Yarım yüzyıl önce Sinop...

Hey gidi Sinop hey! Sinop’la tanışıklığımız 1955 yılına kadar uzanır


Hey gidi Sinop hey! Sinop’la tanışıklığımız 1955 yılına kadar uzanır. Hem de bugünkü olaylara benzer bir olayla, yani siyasi bir olayla...
Her şey o tarihte CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek‘in Karadeniz gezisine çıkışıyla başlar. Kasım Gülek yanına genç gazetecileri de almış, Karadeniz turuna çıkmış, Rize’ye kadar gidip gelecek, iktidardaki “Demokrat Parti”nin canına okuyacaktır!
* * *
Heyette kimler yoktu ki!
Kasım Gülek’in yardımcısı rahmetli Kamil Kırıkoğlu, bazı CHP’liler ve de güzel bir kadın: “Fahriye Abla”.
Kasım Gülek milletvekili değil.
Gazeteciler İsmail Sivri, Şahap Balcıoğlu, Ayhan Yetkiner...
Bunlar hatırladıklarımız, kalanlara selam, kaybettiklerimize rahmet...
* * *
Kasım Gülek, Galata rıhtımında vapurda bir basın toplantısı yaptı, verdi veriştirdi, “Demokratlar” ona çok kızıyorlardı.
Ertesi sabah “Karadeniz Ereğlisi”ne geldik, biraz dinlendikten sonra hareket...
Kıyamet Zonguldak’ta koptu, meğer Kasım Gülek hakkında tutuklama kararı çıkarılmış, seçim sonuçlarına itiraz ve “şaibe” iddiasında bulunduğu için...
Zonguldak polisi gemiye girip Kasım Gülek’i götürecek, bir kargaşa, itiş kakış, birkaç saat sürdü, ertesi gün Sinop’a vardık, aynı tantana... Kafilenin en yaşlısı Nizamettin Nazif Tepedenlioğlu, gazeteci, akranları “Deli Nizam” diyor. İstiklal Savaşı’ndan beri siyasi mücadelenin içinde, tanıyanlar kulaklara fısıldıyorlar:
“Bir zamanlar komünistti!”
Şimdi “Gülekçi”, Başbakan Menderes’in belalısı “Muhteşem Armut” demekle maruf...
* * *
Sinop’a indik, Gülek’i tutukladılar, bir taksiye koyup İstanbul’a yolladılar...
Eeeee biz ne olacağız?
O zaman “Vatan”dayız, telefon ettik, “Şef Kemal” rahmetli Kemal Aydar azarladı:
“Devam et!”
“Edelim de neyle edeceğiz?”
* * *
Neyse kafilenin başkanlığını Kırıkoğlu aldı, Rize’ye gideceğiz, oradan karayoluyla Erzurum’a geçeceğiz.
Demesi, yazması kolay da nasıl?
“Şef Kemal” devam et, dedi ya!..
Bir iki gece Sinop’ta kaldık, Sinop o tarihte CHP’nin kalesi, milletvekili Haşim Bey bize köşkünde yemek verdi, günlerden beri doğru dürüst bir yemek yedik.
* * *
“Deli Nizam”ı da gözaltına almışlar, yargılanacak.
“Ben İstiklal Mahkemesi görmüş adamım”, diyor.
Duruşma sürerken mahkemeye bir köpek girdi, belli ki oraları iyi tanıyor, meğer savcının terbiyeli köpeğiymiş...
“Deli Nizam” bu manzarayı kaçırır mı?
“Yandık!” dedik hepimizi içeri atacaklar, neyse savcı üstüne gitmedi.
Nizamettin Nazif’in, Gülek’in tutuklanışı sırasında yargıya müdahale etmediği anlaşıldı.
* * *
Akşam bir yerde toplandık, bir iki kadeh içtik, konumuz kafilenin, belki de çevrenin en güzel kadını “Fahriye abla”.
Sinoplu Ahmet Muhip Dıranas’ın “Fahriye abla”sı Sinop’ta okunmaz da nerede okunur, hem de kaç kere...
Ahmet Muhip Dıranas’ın “Fahriye abla”sının etekleri rüzgarda uçuşurdu acaba bizim “Fahriye abla”nın da etekleri uçuşacak mı?
Anılarımızda öyle bir görüntü yok!
* * *
Bu arada İstanbul’dan haberler...
Kasım Gülek’in tutuklama kararına itiraz etmişler, ilerde “Beyaz eldivenli hakim” diye anılacak Hamdi Öner kararı kaldırmış...
Nasıl olmuş, neden olmuş?
Allah’a şükür Orhan Birgit yaşıyor, ona sorun.
Evet, yarım yüzyıl önce, Sinop’ta birkaç günümüz böyle geçmişti.
Ne dersiniz benzerlik var mı?