Yol da olacak, hukuk da olacak

“Doksanlar” TV dizisinin bakkalının sık sık tekrarladığı, dilinden düşürmediği bir lafı vardır:
“Sen onun sonuna bak!”
Evet, hangi iş olursa olsun, sonuna bakmalı...
Başladığı gibi biter mi ya da başladığı gibi sürer mi?
***
Taksim’deki görüntülerden aklımıza geldi, bağırıp çağırmanın, biber gazı sıkmanın başladığı ilk günlerdi: Orta yaşlı bir adam isyan halindeydi:
“Yeter artık yeter, her gün biber gazı, çocuklara cop; eve ekmek götüremiyorum...”
***
Belli ki esnaf da, gösterici gençleri tutuyor, polise isyan ediyordu.
“Doksanlar”ın bakkalı ne diyordu:
“Sen onun sonuna bak!”
On beş, yirmi gün önce, polislere kızan esnaf, bu defa göstericilere kızıyordu. Gürültü, patırtı, biber gazı, şiddet, esnafı değiştirmişti.
Şimdi de göstericilerden yakınıyordu, hem ne yakınma...
***
Gençlerden birini yakaladı tekme tokat girişti...
Çünkü bu olaylalar canından bezdirmişti, müşteri gelmiyor, alışveriş yapılmıyor, siftahsız kepenk indiriyorlardı.
Ya göstericiler?
Cam, çerçeve, vitrin, ellerine ne geçse indiriyorlardı.
Tabii kışkırtanlar da caba...
Mahkemenin serbest bıraktığı “palalı” saldırgan Fas’a gitmişti.
Oysa mahkeme güvendiği için onu serbest bırakmıştı.
Kaç gün önce yazdık, uyardık, bu gidiş iyi gidiş değil diye...
Sanki esnaf AK Parti’nin militanı...
Karşıda da “çapulcular” var.
***
Büyük şehirlerdeki patırtıya, gürültüye teslim olmuşuz, olandan bitenden haberimiz olmuyor, bir ayılıyoruz.
Bundan yirmi, otuz yıl önce Sinop’a nasıl giderdiniz?
Önce deniz yoluyla, sonra kara yolu ve otobüsle...
Geçenlerde oğlumuz, gelinimiz ve iki torun Ayancık’a gidecekler, gelin hanım Ayancıklı...
Otobüse itibar etmediler, uçak arıyorlar, Ayancık’a uçak vardı ama havaalanı genişletiliyor, onarılıyor. Samsun, Ayancık arası bayağı yol, çare Kastamonu üzerinden.
Yeşilköy’den uçağa binecekler, Kastamonu’da inecekler, oradan Ayancık...
Bir yarım gün yeter!
Düşünün, nereden nereye...
Olan bitenden kaç kişinin haberi var?
İstanbul, Kastamonu, Ayancık, yarım gün...
Rüyasını bile görsek “iyi saatte olsunlar!” diye uykumuz kaçardı.
Elbette bunlar, hukuk devletlerinde, bağımsız yargıda kısacası demokraside olursa çağdaş devlet oluruz.
Eğer bunlar yoksa...
Erzurumlunun dediği gibi:
- Ört ki ölem!