“Vaaay kitabın başına gelenler!..”


Sık sık birileri çıkar, şunu yılın şairi seçerler, şuna edebiyat ödülü verirler, uzar gider bu haberler... Seçici kurullar herkesin hakkını kollayıp ödülünü dağıtmıştır.
Ne kadar güzel, ne kadar iyi değil mi?
Peki, şimdiye kadar yirmiden fazla kitap yayımlayan, kitaplarının hemen hepsi araştırmaya dayanan kaynak kitap niteliğinde olan bir yazara ödül verildi mi hiç?
* * *
Hayır. Emin Karaca sessiz karıncalardandır, cırcır ağustos böceklerinden değil...
“Vaaay kitabın başına gelenler!..”(*)
Emin Karaca’nın son kitabının adı bu!
Kitabın başına ne gelir? Ya yasaklanır, ya yargılanır ya da toplatılır.
Okumak zaman alır, yasaklarsın olur biter, yeter mi?
Yetmez, toplatmak gerek, hatta yakmak!
* * *
Emin Karaca dönem dönem ayırmış; Atatürk dönemi, İsmet Paşa dönemi, Bayar dönemi, Gürsel dönemi, Sunay dönemi, Korutürk dönemi, Evren dönemi, Özal dönemi, Demirel dönemi... Ve sakın şaşırmayın:
“Abdullah Gül dönemi...”
1950’lerde okul dergisi “Dönüm”de “Kitaplar kaldırımlarda” diye üzüntümüzü belirtmişiz, meğer “Kitaplar fırında” diye de yazacakmışız!
Hakkında soruşturma açılan, yargılanan, mahkum olan, toplatılan kitapların çetelesini Emin Karaca tutmuş, dönem dönem ayırmış...
Neler var, neler!
Çoğu da solcu görüşler üzerine...
* * *
Hepsi bir yana da, bizi en çok şaşırtan Dido Sotiriyu‘nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı kitabının yargılanması ve toplatılmasıdır.
Kitabı, 1970’li yıllarda heyecanla, insanı insan yapan duygularla okuduğumuz günleri hatırlıyoruz. Atilla Tokatlı’nın çevirisiyle.
Yunanlı yazar Dido Sotiriyu kitabını anlatır:
“Buradaki hikayeyi ağzından dinleyeceğiniz Manoli Aksiyotis, Anadolu Rum köylüsünün sembolüdür. 1914-1918 arası Amele Taburu’nda bulunmuş, Anadolu’yu Rum istilasıyla birlikte Elen üniformasını sırtlamış, esaret görmüş ve Yunanistan’da mülteciliğin zehirli ekmeğine ortak olmuştur. İltica ettikten sonra kırk yıl boyunca dokerlik, sendikacılık yapmış; İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen Yunan Milli Direnme Hareketi’ne katılmıştır.
Emekli olunca da, atmış yılı aşkın yaşantısını kaleme almıştır Manoli. Büyük bir sabırla cefa çekerek: Çünkü, doğru dürüst okuma yazma bilmemektedir.
Bu romanın dokusunu ben, işte bu denli gerçek tanıklardan süzüp çıkarttım. Bir daha geri gelmemek üzere çökmüş bir âlemi gözlerinizin önünde canlandırmak amacıyla yaptım bu işi. Yaşlılar unutmasın ve gençler, bütün olup biteni çırılçıplak bir şekilde görsün, öğrensin diye...”
Savaş başları Manoli, Osmanlı Ordusu’nda askerdir, Müslüman Türklerle omuz omuzadır. Sonra Yunan işgali başları Manoli, bu defa Yunan Ordusu’nda Elen üniforması giymiştir, silah arkadaşları, Yunanistan’dan gelen Hıristiyanlardır.
* * *
Türklerin, Yunanlılardan kurtardığı Anadolu onun da vatanıdır, vatanından kaçar ve şöyle der:
“Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet’in damadı! Benden selam söyle Anadolu’ya... Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların, Allah bin belasını versin!..”
1970’ten 1982’ye kadar serbest olan kitap hakkında 1982’de dava açılır ve toplatılır.
Sıkıyönetim savcılığı “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” ile, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Türklüğün tahkir, tezyif” edildiğini iddia etmektedir.
Oysa sıkıyönetim mahkemesi bu görüşte değildir, kitap beraat eder, toplatılan kitaplar serbest bırakılır.
* * *
Evet, “Vaaay kitabın başına gelenler”.
Emin Karaca’nın kitabı gazetecilik ve hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak “ibretlik” başlığı altında okutulmalıdır.
——————————
(*) Belge Yayınları