Yaprak Dökümü ve Fethi Naci

“YAPRAK Dökümü”nün televizyon dizisi olduğu ve çok tutulduğu günlerdi; seyirci Reşat Nuri’nin bu romanından aktarılan diziyi çok beğenmişti, acaba romanı okumuş muydu? Roman 1930’da yayımlanmış; cumhuriyetin ilk yıllarını anlatır...
Fethi Naci ile konuşmak istedik, eski dost, her kitabına bir şeyler yazar, öyle gönderir.
Mesela “Yüz Yılın Yüz Romanı”nda, “Ölürsem görmeden romanda ümidettiğim feyzi/Yazılsın seng-i kabrimde vatan mahzun ben mahzun” der.
*     *     *
FETHİ Naci’nin “Reşat Nuri’nin Romancılığı” adlı bir kitabı da vardır, kitaba bir daha bakıp kendisini aradık, yakın dostları “Hiç arama dediler”, anladık.
Aradan zaman geçti, Fethi Naci’yi kaybettiğimizi İstanbul dışındayken öğrendik. Reşat Nuri için yazdığı kitabı bulduk, 1995’te imzalayıp gönderdiği kitabında şöyle demiş:
“Yazar milleti iki yıldır eleştiri var mı, yok mu, onu tartışırken, ben de oturdum bu kitabı yazdım.
Ne dersin, iyi mi etmişim?..”
*     *     *
FETHİ Naci, Reşat Nuri’nin “Yaprak Dökümü” için şöyle der:
“Reşat Nuri, Yaprak Dökümü’ne, eski değerlerin yıkılışını, paranın ve paranın getirdiği, asri yaşama biçiminin ortaya çıkardığı, yeni değer yargılarını, daha doğrusu, yeni bir ahlakı, bir aile çerçevesi içinde anlatıyor. Ali Rıza Bey’in karısı Hayriye Hanım’la oğlu Şevket, kızları Necla ve Leyla yeni değer yargılarını kader olarak kabul eden kişiler. Onların oluşumu, Türk toplumunun gelişme yönünü de açıkça gösteriyor.” (x)
*     *     *
PEKİ, bu oluşum, nasıl bir oluşum?
Fethi Naci altını çiziyor:
“Ne var ki bu oluşum, 1950’lerden sonra olduğu gibi kapitalizmin gelişmesinin sonucu değil!”
Ya neyin sonucu?
“Değişen bir ekonomik, toplumsal yapının ürünü değil, yanlış bir Batılılaşmanın sonucu.”
*     *     *
İŞTE bu gidişe karşı durmak isteyen, “fazilet ve doğruluk” örneği Ali Rıza Bey’e bir genç şöyle der:
“Babasınız, çocuklarınız var, paranız yok değil mi? Evlatlarınız, ahir ömrünüzde, size bir feci bir yaprak dökümü manzarası seyrettirmekten gayri saadet veremezler.”
*     *     *
EVET, Fethi Naci’yi de kaybettik; Türkiye’de bir ikinci Fethi Naci’nin bu kıraç görüntüden çıkacağı umudu, umutsuz bir vakadır.
O Fethi Naci ki ölmeden çok önce ölüm için şunları yazmıştı...
Acıyı yaşadım ben, yalnızlığı ve sevgisizliği... Bir ölüm kaldı, o da umurumda değil; ölüm yaşanmıyor ki...”
Fethi Naci, bu cümleyi genç yaşında kazada kaybettiği kızı Deniz’in arkasından yazmıştı.
——————-
(x) Reşat Nuri’nin Romancılığı, Oğlak Yayınları.