan verilmeyip, yöneticilerin vali ve kaymakamların hırsızlık, yiyicilik, öldürme, ya da çirkin bir iş işlemiş oldukları söylenecek olursa, bunun doğru olmadığı belirtilerek kesinlikle yayınlanmayacaktır”.
***
Hele bir şikayet yasağı var ki:
“Vilayet ahalisinden bir kişinin ya da topluluğunun hükümetin yolsuzluktan şikayetlerini padişaha duyuran dilekçelerinin yayınlanması kesinlikle yasaktır.”
Ne güzel değil mi?
Çalmak suç değil, yazmak suç!
Allah’a şükür o günlerde yaşamadık!
***
Bir de yabancı ülkelerdeki gösteriler suç...
Bakın yönetmelik ne diyor:
“Yabancı hükümetlerin aleyhinde yapılan suikast girişimlerinin, kargaşa çıkaran gösterilerin bilinmesi uygun olmadığından yayınlanmaması gerekir.”
***
Bu kadar yasak koyan sansür kurulu kendisi için tedbir almasın mı?
“Bu yönetmelikten şikayet edenlerin eleştirileri de yayınlanamaz.”
Gördünüz ecdadımız nelerle uğraşmış, ne baskılar görmüş?
Şimdi kalkıp “sansürden şikayetçi” olmak ayıp değil?
Oturun oturduğunuz yerde!
Önümüzde bayram var. “24 Temmuz Sansürün Kaldırılışı.”
Bayramınızı kutlayın!
Yiyin için afiyet olsun.

(*) Abdülhamid Devrinde Sansür/Cevdet Kudret/Milliyet Yayınları