Televizyondan görüntüler

Televizyondan insan çok şey öğreniyor. Alıcı gözle seyredip, ekrana bakmak yeter. Pazartesi gecesi kanal kanal dolaştık, en çok ilgi çekenler, toplantılara katılanlardı, hele bazılarının suratlarından düşen bin parçaydı. Şimdi onların yüzlerinin bu hale neden geldiğini yazsak, mahkemelik oluruz.
“Adam Fenerbahçe düşmanı, sureti-haktan görünüp, şeriatın kestiği parmak acımaz diyordu ama, umduğu çıkmadı.”
Oysa hayali ne güzel kurmuştu:
“Şu Fener ikinci kümeye bir düşse!”
Olmadı, düşüremediler...
Keşke düşürselerdi, bunların ağızlarına düşmekten daha iyi olurdu!
Oysa ne sağlam mantıkları vardır, madem başkanları şikeden içeride, onlar da küme düşsünler.
Keşke düşürseydiniz...
* * *
Toplantıların hemen hepsinde bir belge lafıdır gidiyordu; eğer gizli olmasa, bu belgeleri açıklardı ama...
Hatta toplantılardan birinde, o belgelerden birinin fotokopisi ayağa düştü... Belgeyi açıklayamayan hırsını alamamıştır.
“Olmaz olsun böyle belge!” diye yere attı.
Neyse toplantıyı yöneten ‘başımız derde gider!’ dercesine devamını önledi, belgeleri kurtardı.
* * *
Şimdi “futbol kültürü” diye bir laf etsek, kiminiz “o da neyin nesi?” diye yüzümüze bakar.
O halde bir örnek verelim, futbol kültürü saygı duruşunu, en fazla bir dakika sessizce dinlemektir.
Böyle bir örnek hatırlıyor musunuz?
Şehitler için saygı duruşu bile yaptırmıyorlar, ‘kim bilir münasebetsizin biri ne halt eder?’ endişesiyle...
Oysa Real Madrid-Barselona maçında Real Madridli bir yöneticinin akrabası için saygı duruşu yapılmadı, kimsenin sesi çıkmadı.
Futbol kültürü budur işte!
Lafı televizyondan açtık, götürelim.
Kanallardan birinde ABD Başkanı Obama ve eşi vardı. Saygın bir gazeteciyle konuşuyorlardı, biz açtığımızda Bayan Obama soruları cevaplıyordu:
“Beyaz Saray”da günler nasıl geçiyor?
Sıra çocuklara geldi, meğer büyük kızın annesiyle bir sorunu varmış? Neymiş, sabahları yatağını düzeltiyormuş, öyle ya “Beyaz Saray”da o kadar hizmetli var, biri küçük hanımın yatağını düzeltiversin!
Bayan Obama “yooo!” diye itiraz etti:
“Ona Beyaz Saray’ın geçici olduğunu... Evlendikten sonra yatağını öyle bırakıp kalkmasının mümkün olamayacağını anlattım.” Bir de çamaşır sorunumuz var:
“Kocaman kız oldu, çamaşırlarını kendi yıkasın! Ninesi o yaşta hâlâ kendi yıkar!”
ABD Başkanı’nın eşi ve kızının sorunlarını başka nasıl öğrenecektik.
Öğrenin ve ibretle öğrenin!
Televizyonda ince espriler ya olmuyor, ya biz yakalayamadık.
* * *
İlk kadın spor spikerlerinden Burcu Esmersoy, geceleri NTV’de program yapıyor, bilinen bir biçimde konuklarını çağırıyor, onlarla laflıyor, konuklar bazen marifetlerini ortaya döküyor, vakit geçiriyor, kavgalı küfürlü toplantılardan iyi...
O gece Burcu Esmersoy’un konuğu anlaşıldığına göre ortak arkadaşları olan biriydi. Burcu Esmersoy da güzelliğinin hakkını vermiş, sere serpe oturmuştu...
Bir ara konuğuna sordu:
“Bizimkiler ne dediler? Burcu’ya şunları şunları sor, dediler mi?”
Hayır dememişlerdi...
Ya ne demişlerdi?
“Sen soru filan sorma, bırak biz Burcu’yu seyredelim!”
Bu ince espri mi?
O kadar hırtın, magandanın, ukalanın espri yaptıklarını sanarak söylediklerinin yanında incenin incesi...