Zoraki sapık!

Zoraki sapık!


ELBETTE, burnumuzun dibindeki savaş önemlidir. Elbette, Kıbrıs sorunu önemlidir.
Elbette, Avrupa Birliği’nin kapısında beklemek önemlidir.
Elbette, gelir gelmez, dokunulmazlıkları, dokunulur hale getirip, düzenleyeceğiz, dedikten sonra "Karakolda doğruyu söyler, mahkemede şaşar!" türküsü misali, unutmak önemlidir.
Elbette, biz şeffafız, biz saydamız, dedikten sonra eşe, dosta, yârâna devlet ihalesi yağmasını önlemek için çıkarılan yasayı kuşa çevirmekte, olmadık cinlikler yapmak da önemlidir.
"Elbette, Körfez harekatı sırasında, çoğu solcu sivil toplum örgütleriyle "savaşa hayır" kampanyaları düzenleyip, iktidara gelince de, savaşla burun buruna gelen Tayyip Erdoğan’ın çelişkisi de önemlidir.
Elbette, açıklıktan, saydamlıktan söz edip, yargılanacağı mahkemeyi, korumalarıyla gazetecilere kapatıp "gizli duruşma" haline getiren Tayyip Erdoğan’ın tavrı da önemlidir.
Bütün bunların bedeli de vardır.
***
LAKİN, bizim için, bir önemli sorun daha vardır:
"Zoraki sapık" sorunu...
Adını verip bir daha teşhir etmeyeceğiz, adamın zaten bahtı kara, bebekliğinde annesi evde yokken, sürüne sürüne tandırın yanına gitmiş ve içi ateş dolu, çukura düşmüş...
Başının yarısı yanmış, şimdi orası saçsız, yüzünün bir yanağı da yanık, derin bir iz var, başına uyduruk bir peruk takıyor, görenler irkilmesin, diye...
***
VE bu adam, Ümraniye’de oturuyor.
Polis ve jandarma, o günlerde küçük çocuklara musallat bir sapığı arıyor.
Bundan daha âlâ sapık olur mu?
***
BİR gün evinden alıp jandarma karakoluna getiriyorlar, niçin oraya götürüldüğünü bile bilmiyor, ancak Üsküdar Adliyesi’ne girerken etrafını çeviren kameralardan ve fotoğraf makinelerinden bir şeyler olduğunu seziyor ve "Ümraniye Sapığı" olduğunu da savcının yanından, mahkemeye gönderilince anlıyor, tutuklanıp cezaevi arabasına bindirilirken, olanca gücüyle haykırıyor:
"Ben sapık değilim!"
***
DİNLEYEN kim, Aziz Nesin’in "Fil Hamdi" hikâyesi gibi aranan sapık bulunmuştur, ihtiyacı olanlara yeni sapıklar temin edilir!!!
27 gün Kartal Cezaevi’nde ölüm korkusuyla yaşıyor, çünkü Türkiye cezaevlerinin bir geleneği vardır, "ırz düşmanları"nın cezası, hemen oracıkta, diğer mahkûmlar tarafından infaz edilir...
***
VE sonunda "asıl sapık" yakalanıyor, ya da "asıl sapık olduğu söylenen biri" yakalanıyor, "zoraki sapık" da serbest bırakılıyor...
Şimdi, elinizi vicdanınıza koyup söyleyin...
Her şeyin bir bedeli vardır, demiştik.
Bu "zoraki sapık"ın bedelini kim ödeyecek?