Yanlış üstüne yanlış oynamak

Ya anlamıyorlar ya da anlamazlığa geliyorlar.
İnsanlar yıllarca “Biz Kürdüz” diyorlardı. “Hayır, sen dağ Türk’üsün!” diye saçma sapan masallar anlatılıyordu.
Bazıları “Teröre önem vermeyip aldırmazken, terörle bir yere varılmaz” derken, bazıları korka çekine “Görürsünüz, görürsünüz” deseler de seslerini duyuramıyorlardı.
Kimin haddine düşmüştü ki!

Bunlardan biri de bizdik, sanki teröre arka çıkanlardandık.
Şimdi ne oldu?
Teröre önem vermeyenler, adını ağzına alanların ağzına biber sürenler, önce gizli kapaklı, şimdi aleni görüşmeleri seyrediyorlar.
Ya terörün nereye varacağını kestirememişlerdi ya da umdukları gibi çıkmamıştı.
İmralı’dakine “Sayın” dedi diye hapishaneye atılanlar; şimdi o “Sayın”la barış görüşmelerine başlanmak üzere...

Çok yanlış yapıldı, çok...
“Habur rezaleti” yeter.
Dağdan gelenler, öyle bir karşılandı ki, bir bando eksik...
Baktılar ki iş büyüyor, adamlar ellerini kollarını sallaya sallaya çekip gidecekler, yargılamak lazım.
Nasıl yargılanacaklar?
Çaresi var, onları mahkemeye götüremezse, mahkeme onlara gider.
Gezici mahkeme kurar, Habur’da usulen yargılarız.
Öyle yaptık.

Hani Temel hastaymış lakin derdini anlatamıyormuş; o “Hastayım” dedikçe, “İyisun, iyisun” diye teselli ediyorlarmış. Allah gecinden versin, ölmüş, vasiyetini okumuşlar.
“Mezar taşıma şunu yazın... Hastayum, hastayum dedim, dinlemediniz, n’oldi!”

Cezaevlerindeki açlık eylemi nasıl bitti?
Anadilde savunma hakkı kabul edildi mi?
Edildi!
İmralı’dan tecrit kaldırıldı mı?
Kaldırıldı!
Kim istedi bunları?
Abdullah Öcalan istedi...
O halde terör nereye vardı?
İşte şimdilik buraya vardı.
Bundan sonrasını seyredin göreceksiniz.

Başbakan buyurmuş:
“İsterlerse başka ülkelere gidebilirler!”
Yetmez, adamları sınır kapısından uğurlamak yetmez, orada ne yiyip, ne içecekler, nerede yatacaklar?
Aylık lazım!
Ne kadar mı? Şehitlere verdiğimiz kadar!

Evet, yine başa dönelim.
Anadilde savunmayı kabul etseydiniz, tecridi kaldırsaydınız...
“Yapamazdık!”
Yapamazsanız, yaptırırlar...
Yanlışa devam...
“Biz Kürdüz!” diyorlardı, kulak asmıyordunuz.
Şimdi bağımsız Kürt devleti kuracağız, diyorlar, yine duymuyorsunuz.