Seçilenlerin devleti

Asıl zorluk şimdi başlıyor.
Listelerin münasip yerlerine yerleştirilen bazı adayların seçilip seçilemediklerine şimdiden karar verildi.
Partisinin geçen seçimde aldığı oy ile önümüzdeki seçimde alacağı oy her şeyi belli eder.
Ya tebrikleri kabul edecektir, ya seçimin akşamına kadar sandıklar açılınca takke düşecek, kel görünecektir.
Ama şimdiden milletvekilleri belli olmuştur.
Hesap kitap tutarsa, tebrikleri kabul edebilirsiniz.
***
Asıl zorluk bundan sonra çünkü kimler, ne umutlar beslemişlerdir.
Hele siz listede münasip bir yere yerleşin de.
Kayınbiraderin faili, davanın yer değişimi, daha neler neler...
Bu başka düşünceleri de su yüzüne çıkartır.
En masumane olanı şudur:
“Bizi görür artık.”
Görür de nasıl görür?
Bakın en zor taraflardan biri de nedir?
Oğlunun, kızının, damadının, gelininin yakınlık dereceleri gitgide çoğalanların talepleri ve onların bekleyişleri işleri öyle saçma sapan hale getirebilir ki...
***
Sonra her şeye radikal bir yöntemle bakalım.
Diyelim oğlunuz inşaat yüksek mühendisi, babası milletvekili ya da bakan olunca işsizliğe, açlığa mahkum mu?
Yoo, onun babası bakan, dayısı başbakan, bir iş bulup çalışması münasip değil.
Bize göre bu doğru değil.
Aleni torpil yapılmışsa, adam kayırılmışsa her talip gibi işe girmişse...
Yoo, işe de giremezsin, tayin bile isteyemezsin.
Niye? Senin sırtında öyle bir kambur var ki, baban, amcan, dayın!
Bu haksızlık değil mi?
***
Şimdi önümüzdeki günlerde Türkiye Sayın Cumhurbaşkanı’nın oğlunun durumunu tartışacaktır.
Biz hiç öyle düşünmüyoruz.
Her vatandaş gibi onun da siyasal hakları vardır.
Yeter ki bu hakkın kullanımında yasa dışı bir davranış içine girilmesin.
***
Diyeceğimiz şu ki, bir siyasetçinin oğlu olmak, damadı olmak zor bir iş değildir.
İşte CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun en yakınları, oğlu ve kızı.
Bir ses duydunuz mu?
***
Unutamadığımız bir anı vardır.
Rahmetli Aydın Menderes, babasına bir iş konusu açar, ona ortaklık teklif eder.
Menderes itiraz eder:
“Kusura bakma oğlum, ben Başbakan olmuşsam sen de bu işlere giremezsin.”
Ve bir ömür öyle geçip gider.