ŞEHİT CENAZELERİ VE HABERLER

Okuyan, yazan, düşündüklerini açıkça söyleyen “sansür” ister mi? Hele “sansürün kaldırılışının bilmem kaçıncı yılı” diye uyduruk Basın Bayramı’nın icat edildiği günün ertesinde “sansür” istiyoruz demek kolay mı?
Şimdi, bizim yüce meslektaşlardan itiraz gelecek “uyduruk Basın Bayramı ne demek?” diye...
Şu demek?
Elliye yakın gazeteci yazdıklarından sorumlu tutulup hapishanelerde, o memlekette bayram mayram kutlanmaz, ayıp olur.
Bunu tartışmayız bile...
* * *
Biz gelelim “sansür”e...
“Sansür- Fransızcadan Türkçeye giren bir kelime...
Padişah Abdülhamit döneminde gazetelere uygulanmış...
Ertesi gün çıkacak gazetenin bütün yazılarını “sansürcüler” okuyor, tarıyor, bu girer, bu girmez diye karar veriyor, gazeteler onların keyfine göre çıkıyor.
* * *
Bizim de istediğimiz sansür, öyle genel sansür değil.
Örneğin Kürtlerin “demokratik özgürlük” alanı sansüre tabi değil!
Kimin haddine düşmüş!
Bizim sansür isteğimiz “şehit cenazeleri”yle ilgili...
Artık ezberlemişinizdir, şehit cenazeleri belli platform içinde yapılıyor, rutin sıradan bir görev...
Şehidin ailelerine haber verilecek, feryadü figan başlayınca törenin diğer maddelerine geçilecek...
* * *
Zaten her köyde, kasabada, kendiliğinden oluşmuş gruplar vardır. Onları sokağa dökecek, yüreklerinden kopan duygularını bir ritimle bağırırken, ellerindeki Türk bayrağını sallayacaklar:
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”
Değişik sloganlar da vardır:
“Akan kan yerde kalmaz” gibi...
Al bayrağa sarılmış şehit tabutu, namazın kılınacağı caminin avlusuna getirilecek, musalla taşına konacak...
* * *
Tabutun önünde oranın en büyük sivil ve askeri amirleri saf tutacak...
Bu sırada sloganlar değişecek:
“Kahrolsun PKK, kahrolsun APO!” gibi...
Arada sırada şehitlerden sorumlu siyasi erkân aleyhine de birkaç slogan atılsa, korumalar hemen bağıranlar susturacak...
Namaz kılınınca, imam helallik isteyecek:
“Bu aziz şehide hakkınızı helal ediyor musunuz?”
Cami avlusu hıçkırıklara boğulacak:
“Helal olsun!”
Bando varsa, cenaze marşı çalacak, “analar, babalar vatan sağ olsun!” diye isyan edecek.
Ondan sonra bir avuç kara toprak...
Geride kalanlar, analar, babalar, eşler, çocuklar...
Onlar mı?
Onların hali, önceden saptanmıştır:
“Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.”
Keşke biri çıksa da Orhan Veli’den iki dize okusa:
“Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik.”
Şiirin başlığının “Vatan için” olduğunu söylese...
İşte bizim sansür istediğimiz, bu haberlerdir, özellikle televizyonda...
Haber saatlerinde biri bitiyor, biri başlıyor, yürek dayanmıyor. Lakin o törenleri keyifle seyredenler de var!
“Var mı?” diyeceksiniz, olmaz mı?
Her şey bir yana şehit cenazeleri haberlerine sansür konunca, bu katilleri ve destekçileri...
“Ohh, ooh, oh!” diyemeyecekler.
Zaten gazeteler uyuşturucudan ölen şarkıcının haberlerinden şehit cenazelerine yer bulamıyorlar ki!
Hiç olmazsa televizyonlar, yürekleri paralamasın!