Yahya Kemal ajan mıydı?

"Yahya Kemal, İttihat Terakki ajanı mı, değil mi?"Bu da nereden çıktı?* * *HİLMİ Yavuz çıkardı, hem de Yahya Kemal hayranı Hilmi Yavuz.Peki neye dayanarak?Sermet Sami Uysalın "Her yönüyle Yahya Kemal" kitabından yola çıkarak... (Toroslu Yayınları)* * *BÜTÜN mesele, Yahya Kemalin babasına İsviçreden gönderdiği bir kartpostal...Yahya Kemal 1903te Parise gider, bir yıl geceli gündüzlü çalışarak Fransızca öğrenir, "Dış Siyaset" okumaya başlar. 1908e kadar burada okur, sonra okulla ilişiği kesilir, ama memlekete dönmez. Dört yıl daha Avrupada dolaşır, ne yapar, ne eder pek bilinmez...Her baba gibi, şairin babası da "Sen oralarda ne sürtüyorsun?" diye sıkıştırdığı için olacak, Yahya Kemal babasına Avrupada kalış sebebini anlatırken "Bir nezaretin emriyle bulunduğunu" yazar, yani Avrupada devlet göreviyle bulunmaktadır.Hangi nezaretin, yani hangi bakanlığın emriyle oradadır; bu bilinmez.Belki de öyle bir görev yoktur ama, her delikanlının masum, beyaz yalanlarından birini söylemiş, babasını kandırmak için böyle yazmıştır:"Meğer, burada yalnız tenezzüh için değil, çalışmak için hem de nezaretin emriyle bulunduğumu nazar-ı dikkate almamışsınız..."* * *İŞTE, bu cümleden yola çıkan Hilmi Yavuz, bir soruyla ortalığı karıştırır:"Yahya Kemal İttihat Terakki ajanı mıydı, değil miydi?"Tartışma başlar...Hilmi Yavuzun kaynak gösterdiği kitabın yazarı Sermet Sami Uysal, kartpostalda Yahya Kemalin el yazısı olduğunu söyler. Her ne kadar kartpostalı bulduğu zaman üzerine su damlamış olsa da, büyüteçle incelediğini, yazının şairin el yazısı olduğuna dair hiç kuşkusu olmadığını belirtir.* * *YAHYA Kemal uzmanları şairin asla ajan olamayacağını söylerler.Ama ortada bir soru vardır; Yahya Kemal okuldan ayrıldıktan sonra Avrupada ne yapmıştır?Çünkü 1908-1912 arasında Avrupada neyle iştigal ettiğini yakın dostlarına bile söylemekten kaçınmıştır.* * *EVET, edebiyatçılar, Yahya Kemal hayranları, bu tartışmayı sürdürürlerken, bir küçük gazete haberi tam bir ironidir:"Yahya Kemali Sevenler Derneği kendini feshetti." (Zaman, 13 Ocak 2005)ZORUNLU BİR AÇIKLAMA: Geçmiş yıllarda Sayın Semra Özalı ima ederek, eski başbakanların eşlerinden, "sürçü lisan eylemişsek" diye özür dilemiştik.Şimdi sıra Sayın Semra Özaldan özür dilemeye geldi.Sürçi lisan eylemişsek affola! h.pulur@milliyet.com.tr MAŞALLAH, tartışmadan yana hiç sıkıntımız yok; her gün bir şey bulup tartışıyoruz. Bir gün kalkıyoruz, "Ferhan Şensoy, Münir Özkuldan aldığı kavuğu Cem Yılmaza versin mi, vermesin mi?" diye tartışıyoruz, daha bitmeden bir tartışma daha: