Meyve sektöründe artış sadece zeytin ve fındıkta

Eklenme Tarihi10.09.2008 - 0:02-Güncellenme Tarihi10.09.2008 - 0:05

Üç gündür TÜİK’in yayımladığı bitkisel üretim verilerini değerlendiriyoruz. İngiltere’de bir deyiş vardır: An apple a day, keeps the doctor away (Her gün bir elma, doktoru uzak tutar). Kuşkusuz, meyve vitamin kaynağı ve sağlık açısından en yararlı gıda türü. Oysa Türkiye’de meyve tüketimi yetersiz olduğu gibi, üretimi de abartılamaz.
Meyvecilik tahıl tarımından daha fazla katma değer sağlayan ve iyi yapıldığında oldukça kârlı olan bir iş. Nitekim son yıllarda meyveciliğe ilgi artmaya başladı. Bu yıl toplam meyve üretiminde yüzde 10’luk bir artış bekleniyor.
Meyvecilikte ihracat da giderek büyüyor; döviz sağlıyor. Örneğin, narenciyenin yarısı ihraç ediliyor. Geçen yıl narenciyede ihracat yüzde 20’ye yakın düşmüştü. Ancak fiyatlar yükseldiği için bu düşüş pek hissedilmedi. Narenciyenin yüzde 5’i de endüstride kullanılıyor. Oysa bu rakam AB’de yüzde 25.
Özellikle portakalda don nedeniyle ihracat yüzde 42 oranında azalmıştı. Bu da portakal ihracatının gelirini yüzde 27 oranında etkilemişti.

Bu yıl meyve üretimindeki artış iki temel nedene dayanıyor. Birincisi, zeytinde üretim yılı yaşanıyor. Bu nedenle yüzde 48’lik bir artış görünüyor. Gelecek yıl ise, tersine, üretim düşecektir, hatırlatalım. İkincisi, fındıkta bu yıl oldukça yüksek bir verim elde edildi ama bu verim geçen yılın çöküntüsüne göre hesaplandı. Yoksa geçmiş yılların ortalamasına göre her iki üründe de ciddi bir artış yok.
Kaldı ki, fındıkta daha fazla üretim olsa nereye satılacak? Türkiye tüm dünya tüketiminin büyük bir kısmını karşılıyor. Diğer meyvelere bakıldığında bir ölçüde kayısıda üretim artışı gözleniyor. Geriye kalan meyvelerin birçoğunda ise hiçbir ciddi bir artış yok. (Çilek ve kayısının ihracatında gelişme gözleniyor.)

Meyveciliğe eğilim var
Gelelim meyve üreticisinin halinden memnun olup olmadığına. İhracatçı kur nedeniyle memnun değil. Yurtiçinde büyük perakendecilere meyve verenler alacaklarının vadesi nedeniyle mağdur. Öte yandan bir de malum Haller Yasası var; tartışması hiç bitmeyen. Bu da küçük meyve üreticilerini toptancıların eline düşürüyor.
Buna rağmen son yıllarda iklimin uygun olduğu bölgelerde çiftçiler meyveciliğe eğilim gösteriyor. Gerçi bu iş daha fazla bilgi ve beceri istiyor. Kaliteli bir elmacılık yapmak buğday ekmeye benzemiyor. Bir ağaç dikildikten çok sonra verim alındığını da unutmayalım. Bizde çiftçi değil o kadar beklemek, açlıktan kentlere göçüyor. Zaten meyveciliğe verilecek desteklerin ya da kredilerin de o nedenle daha uzun vadeli olması gerekiyor.
Meyve üretimine devletin daha fazla önem vemesi şart. Bitki tüketiminde artık çağımızda tahıldan, meyve ve sebzeye hızlı bir geçiş var. Zaman içinde de görülecek ki, gıda fiyatlarındaki artış özellikle meyve sebzede yaşanacak. Tahıl ise daha yavaş gelişecek.
Ramazanda iftar sofranızda da yağlı, nişastalı veya unlu yiyecekler yerine meyveye ağırlık verin. Sağlığınızı kazanırsınız. İngiliz deyişini de unutmayın.

 

Etiketler