Üç insan...

Bazı haberler, gazete sütunlarında kaybolup gidecek. Diyelim, gelecekte önünüze “Sahte İlaç” diye bir haber geldi...
Aklınıza 2013 yılında da böyle bir olay olmuştu diye hemen hatırlamaz mısınız?
Sonra da ayrıntılar.
Kim bu işi ortaya çıkartmıştı, kimler vardır, sonra ne oldu?
***
Şimdi, “kesik” diyorlar, eskiden kupür koleksiyonumuz vardı...
“Bir hastanın kullandığı kanser ilacının sahte olduğunu dikkati sonucu tespit eden hemşire Zübeyde Portakal, meslektaşlarının ilgi odağı oldu.
Zübeyde hemşireye, ortaya çıkması, zarar görmemesi için çalıştığı kurum ve arkadaşları büyük çaba gösteriyor.
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi hemşiresi Zübeyde Portakal ile İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü’nde görevli bir doktorun dikkati sonucu hastaların kullandığı ilaçların sahte olduğu ortaya çıkmıştı. (Yurt/Hakan Akpınar)”
***
Sonra Çanakkale’deki olay...
Neydi o olay?
***
Çanakkale’de, Taksim “Gezi Olayı” için yürüyüş yapılıyor.
13 yaşında bir çocuk caddeye “Faşizme ölüm”, “Hükümet istifa!” diye bir yazı yazıyor.
“Faşizme ölüm” diyeceksin, “Hükümeti istifa”ya çağıracaksın, hem 2013 yılında...
Aradan şu kadar yıl geçmiş.
Varsın geçsin, ne değişecek?
“Çanakkale’de geçen 3 Haziran’da Gezi Parkı gösterileri sırasında düzenlenen bir yürüyüşte, İnönü Caddesi’nde yola sprey boya ile ‘Hükümet İstifa’, ‘Faşizme Ölüm’, Demokrasi Caddesi’nde ise kaldırıma İngilizce ‘F..k the police’ yazıları yazılmıştı. Polis kameralarının çektiği görüntülere göre yazıları 13 yaşındaki ilköğretim sekizinci sınıf öğrencisi B.T.İ.’nin yazdığı ileri sürüldü.
Savcının sevk ettiği Adli Tıp uzmanı, suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu kanaatine varıp, B.T.İ.’nin cezai ehliyetinin olmadığını belirten rapor hazırladı. Buna karşın Cumhuriyet Savcısı Ozan Kaya’nın hazırladığı iddianameyle 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘kamu malına zarar vermek’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Baba Tamer I. ise ‘Bedeli ne olursa olsun çocuğumu efendilere yem etmem. Bu olay nereye giderse oraya kadar götüreceğim’ diye konuştu.”
Sadece hapis değil, cezaevinden alınıp yetiştirme yurduna teslim edilmesi.
Ama baba “dişli” bir “baba”. “İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götürürüm” diyor.
***
Öyle olaylar ve öyle insanlar vardır ki: İşte Hakan Şükür.
Türk futbolunun sayılı golcülerinden; kendisinin “Fethullah Hocacı” olduğunu hep biliyorduk, bildiğimiz gibi çıktı. Dershane olayı patlayınca... AKP’lilerle, çoğu AKP içindeki “Fethullahçılar” birbirine girdiler. Biz “Fethullah Hoca”yı televizyonda bu kadar kızgın görmemiştik, sonunda biraz yumuşadılar, ama Hakan Şükür’e “AKP kapatılmasın” diye dua edenler şimdi sanki düşman gibi.
Hakan Şükür de, bastı istifayı partiden ayrıldı.
Seversiniz, sevmezsiniz, beğenirsiniz, beğenmezsiniz, siz bilirsiniz.
Ancak bu kadar yıl sonra, acaba hâlâ Şükür gibisini görebilecek misiniz?
Yaşayan görür.