Türban, terör ve Barzani...


Demek geçmişe bakıp, eskilerin deyimiyle “vicdan muhasebesi” yapmak, hayıflanmak iyi değilmiş...
Geçenlerde son yılların en gürültü koparan iki olayını yazıp sormuştuk...
Biri “türban” denilen başörtüsü, diğeri sürüp giden “terör” belası.
Bugün nedir durum?
* * *
“Türban” bitti, Cumhurbaşkanı’nın da, Başbakan’ın da eşleri “türban”lı, yakında üniformalı eşleri de başlarını örtecek.
Demek ki onca uğraşı boşunaymış...
Başörtüsü siyasi İslami mücadeleye alet edilerek kazanıldı.
Olan da üniversite kapısından geçirilemeyen kızlara oldu.
* * *
Buna hayıflanıp, “yazık oldu geçen zamana” diye değerlendirmenin yanlışı nerede?
Ve de manzaraya bakıp, değer miydi diye hayıflanmak.
Eğer başörtüsünü inanç sorunu diye değerlendirirseniz, onların istediği de bu...
Demek yanlış yapılmış ya da yanlış mücadele edilmiş...
Herkes istediğini giyer, deyip arkadan “Ama türban takmak...” diye itiraz etmek inandırıcı olur mu?
Sonuç ortada...
O halde geçen zamana da, kapıda çevrilen kızlara da acıyacaksınız...
Bizim yaptığımız da bu...
Bizim demek istediğimiz de bu...
Bunu alıp oraya buraya geçmek, birilerine benzetmek.
Ayıptır, ayıp!
Terörden yana sorarsanız...
Akan kanlar yerde kalıyor.
5 can daha verdik.
* * *
Gazetecilikte “takdir” diye bir kural vardır.
Neyin takdiridir bu?
Haberin takdiri!
En çok yazı işleri müdürlerini ilgilendirir.
Bir haberin önce gazetenin hangi sayfasında, hangi ölçüde yayımlanacağı yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, bazı hallerde de patronlarla istişare edilerek karar verilir.
Lakin haber her şeyin üzerindedir, haberin değeri hepsinden güçlüdür.
* * *
Mesela bir bakarsınız ki!
Cezaevlerindeki açlık grevleri sona ermiş...
Durup dururken bitmedi ya!
Belli ki bir yerden, bir yerlerden fısıltı gelmiş...
Nereden acaba, kimden acaba?
Gazetelerde bazı haberler var.
Var ama, açık seçik “İmralı’dan gelen emir” denilememiş, siyasi ayrıntıya da girilememiş.
Haber birinci sayfada olsa bile, kem küm, belli ki kulaklara fısıldanmış “Aman haaa!” diye
“İktidarı zor durumda bırakmayın.”
Yoksa “Apo’nun müdahalesi” manşeti atılmaz mıydı?
Tabii bunlar 50 yılı geçen deneyimlerden gelen bir yargı...
Elbette deneyim de yanılabilir...
* * *
Hep bu yanlışı yaptık. Gerçekleri görmedik, göstermek isteyenlere de hadlerini bildirdik...
* * *
Yine bir yanlış yoldayız, malum Barzani’yle işbirliği...
Kaç kere denendi, Barzani’yi tanıyanlar bilir, lakabını da...