Sata sata...


Bir zamanlar bu memlekette “Halk” diye bir deyim ve kavram, hatta kurumlar vardı.
“Halk otobüsleri, halk matineleri, halk pazarı...”
“Halk”ın anlamı yerine göre değişirdi.
“Halk” ucuzluğun simgesiydi.
Halk pazarında patates daha ucuzdu, halk matinelerinde biletler tenzilatlıydı, halk otobüsleri daha ucuzdu.
“Halk” demek ucuzluk demekti.
* * *
Giderek anlam değişti, halk kavramı ayrıcalık oldu çıktı.
“Ucuz olsun da kalite ne olursa olsun...”
Bu kadar “halk”ın bir de bankası vardı.
Halk’ın parasını toplayan işleyen kredi veren banka...
Büyük bankaların yanında küçük kalan banka...
Halkın bakışı böyleydi.
* * *
Güngör Uras’a göre “Halkbank’ı yabancılar kapışmış”.
Banka, ekonomik ve siyasi deyimle özelleştirildi.
* * *
O günleri hatırlar mısınız?
Bir tarafta Turgut Özal, karşısında Necdet Calp, biri Anavatan Partisi kurucusu, diğeri Halkçı Parti Başkanı.
Özal köprüyü satarım diyor, rahmetli Necdet Calp çırpınıyor:
“Sattırmam!”
Bu kavga sürdü gitti. Mümtaz Hoca’nın satışa, özelleştirmeye karşı gayreti unutulur mu?
Satıştan sonra durum ne?
Satış sonunda satılan hisse senetlerinin,
* Yüzde 80’ine 159 adet büyük yatırımcı sahip oldu.
* Yüzde 10’unu içeriden 268 banka, şirket, yatırım fonu satın aldı.
* Kalan 10’unu da 29 bin 869 küçük yatırımcı paylaştı.
* * *
Güngör Uras, çocuk tekerlemesiyle konuyu açıyor.
“Bizim Anadolu’da küçük çocukları eğlendirmek için avuçlarını açarlar... ‘Bak burada bir kuş varmış’ dedikten sonra, çocuğun parmaklarını teker teker, teker teker bükmeye başlarlar. ‘Bu parmak kuşu görmüş. Bu parmak taş atarak vurmuş. Bu parmak pişirmiş. Bu parmak da kuşu afiyet ile yemiş... Dedikten sonra açıkta kalan parmağı yakalarlar. Ve hikayeye devam ederek... ‘Bu zavallı da, hani benim payım, hani benim payım diyerek ağlamış...’ derler... İşte o biçim... Hani benim payım? Adı üzerinde ‘Halka Arz... Halka arz’ da... Halkın payı çok az!”
* * *
Halkbank başarılı, kârlı bir banka. Halka hizmet ediyor. Bu halka hizmetin karşılığı biriken kâr, hisseleri ellerinde tutan yabancılara gidiyor.
“Bu işte bir terslik yok mu?” diyerek “ulusalcılığa” gerek yok!
Adı “halk” ama halkın esamesi okunmuyor.
“Ey halkım, sen oyunu yüzde ellinin üzerinde verip payını almadın mı?
Daha ne payı istiyorsun?”
Biraz daha ileri gidersen, elindekini de alırlar Dırıl Dede‘nin düdüğü gibi kalırsın.
* * *
Böyle günde üç beş payın lafı mı olur?
Arapları kendileri için cihada çağırdık; işimiz büyük...
Keşke Cemal Paşa’nın, 1. Cihan Savaşı Arabistan ve Filistin anılarını bir okusalar.