Sayın Cumhurbaşkanı’nın başkanlık hevesi

Bu siyaset kolay iş değil, hele “R. Tayyip Erdoğan Bir Liderin Doğuşu”(*) başlıklı kitabı okuyunca.
Bugün bazıları sanır ki Tayyip Erdoğan birdenbire kendisini devlet başkanlığına aday etmiştir.
Tayyip Erdoğan’ın siyaset macerası öyle kolay değildir. Olur mu öyle şey, belediye başkanlığı, ilçe belediye başkanlığı ve devlet başkanlığı rüzgârları.
***
Özal’ın ölümünden sonra cumhurbaşkanlığı seçimi gündeme gelmiştir, İstanbul Refah Partisi teşkilatı bu konuda Kasımpaşa’da bir miting düzenler, mitingin adı vermek istediği mesajla aynıdır:
“Cumhurbaşkanını Halk Seçsin” mitingi.
Her şey açıkça meydandadır. Başkanların ilk adımları denenmektedir.
Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili genel merkezin nasıl bir tutum içinde olduklarını arkadaşlarına anlatır.
Tayyip Erdoğan’a göre Refah Partisi Genel Merkezi’nin bu konudaki görüşlerini arkadaşlarına şöyle anlatır:
“RP olarak Demirel’i desteklemeliyiz çünkü her fırsatta aleyhimize çalışıyor, en önemlisi de paşalarla bir araya geldiğinde mutlaka bizimle ilgili bir şeyler söylüyor.
Fakat Demirel’e muhalefet edeceğiz diye Hüsamettin Cindoruk’u aday göstermenizi de doğrusu anlamış değilim. Birbirinden ne farkı var bunların? Al birini, vur ötekine. MYK’da görüşülmeden hocamızın talimatıyla (Erbakan) Şevket Kazan ve Melih Gökçek teklif etmiş.”
O tarihte İstanbul Belediye Başkanı olan Tayyip Erdoğan o günlerin politik çalkantıları içinde Lütfü Doğan Hoca’ya ayıp ettiklerini söyler. Ne olmuş? Anlaşılan, önce Lütfü Hoca’yı aday göstermişler, sonra Cindoruk’a dönmüşler. Bu yakışık almayan bir tutummuş:
“Kim ne derse desin benim tercihim sonuna kadar L. Doğan Hoca’yı desteklemekten yana.”
***
Siyaset meydanına önce yapışık kardeşler gibi atıldılar. Abdullah Gül şimdi nerede? Abdullah Gül gençlik yıllarının başlangıcını şöyle anlatmış.
Kayseri Lisesi’ni bitirip İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdiğinde “68 Kuşağı”na kaynaklık edecek gençlik olayları şöyle başlamıştı. Abdullah Gül o günleri şöyle anlatır:
“Fakülteye devam etmemiz imkânsız bir hale dönüştü, bizim için okul MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) oldu. Her gün derse giriyor gibi MTTB’ye girer, bütün günümü orada geçirirdim. Orası sanki alternatif bir üniversite idi, çok yararlı etkinlikler ve bir arada olmaktan zevk aldığım dostlar vardı.”
Peki, Tayyip Erdoğan bu arada neredeydi?
Abdullah Gül’ün Tayyip Erdoğan’ı tanıması orada başlar. MTTB’ye devam edenler bunu doğrularlar. “Tayyip Erdoğan orada pek gözükmez veya biz görmezdik.”
Tayyip Erdoğan o günlerde ne yapıyordu, Abdullah Gül anlatır:
“O zamanlar henüz lise talebesiydi, ortaöğretim komitesinde ve MTTB’nin diğer birimlerinde aktif görevler alıyordu. O sıralar fazla popüler olan münazaralarda ve şiir okuma matinelerinde kendisini izleme imkânı buldum.”
Anlaşıldı, Sayın Cumhurbaşkanımızın arada sırada Mehmet Akif’ten şiir okuma alışkanlıkları buradan geliyor.
***
Abdullah Gül 12 Eylül’den sonra fakülteyi hızla bitirir, ardından yüksek lisans, doktora, iş derken, uzunca bir süre yurtdışında kalır, yazları tatil için Türkiye’ye geldiğinde Tayyip Erdoğan’ın da içinde oldukları MTTB’li arkadaşlarıyla görüşmeyi ihmal etmez.
***
Peki, politikada ortaklık nasıl başlamıştır?
Abdullah Gül kendisine yapılan adaylık teklifini kabul edip etmemekte kararsızdır. Tayyip Erdoğan o günlerde Refah Partisi İstanbul İl Başkanı’dır. Abdullah Gül ile konuşur. Refah Partisi’nin Milli Görüş hareketinin gençlere ihtiyacının olduğunu söyler: “Siz Kayseri’den başka arkadaşlar başka şehirlerden”.
Adaylıkta çok ısrarcı olur.
Gül, 1991’de milletvekili seçilir. Kısa sürede partinin önemli isimlerinden biri haline gelir. 1993 kongresinde MYK İcra Kurulu Üyesi olmuştur, Tayyip Erdoğan ile birlikte.
Bir de ufak bir anımızı nakledelim:
Rahmetli İsmail Cem de Kayseri milletvekiliydi, birkaç kere Abdullah Gül’ü bize övmüştü, borç üstümüzde kalmasın.
——————-
(*) R. Tayyip Erdoğan, Bir Liderin Doğuşu / Ömer Özbay, Hüseyin Besli / Meydan Yayıncılık