Yine sıfıra sıfır

Çoğu dudak büker, küçümser, hatta zararlı mekanlardan sayarlar, delikanlı için kız istenirken meziyetten sayılır “kahvesi, kumarı, içkisi yoktur” diye...
* * *
İstanbul bir zamanlar avuç içi kadar bir yerken, her zanaat erbabının çıktığı kahveler vardı. Bunların en ünlüsü de Tepebaşı’ndaki “Kanun-i Esasi” kıraathanesiydi.
* * *
“Kanun-i Esasi”de ud, saz, kanun, darbuka, klarnet erbabını burada bulurdunuz, hem kâğıt oynarlar, hem de iş bağlarlardı.
Mahalle kahvelerinde o mahallede oturan çeşit çeşit insan bulunurdu, emekli, işçi, işsiz, hatta miktar-ı kâfi entelektüel...
* * *
Geçenlerde dış politika konuşulurken, birkaç laf etmiş olacağız ki, biri sordu:
“Sen dış politika bilir misin?”
“Bilmez miyiz? Kahvehanede öğrendik!”
İkinci Cihan Savaşı’nın azgın günleri, radyodan dinlenen, gazetelerden okunan haberler yorumlanırdı:
“İngiliz gâvuru, Alman domuzu” ve tabii Ruslar...
Bazıları “mihverci”, bazıları “müttefikçi”, kapışır, çabuk ayrılırlardı.
Ee, ne de olsa İsmet Paşa’nın Türkiye’si bu...
Yurtta sulh, dünyada sulh!
Evet, dış politikayı kahvelerde öğrendik...
* * *
Geçen gün “Acaba haksızlık mı ediyoruz?” diye düşündük.
“Komşularımızla sıfır problem!” diyen Dışişleri Bakanı Davutoğlu yanlış mı söylemişti.
Lakin, hem “sıfır problem” diyeceksin hem de bazı komşularla harp haline gireceksin.
O zaman ne olur?
Sıfıra sıfır elde var sıfır!
Önce en büyük komşumuz Rusya’dan başlayalım, geçen gün bizim Başbakan’la görüştükten sonra Putin’e baktık, pek limoni, hele bir son dakika çıkışı yaptı ki!
Hem bu yoruma ne hacet, Suriye için Güvenlik Konseyi’nde “Nyet!” demesi yetmez mi?
Gelelim İran’a...
Adam “füze rampalarını bana karşı kurdurdun!” diyor, dediğiyle kalıyor.
* * *
Ya Irak?
Irak-ı firak!
Adam, uçağını görürsem vururum, düşürürüm, düşman muamelesi yaparım diyor, bu nasıl dostluk? Dostluk, barış, demokrasi adına bir milyon insanın öldürüldüğü bir ülke.
* * *
Ya Suriye?
Savaşmadığımız halde, savaşır gibiyiz.
Hele son gelişme...
Suriyeli Esad karşıtlarının terk ettikleri yerleri kimler dolduruyor?
Sayın Davutoğlu’nun “Kak Mesut”u yani ağabeyi Barzani’nin arkasında olduğu hareket, yani Suriye parçalanıyor, yeni Kürdistan devletleri...
Demek, Sayın Davutoğlu’nun dediği sıfır problem buymuş...
Dışişleri Bakanlığımızın, dayanılmaz ağırlığı...