Usumi de gitti...

Sadullah Usumiyle tanışıklığımız 1950li yılların ortalarında başlar. O zaman Babıali küçük, hemen herkes birbirini tanıyor, biz "Vatan"da, o "Millet" gazetesinde çalışıyor, ikimiz de, yeni yetme sayılanlardanız.***NEDENSE rahmetlinin, ölümünden sonra yayımlanan hayat hikayesinde "Millet"in adı geçmiyor. Oysa "Millet" o günlerin önemli muhalefet gazetesi Osman Bölükbaşının, "Millet Partisi"ni tutuyor... Hatırladığımız kadar, gazetenin yazıişleri müdürü Hüsnü Zeki Söylemezoğlu, yazarlarının çoğu politikacı, kalemlerinden kan damlıyor, Demokrat Parti ve Menderes iktidarına ateş püskürüyorlar, savcılar da, dava üstüne dava açıyor, gazete sonunda bir başyazı yayımlıyor:"Patlıcan yetiştirmenin usulleri."Ciddi ciddi, patlıcanın nasıl yetiştirildiği ve nasıl pişirildiği anlatılıyor.***SADULLAH Usumi bu gazetenin muhabiri, bir akşamüstü, ikimiz de, Babıali yokuşunu tırmanırken aklımıza geliyor:"Vilayete gidip bir baksak, belki bir haber çıkar!"Biz içeri girerken, Vali Fahrettin Kerim Gökay çıkıyor, bizi görünce duruyor:"Hayrola, ne var?"Sadullah atılıyor:"Efendim, bize vereceğiniz bir haber var mı?""Filana sorun, o verir!"Özel kalem müdürü gülüyor, valiyi uğurladıktan sonra masasına geçiyor, bize damgalı iki ufak kağıt parçası uzatıyor.Bakıyoruz, yüzer gramlık kahve fişi, o günlerde memlekette kahve yok, bu da bizim payımıza düşen rüşvet!Tepemiz atıyor, fişleri geri verip çıkıyoruz, yokuş boyunca konuşuyoruz, "Gazetecilik, eğer meslekse, nasıl bir meslek olduğunu öğrenmeye başladık!" diye...***1957 seçimleri Çanakkaledeyiz, Sadullah Usumi hem gazeteci, hem "Millet Partisi"nden aday, üşütmüş, ateşi çıkmış, Bahr - i Sefit Otelinde aynı odada kalıyoruz, gece yarısı Sadullah Usuminin sayıklamasıyla uyanıyoruz, Bigadan gelecek oyları hesaplıyor, şu köyden bu kadar, bu köyden bu kadar, bu köyden o kadar, merkezden de bu kadar!Yıllar boyu, her rastlaştığımızda, hep o geceyi hatırlayıp gülüyoruz.***1960lı yıllar, "Sadullah Usumi işsiz, ona iş arıyoruz, artık Millet Partili de değil, CHPli, "abilerimiz"den birinin başında olduğu gazetede gece sekreterliği açık, adam arıyorlar, telefonda rica ediyoruz, "abimiz" soruyor:"Adı ne?""Sadullah Usumi.""Ulan, bu isimde gazeteci olur mu?"Evet, bizim böyle antika ağabeylerimiz de vardı!***REŞİD Halid Gönçün "Babıalinin Hatıra Defteri"nden Sadullah Usuminin bir cümlesi:"Biz sevdiğimiz ağabeyimiz için peşinden, parasız oldukları vakit de koşarız. 8.12.1955"Acaba, bu cümle, Reşid Halid Beyle, Sadullah Usumi, arasındaki hangi şakanın şifresiydi?Ya İsmail Sivriye sormalı, ya da izini bulursak ressam Özcan Eralpe... h.pulur@milliyet.com.tr SADULLAH Usuminin, arkasından yazılan yazılar, dürüst bir gazetecinin, öbür dünyaya, gözü açık gitmeyeceğini gösterdi; Sadullah Usumi bu yazılara layıktı.