Yeni moda: Osmanlılık

Şimdi, yeni moda “Osmanlılık”... Elbette insanın tarihiyle ilgilenmesi, övünmesi doğaldır, ölçüyü kaçırmamak koşuluyla... Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtada egemen oluşu bir gerçektir ama, son dönem hiç de öyle değildir, üç kıtada egemen olan imparatorluğun yerinde yeller esmektedir.
Koskoca imparatorluğun deniz kuvvetleri ne haldedir bilir misiniz?
Donanmanın Akdeniz filosu Başamirali Hasan Rami Paşa’nın anıları o koskoca imparatorluğun ne hale geldiğini göstermektedir?
“Tarihçi Kitabevi” yayınlarından çıkan anıları, Sayın Cahit Kayra günümüz Türkçesine çevirmiştir.
Anıların adı nedir bilir misiniz?
“Büyük Facia-Büyük Dram/1897 Osmanlı Yunan Savaşında Osmanlı Donanmasının Durumu...”
* * *
“Neymiş?” diye sorarsanız, buyurun öğrenin...
1897 Osmanlı-Yunan savaşı başlamıştır. Padişah Abdülhamid donanmanın da savaşa katılmasını ister.
Katılsın da nasıl katılsın?
* * *
Donanmanın Akdeniz Filosu Başamiralı Hasan Rami Paşa’nın (Harami Paşa)nın tespitleri şunlar...
Donanma, 1876’dan beri Haliç’te çürümeye terk edilmiş, eski tip gemilerdir. Bu gemilerde hâlâ yelken tertibatı vardır. Bu nesli tükenmiş bir hayalet donanmadır.
-Gemici yoktur. Anadolu’dan kara askerlerini çağırıp gemilere verirler, subaylar da o zamana kadar talim terbiye görmemişlerdir.
-Haliç’ten çıkarken gemilerin kazanları patlamıştır.
-Gemilerin dümenleri çalışmaz. Gemiler istenilen yönde hareket edemezler.
Yani pruva hattına, savaş düzenine giremezler.
* * *
-Sacları çürüdüğü için gemiler su almaktadır. Gemilerde su boşaltma pompaları olmadığı için sular kova ve pompa ile boşaltılmaktadır. Hamidiye Firkateyni’nin içine sızan üç yüz ton suyu, dört yüz gemici yirmi günde kovalarla boşaltabilmişlerdir. Gemide su sızdıran çatlakları 120 fıçı çimento ile kapatmışlar, gemi hareket edemez hale gelmiştir.
-Gemilerde elektrik tertibatı değil, eskiden kullanılan gazlı, mumlu lambalar da eksik olduğu için geceleri haberleşilememektedir.
-Eski gemiler ancak 6-7 mil sürat yapabilmektedir. Filo bir yerden bir başka yere gittiği zaman, gemilerin bazıları saatler sonra dağınık bir şekilde donanmaya katılabilmektedir.
Bazı gemilerde buhar basıncını gösterir saatler olmayışı ciddi tehlike yaratmaktadır.
* * *
Top kızak ve arabaları sakat olduğundan deney için yapılan ilk top atışlarında kırılmakta ve top çalışamaz hale gelmektedir.
Bir bölüm topların namlularının içi asitleşmiş olduğundan kullanılmaları mümkün değildir. Topların mermileri paslanmıştır.
-Gemiler Çanakkale Boğazı’nda beklerken dışarıdaki Yunan donanmasının saldırarak kendilerini batıracaklarından çekinmektedirler.
* * *
Donanmanın topu yoktur, torpidosu yoktur, kazanı yoktur, askeri yoktur, ama iki şeyi çoktur...
Yolsuzluk ve ispiyonculuk...
Rivayete göre, Padişah Abdülhamit şöyle demiştir:
“Bende öyle Bahriye nazırları vardır ki, bir gemiyi topuyla, torpidosuyla, direkleriyle, kazanlarıyla yutarlar!”
Böyle bir düzende, jurnalcilik irtifa kazanır yüksekten uçar.
* * *
Bir gün saraya bir jurnal gelir...
Rusların Potemkin zırhlısının mürettebatı gibi Çanakkale’deki “Hamidiye”nin mürettebatı da ayaklanmıştır.
Potemkin zırhlısında ayaklananların kızıl bayrak çektikleri bilindiğinden saray endişe içindedir.
Ya komünistler gelirse!
İstanbul’dan soruşturma heyeti gelir görür, ayaklanma filan yoktur.
* * *
Böyle bir ortamda, bazı gazetecilere yer olmaz mı?
Bugün bazı haberler istenildiği gibi servis ediliyor, aynı sistem işlemiyor mu?
Hasan Rami Paşa da böyle bir felakete uğramış, yolsuzlukla suçlanmıştır.
İsyan eder:
“Ey millet, bu gazete havadisleri, bu kadar basit şekilde ve araz dolu planla aldatıyor, bu kadar hasis bir maksatla bu kadar nefret verici araçlarla aldatıyor.”
Hasan Rami Paşa “ey millet” diyerek milletin sağduyusuna sığınıyor, şimdi de öyle değil mi?