Televizyonda nikâh...

MEĞER ne kadar “çöpçatanlığa” meraklı bir toplummuşuz, televizyonlar da “çöpçatanlık” programlarından geçilmiyor. Evlenmede aracılık yapana “çöpçatan” denir, bu deyim nereden geliyor, bilmiyoruz.
Bu programlarda, bir kadın veya erkek, seyircilere sunuluyor, meziyetleri, marifetleri, geliri, boyu posu, endamı gösteriliyor, “Sonra var mı talibi?” diye ortaya sürülüyor.
Herhalde birbirlerini beğenenler evleniyorlar.
* * *
URFALI türkücü Mahmut Tuncer’in de böyle bir programı var; genellikle yoksulları evlendiriyor, kızın gelinliği filandan, damadın elbisesi falandan... (x)
* * *
GEÇEN gün kanalları dolaşırken bir garip nikâha rastladık. Anladığımız kadar, Mahmut Tuncer, daha önce kızın evine gitmiş, babasıyla anasıyla, kızla görüşmüş ve nikâh günü kararlaştırılmış; gelin, damat, gelinin ailesi, hepsi televizyon binasına gelmişler. Maksat nikâh olsa da, aslında televizyon seyircileri eğlendirilecek. Mahmut Tuncer türkü okurken yanına biri geliyor, program kesiliyor, Mahmut Tuncer kızıyor:
“Ne var, ne oluyor, benim programı hangi hakla kesiyorsun, türküyü yarıda bıraktırıyorsun?”
Stüdyo sorumlusu mahcup:
“Abi, kız evlenmek istemiyor!”
“O nasıl laf?”“
“Damat, ben de giderim, diyor.”
Mahmut Tuncer kızgın:
“Giderse gitsin, Mahmut Tuncer gitti mi gelmez! Sen benim türkümü nasıl kesersin?”
* * *
MAHMUT Tuncer canı sıkkın, gelinle damadın olduğu odaya gidiyor, gelin sessiz, bir kenarda, ablası kıyameti koparıyor:
“Ben kardeşimi bu adama vermem!”
“Niye?”
“İşsiz güçsüz, kalacak yeri yok, beni de böyle bir adama verdiler, zor kurtuldum!”
Gelinin sesi çıkmıyor, “Ben bu adamla evlenmek istemiyorum” demiyor.
Abla ise herkese hâkim, kimse sesini çıkarmıyor, nikâha damadın ailesinden bir kişi bile gelmemiş, “abla” bunu da söylüyor:
“Bakın, kimse var mı, nerede bunun anası babası?”
Tartışma uzadıkça uzuyor, biri akıl veriyor:
“Filanı arayalım!”
Filan dediği, ilçenin Belediye Başkanı....
Mahmut Tuncer, derdini “Sayın Başkan”a o güzel Urfa şivesiyle döküyor, işsiz damada iş arıyor...
Belediye Başkanı, Mahmut Tuncer’in talebinden şeref duyuyor, neredeyse “Emrin, başım gözüm üstüne!” diyecek...
Ama o gün Ankara’da Başbakan, bakanlar, milletvekilleriyle toplantıda; salı günü için randevu veriyor:
“Bana gelsinler, belediyeye işçi alamıyoruz ama, bizim şirketler var, onlardan birinde iş verelim!”
Ohhh, Allah razı olsun, lakin Mahmut Tuncer’in bir ricası daha var:
“Bir ev bulsalar, altı aylık kirayı bir hayırsever ödese!”
Belediye Başkanı’nın gönlü zengin, mürüvvetin endazesi olmaz, ağanın eli tutulmaz, altı aylık kirayı verecek de...
Acaba kendi kesesinden mi, yoksa belediye bütçesinden mi? Gördünüz, iş bulmak da yardım almak da ne kadar kolay!
TV’ler ve televizyoncular sağ olsun!
* * *
PROGRAM sonunda “mutlu son”la bitiyor, Mahmut Tuncer ortalığı birbirine katan “abla”ya da teklif götürüyor:
“Seni de evlendirelim!”
“Bunun gibi işsiz güçsüz birini bulma da!”
* * *
MEMLEKETTEN insan manzaraları...
Bir nikâh, bir TV programı ve bir Belediye Başkanı...
Tabii, kendi yazdıkları senaryoyu kendileri oynamamışlarsa...
——————-
(x) Kanal 7.