Yutturmaca ve Ayıp!

Yutturmaca ve Ayıp!

Hasan Pulur

DOĞRUDUR, eğer Tansu Çiller, Yassıada'nın çok meşhur "Köpek ve Bebek Davası" gibi suçlamalarla, yargı önüne çıkarılırsa kahraman olur.
Ama, hem Türkiye'deki, hem Amerika'daki servetlerinin kaynağını ispat edemez ise, Susurluk Çetesi'yle ilgili iddiaları boşa çıkarmaz ise, ya da saçı bitmedik yetimin hakkı olan örtülü ödeneği, amacına uygun bir şekilde dağıttığını ispat edemez ise, Tansu Çiller kahraman değil, mahkum olur.
Yeter ki "Köpek Davası, Bebek davası" gibi saçmalıklarla suçlanmasın...
* * *
BİR de Tansu Çiller'i düşünce mağduru gibi göstermek isteyen yağdanlıklar var!
Tansu Çiller ve düşünce...
Hangi düşünce, şunu bir göstersenize!
Hepsi bir yana, hapishanelerde ömür tüketen, düşünce mahkumlarından utanmaz mısınız?
Bunlar yutturmacadır, yutturmaca!
* * *
YUTTURMACA sadece siyasette mi?
Hala Ali Şen'i yutturmaya çalışanlar yok mu?
İşte mal meydanda, Fenerbahçe ilk maçında, Galatasaray'dan dört gol yedi, ötesi var mı?
Kim bunun tek sorumlusu?
Sevgili çocukluk arkadaşımız Hulki İlgün'ü okuyun, bakalım:
"Bu yıl da ne yazık ki, kapkaranlık sonuç bana sürpriz olmadı. Bekliyordum, hatta bir gün önce İstanbulspor'un maçında, Oğuz ve Aykut'umuzu hayranlıkla izlerken. Kendi kendime, ah Fener ah, futbolumuzun imparatoru, gollerin kralı elindeyken kuş gibi uçuruverdi. Kendin ettin, kendin buldun. Koskoca Fener'i dangul dungul futbolcuların elinde oyuncak ettin. Bir kere daha üzüldüm." (Hürriyet / 21.7.1997)
Vah, vah, vah!
Peki kimmiş Oğuz'u, Aykut'u, intikam almak için satan?
Acaba biz miyiz?
Hulki İlgün yazısında, bir kere bile Ali Şen'in adını anmıyor, anamıyor, ya da dili varmıyor!
Niye?
Siyasette yutturmaca olacak da, futbol da olmayacak mı?
* * *
YAZIMIZIN başlığı "Yutturmaca ve Ayıp"; şimdi gelelim ayıp'a, hatta ayıp ötesine...
Sinema oyuncusu Erol Taş ve ailesinin damatları ile sorunları varmış, her gün sulh ceza, ya da asliye hukuk mahkemelerinde görülen binlerce davadan biri, aile kavgası...
Savaş Ay, Erol Taş ile karısını, Hülya Koçyiğit'i de yanlarına takarak, "A Takımı" programına çıkarmış, telefonla da canlı bağlantı kurmuş, damadı konuşturuyor.
Aman ne program!
Savaş Ay'ın deyimiyle, tam "fişşek" gibi bir program...
ATV izleyicileri, memleketin en büyük aile sorununu "orospu, pezevenk, hırsız!" küfürleri eşliğinde seyrediyorlar, konu hakkında aydınlanıyorlar...
Erol Taş'ın, damadına yönelik müthiş bir suçlaması var:
"Ben torunumun cebine 50 bin, 100 bin lira harçlık koyarım, bu adam onu bile çalar!"
Torun da üç yaşında...
* * *
YA Erol Taş'ın meslek anılarından seçip, sunduğu o güzel anılar!
Metin Erksan "Susuz Yaz" filmini çekmeden önce, Erol Taş'la başbaşa verip, kimi oynatalım? demişler, Hülya Koçyiğit'de karar kılmışlar! Metin Erksan, herhalde Erol Taş'la başbaşa verip yaptığı bu "müşavereyi, musahabe"yi hala unutamamıştır ya, neyse!
* * *
VE, Erol Taş'ın "Susuz Yaz"dan kalan meme emme anısı!
Erol Taş, o filmde rol gereği bir ineğin memesini emiyormuş, film oynatıldıktan sonra, yüzlerce mektup almış, bunlardan birinden çıkan fotoğrafa hayran olmuş, çok güzel bir kadınmış... Telefon etmiş, Dolmabahçe'de buluşacaklar, Erol Taş'ın karşısına çıka çıka tek dişli bir kadın çıkmış ve kadın bağırıyormuş:
"Gel anam, benim mememi em!"
* * *
EVET, başlıkta ayıp dedik, acaba "ayıp" derken, ayıplara da haksızlık mı ettik?


Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr