Şike var, şikeci kim?

“Şikesiz” gün geçmiyor, akşam yat şike, sabah kalk şike... “Şike” yabancı bir kelime...
Sözcük karşılığı şu:
“Bir çıkar karşılığında anlaşarak, maçın sonucunu değiştirecek biçimde, uzlaşmalı bir spor karşılaşması yapmak...”
Bir karşılığı daha var:
“Bir çıkar karşılığı anlaşarak bir iş yapma, danışıklı dövüş.”
* * *
Her iki halde de “şike yapacak” insan gerekli, şike tek başına yapılamaz ki!
Peki Fenerbahçe takımının şike yapan oyuncuları kim?
Ya da Fenerbahçe’nin karşısında şike yapanlar kim, kimler?
Ne Fenerbahçe’de, ne de karşı takımlarda şike sanığı yok!
Bir kaleci dışında...
Beleş gol atan mı var, beleş gol yiyen mi var?
Bir yönetici şike yapabilir mi?
Yapabilir!
Ama sahadaki futbolcu şike yapmazsa şike nasıl gerçekleşecek?
* * *
Kimse kimseye masal, maval okumasın, hedef Fenerbahçe’dir.
Oduncu, elinde balta ormanda ağaç keserken, ağaç başlamış ağlamaya, oduncu ağacın haline acımış, “senin canını acıttığımı biliyorum, ama bu da benim ekmek param!”
Ağaç gözyaşlarını silerken derdini dökmüş:
“Niye ağlıyorum biliyor musun, elindeki baltanın sapı bende ona ağlıyorum!”
Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’a “O baltanın sapı sizsiniz!” desek haksızlık eder miyiz?
* * *
Aykut Kocaman geçen gün öyle bir benzetme yaptı ki:
“Boynumuzda ip dolaşıyoruz.”
Böyle günlerde mert, namert belli olur derler.
Aykut Kocaman, mertliğin ne olduğunu anlattı, Rudyard Kiplink’in “Eğer” diye başlayan bir şiirini geçende yazdık...
“Eğer, eğer, eğer...” diye sürer ve “İşte o zaman adam olursun oğlum”, der.
“Aykut Kocaman, bu hengâmede nasıl adam olunurmuş, onu gösterdi.”
Bir komisyon önerdi:
“Altı maçın sonucu belliydi diyorlar, bir komisyon kurulsun, Türkiye’nin deneyimli, dürüst futbolcuları o altı maçın kasetlerini seyretsinler, futbolun doğal akışı içinde her şey belli olur.”
Ama Aykut Kocaman’ın bir ufacık şartı var...
Başka takımların da bazı maçlarını seyretsinler.
Var mısınız?
* * *
Fenerbahçe taraftarının takımına verdiği destek ansiklopedilere geçecek kadar ilginç.
Gazete haberlerine göre şike soruşturmasının başlamasıyla “Fenerium” mağazaları darphane haline gelmiş, mağazalarda satılan ürünler geçen yılın aynı dönemine göre iki buçuk kat artmış, “Fenerium”ların yıllık cirosu 110 milyon TL’yi aşacakmış. Şampiyonlar liginden kaybedilen 30 milyon euro büyük oranda karşılanmış...
Elbette Fenerbahçeliler mutlu, haksızlığa uğradıklarının tepkisini gösteriyorlar.
Ya diğerleri, ya diğerleri, yeminli Fenerbahçe karşıtları...
Vücutlarının kimyası, suratlarının haritası bozulmuş...
Fenerbahçe taraftarının bu sevgisi, tutkusu, bağlılığı; televizyonda anlatılırken biri hemen itiraz etti...
“Yok öyle değil!”
Ya nasılmış?
“Geçen gün biriyle konuştum, ‘ben bu konuyu çocuğuma nasıl anlatacağım?’ diyor.”
İlahi, dert ettiğine bak, adam çocuğuna Fenerbahçe’nin halini anlatacağına, senin televizyondaki halini göstersin, yeter!