İstenmeyen adam: Mesut Özil

24 Şubat 2014

27. HAFTA

Premier Lig’de heyecan 27. hafta mücadeleleri ile devam ederken, zirvedeki ekipler yine kazanmayı başardı. Galatasaray'ın rakibi Chelsea, sahasında Everton’ı ağırladığı karşılaşmada rakibi karşısında oldukça zorlandı. 90 dakika golsüz eşitlikle geçilirken, uzatmalarda kaptan gemisini kurtardı. Frank Lampard’ın ortaladığı topa dokunan John Terry, 90+3'te fileleri havalandırdı.

Bu golle puanını 60’a çıkaran Maviler zirvedeki yerini korudu. Rakibine büyük üstünlük kuramadığı maçta, bu sezonki üçüncü golünü atan deneyimli savunmacı sayesinde haftayı kayıpsız kapadı.

Manchester City de haftayı takılmadan geçti. Sahasında Stoke City’yi ağırlayan Pellegrini’nin takımı üstün bir oyun sergilediği karşılaşmayı Toure’nin golüyle 1-0 önde tamamladı. Manchester’ın bir diğer temsilcisi United da kazandı. Van Persie ve Rooney’nin golleri Kırmızı Şeytanlar’ı sonuca götürdü.

Manchester United’da kalıp kalmayacağı büyük merak konusu olan Wayne Rooney sözleşmesini uzattı. Sezon başında ve ara transfer döneminde Chelsea’ye transfer olacağı belirtilen ancak takımda kalan milli futbolcu kendisini 2019’a kadar United’a bağlayan sözleşmeye imza attı. Yeni sözleşmeyle Rooney’nin haftalık ücretinin 500 bin sterlin olacağı ifade edildi.

Liverpool ile Swansea City arasındaki karşılaşma ise nefesleri kesti. Karşılıklı gollerle gidip gelen maçta son gülen 4-3’lük skorla ev sahibi Liverpool oldu. Galler ekibi Swansea ise teknik direktör Michael Laudrup’un ayrılmasının ardından ilk kez yenildi. Garry Monk yönetiminde Cardiff City’yi yenen, Stoke City ile berabere kalan Swansea güçlü Liverpool’a karşı koyamadı.

Laudrup demişken bu sezon Premier Lig’de tam bir hoca kıyımı yaşandı. Eylül ayında Sunderland’den Paolo di Canio, Ekim ayında Crystal Palace’dan Ian Holloway, Aralık’ta Fulham’dan Martin Jol, West Bromwich Albion’dan Steve Clarke, Tottenham’dan Andre Villas Boas, Cardiff City’den Malky Mackay ve Şubat’ta ise Swansea City’den Michael Laudrup ile kulüplerinin yolları ayrıldı.

Zirve mücadelesindeki ekiplerden Arsenal de haftayı kayıpsız geçti. Sunderland’i misafir eden Londra temsilcisi sahadan 4-1 galip ayrıldı. İki gol birden atan ve bir de asist yapan Giroud haftanın önemli performanslarından bir tanesini sergiledi. Puanını 59 yapan Topçular zirve takibini sürdürdü.

Yazının devamı...

Zirve el değiştirdi

10 Şubat 2014

25. HAFTA

Premier Lig’de haftanın maçı Liverpool ile Arsenal arasındaydı. Herkesin büyük çekişmeye sahne olmasını beklediği karşılaşma hoş bir sürpriz yaptı. Mücadelenin ilk 20 dakikasında gelen dört gol, maçın seyrini bir anda değiştirdi. Ev sahibi Liverpool Skrtel (2), Sterling ve Sturridge ile bulduğu gollerle farkı bir anda açarken, rakibini de kısa bir süre içerisinde adeta bozguna uğrattı.

İlk yarı bu skorla sona ererken, ikinci yarı gol sağanağı duruldu. Sterling bir gol daha attı, Arsenal ise Arteta’nın penaltısından tek golünü buldu. Maçı 5-1 kaybeden Arsenal, Londra'ya puansız dönerken, aynı zamanda ligin zirvesindeki yerinden de oldu.

Haftayı en kârlı kapatan ekip Chelsea'ydi. Sahasında Newcastle United’ı ağırlayan Londra ekibi, mücadeleden 3-0 galip ayrıldı. Arsenal’in Liverpool deplasmanında kaybetmesiyle rakibini geçen Maviler ligin zirvesine kurulmayı başardı.

Bu karşılaşmada Eden Hazard üç gol birden atarak maçın yıldızı oldu. Belçikalı oyuncu Chelsea formasıyla hat trick yapmayı başaran 14. futbolcu olarak kayıtlara geçti. Hazard ayrıca bu sezon ligdeki gol sayısını da 12'ye yükseltti. Yedi de asisti bulunan 23 yaşındaki futbolcu geçtiğimiz sezonu 9 golle noktalamıştı. Yeni transferler de bu karşılaşmada forma giydiler. Nemanja Matic ilk 11'de görev alırken Mohamed Salah 78'de oyuna dahil oldu.

Manchester United bir kez daha istediğini alamadı. Sahasında Fulham’ı ağırlayan kırmızı şeytanlar geriye düştüğü maçta, sonrasında öne geçmeyi başarsa da son dakikada gelen gole engel olamadı. Geçtiğimiz hafta Stoke City’ye 2-1 yenilerek ağır bir darbe yiyen Manchester United, bu kez de 2-2’lik beraberlikle yara aldı.

Manchester’ın diğer takımı da haftayı kayıpla kapadı. Deplasmanda Norwich City ile karşı karşıya gelen Manchester City, golsüz eşitlik sonrasında iki puan kaybederek zirve yarışında yara aldı, liderlik şansını değerlendiremedi.

Yazının devamı...

Drogba gerçekleri

7 Şubat 2014

Drogba ABD'ye gidecek mi, gitmeyecek mi? Bugünlerde en çok konuşulan konulardan bir tanesi Galatasaraylı yıldızın geleceği. Hakkındaki en ufak bir söylenti bile birden son derece ciddi bir haber haline geliveriyor. Son örneği Seattle Sounders vakası oldu. Haberin kaynağı sosyal medyaydı.. Tweetlerden yayılan haber ardından Amerika'da büyük gazetelere kadar kendine yer buldu. Dünya artık küçük, hemen sonra Türkiye'ye geldi. Dün akşam en çok izlenen haber kanalımızın ana haber bülteninde bile vardı.

Seattle kulübün genel menajeri Adrian Hanauer kendisini açıklama yapmak zorunda hissetti, “Bunlar sadece dedikodu” dedi. Sonra sıra Galatasaray'a geldi. Basın Sözcüsü Şükrü Ergün konuştu: "Drogba ve menajerinden bize verilmiş bir haber yok. Kendisiyle henüz sözleşme yenilemedik ama görüşmelerimiz devam ediyor. Drogba kalmak istediğini dile getiriyor."

Öncelikle şunu söylemek gerekir. Amerika'daki haberin kaynağı sağlam değil. 'Bir deli kuyuya taş atmış' çıkışlı görünüyor. Ancak öte yandan bu, 'Amerika'da Drogba'yı isteyen kulüp yok' anlamına da gelmez. Hatta tam tersine olduğunu biliyoruz. Ama yine bu da Fildişi Sahilli futbolcunun, hemen oraya gitmesini gerektirmez. Kısa bir akıl yürütme bizim, gerçekliğinden şüphe duymayacağımız bazı doğrulara kolayca ulaşmamızı sağlayabilir.

Yıldız futbolcu, Galatasaray tarafından geçtiğimiz yıl ara transfer döneminde transfer edildi. 'Şangay'ın çiçeği' anlamına gelen Çin'in Shanghai Shenhua takımında oynuyordu. Kulübünü, sözleşmesinin yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle terk etti. O dönem transfer piyasasında görünmez çanlar çaldı. Duyan koştu geldi. Drogba bedelsiz alınabilecekti. İçlerinde hiç mi ABD takımı yoktu? Tabi ki vardı.

Oyuncunun o dönemde yaptığı tercihi bir kez daha akıllara getirmek gerekir. Sonuç olarak Galatasaray'a gelmeyi seçti. Yalnızca aylar öncesinde Chelsea ile Avrupa Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kaldırmış ve hatta Bayern Münihle olan finalde en iyi oyuncu seçilmiş olan Fildişili forvet, soluğu Türkiye'de alıvermişti.

Çünkü hala Avrupa kulvarı için gerekli enerjiye sahip olduğunu hissediyor, rekabet seviyesinin dünya futbolundaki doruğunda başarılı olabileceğine inanıyordu. Maddi olarak da beklentisi karşılanınca seçim yapmakta zorlanmadı.

Şimdi Drogba'nın ABD'ye gideceğini söylememiz için elimizdeki bu donelerde önemli değişikliklerin meydana gelmiş olması gerekmez mi? Peki aradan geçen sürede bizi bu yönde düşünmeye itecek bir değişiklik yaşandı mı?

Drogba Galatasaray'da mutsuz mu?

Yazının devamı...

Chelsea'nin ayak sesleri

4 Şubat 2014

İNGİLTERE PANORAMA

24. HAFTA

Uzun süre ligi zirvede götüren ancak sonrasında geriye düşen Arsenal bu hafta tekrar liderliğe yükseldi. Manchester City ile Chelsea arasında oynanan karşılaşmadan çıkan sonuç, sahasında Crystal Palace'ı mağlup eden Arsene Wenger'in ekibinin yüzünü güldürdü.

Kırmızı-beyazlılar C. Palace'ı 2-0 ile geçti. Her iki gol de Alex Oxlade-Chamberlain'den geldi. Sezon başında asist de yaptığı Aston Villa maçında oynayan, ardından geçirdiği sakatlıkla birlikte sahalardan uzun süre uzak kalan 20 yaşındaki futbolcu son üç maçtır kısa kısa süreler alarak tekrar forma giymeye başlamıştı. İlk kez ilk 11'de çıkıp 90 dakika oynadığı karşılaşma ise tam anlamıyla patlamasına sahne oldu.

Yaz transfer sezonunun son gününde Mesut Özil'i kadrosuna katarak bombayı patlatan Arsenal, kış dönemini de boş geçmedi. Yine bir son dakika bombasıyla bu kez Kim Kalström'ü renklerine bağladı. Spartak Moskova'dan alınan oyuncu ile gerçi kiralık olarak anlaşıldı. Ancak yine de takıma sezon sonuna kadar katkı sağlayabilecek potansiyeli var. Hatta Avrupa transfer piyasasında, şu ara transfer döneminde kiralık giden isimler arasında Atletico Madrid'e transfer olan Diego'dan sonra en çok katkı verecek oyuncu da olabilir İsveçli orta saha.

***

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Chelsea, her geçen gün daha da güçleniyor. Haftaya lider giren Manchester City'ye konuk oldular. Jose Mourinho ve ekibi formda rakibini deplasmanda 1-0 mağlup etti. Premier Lig'de puanını City ile eşitleyen Chelsea'ye galibiyeti getiren gol Branislav Ivanovic'ten geldi. Zorlu deplasmandan galibiyetle dönen Maviler, Manchester City'ye bu sezon evindeki ilk mağlubiyetini yaşattı ve zirve yarışında oldukça kritik bir virajı döndü.

Mourinho karşılaşmanın ardından yaptığı konuşmada, "Her geçen gün daha iyi bir seviyeye geliyoruz. Manchester City'yi bu sezon iki kez mağlup ettik. Ancak oynadığımız en iyi takım olduklarını da itiraf etmeliyim. Hazard kendi jenerasyonunun dünyadaki en iyi oyuncusu. Ondan memnunum" dedi. Portekizli teknik adam ayrıca maç öncesi takım konuşmasını masör Billy McCulloch'a yaptırdığını da sözlerine ekledi, "Oyunculara İskoç diliyle bağırıp durdu. Son derece ciddiyim bu konuda" diye konuştu.

Yazının devamı...

Jermaine Jones, Xavi ve Pirlo

1 Şubat 2014

Beşiktaş’ın yeni transferi Jermaine Jones siyah beyazlı taraftarlar arasında heyecana neden oldu. Frankfurt, Leverkusen, Schalke gibi Almanya’nın önemli ekiplerinde forma giyen oyuncunun nasıl bir performans göstereceği merakla bekleniyor. Biz de oyuncuyu biraz tanımak için meslektaşlarımızın görüşlerine başvurduk.

Amerikalı spor yazarları, “Bize Lugano, Alves ve Melo gibi bir adam gerekiyor” diyen Önder Özen’in yüreğine su serpen açıklamalarla oyuncunun bu kalıba uyduğunu dile getirdiler. Bleacher Report’tan John Holloran agresifliği ile rakiplerini yıldırdığını dile getirdiği oyuncunun formasını giydiği takım için olumsuz durumların da oluşabileceği uyarısında bulundu. ABD Futbol Ligi’nin resmi internet sitesi MLS Soccer’ın yazarı Matt Doyle ise oyuncunun sıcak havayla ilgili sorunları hakkında çarpıcı bir bilgi paylaştı:

MATT DOYLE (MLS SOCCER)

İki farklı Jones var

Fizik olarak çok güçlü, bu açıdan tipik bir Alman. Fiziğini ve atletizmini rakip orta sahalara üstünlük kurmak için kullanır. Karşısındaki rakip genellikle ondan uzak durmaya çalışır çünkü Jones’un kendisi için sıkıntı yaratabileceğini bilir. Vücut temasından kaçınmaz ve her zaman bir omzu rakibinin üstündedir. Bu kurallar dahilinde olabildiği gibi zaman zaman faullu hareket şeklinde gerçekleşir. Bundesliga’daki sarı kart ortalamasının yüksekliği bu yüzdendir.

Ancak kırmızı kart konusunda aynı şeyi söyleyemem. Fiziği ön plana çıkaran oyununa karşın kırmızı kart fazla kırmızı kart görmez. Bundan nasıl kurtulacağını bilir. Klinsmann’ın onu sevmesinin nedenlerinden biri de budur.

Taktik anlamda oyun zekası iyidir. Hücumu destekler ve aynı zamanda orta sahada da arkadaşlarının açıklarını kapamak için uğraşır. Defansif olarak ise rakibinin üzerine yönelen ve bir an önce kendisinden topu almak isteyen bir tarzı vardır. Her ne kadar etikili bir savunma oyuncusu olsa da, bu durum özellikle karşıda iyi bir takım varsa Beşiktaş’ın savunmada bazı boşluklar bırakmasına yol açabilir. ABD Milli Takımı’nın bu yüzden kalesinde golü gördüğü ya da tehlike yaşadığı anlar olmuştu.

Jones basit oynar, her şeyi birden yapmaya çalışmaz. Bence en üst seviyede oynayabilecek etkili bir oyuncudur. Zaman zaman bu sınırı aştığında, toplu oyunda biraz asap bozucu olabilir. ABD Milli Takımı’ndaki en büyük sorunu bu basit oyun anlayışından uzaklaştığı zamanlarda oluşmuştu ve bunu sık sık yaptı. Çoğu zaman zor pasları denediğine şahit olacaksınız. Xavi ve Pirlo’nun başarıyla gerçekleştirdiği o zor pasları… Ancak O bir Xavi ya da Pirlo değildir. Bu da basit oyundan uzaklaştığı anlara bir diğer örnektir.

Yazının devamı...

Astori ve deli başkan

31 Ocak 2014

Galatasaray’ın transferdeki bir numaralı hedefi Davide Astori’de önüne başkan engeli çıktı. Cagliari takımının başkanı Massimo Cellino bu transferi zora sokan isim oldu. Tuhaf bir karaktere sahip olduğu belirtilen Ada ekibinin başkanının gel gitler içerisinde olduğu ve onun bu yapısından dolayı sarı kırmızılıların bu transferde işinin hiç de kolay olmadığı ortaya çıktı.

İtalyan meslektaşlarımızın aktardığına göre Cellino bir süre önce takımdaki en iyi oyuncuları satma kararı aldı. Bunların içinde önceki günlerde Roma’ya verilen Nainggolan ve Astori de bulunuyordu. Takımın iyilerini elden çıkarma hedefini ise provokatif bir niyetten dolayı ortaya koydu. Buna göre başkan Cellino, Cagliari kentindeki kurumları ve örgütleri baskı altına almaya çalışıyordu.

Ancak, kimilerinin ‘deli başkan’ da dediği İtalyan iş adamı, son günlerde bu hedefinden çark etti. Nainggolan’ı Roma’ya verdi ancak iş Astori’ye gelince birden fikir değiştirdi. Roberto Mancini’nin ısrarla istediği, İtalya Milli Takımı forması da giyen tecrübeli stoper için, “Eğer Astori’yi satarsam, ikinci lige gitme riskini de almış olurum” ifadesini kullandı.

Peki ABD’de Miami’de yaşayan Massimo Cellino’nun, Cagliari kentindeki kurumlarla çatışması nereden geliyordu? Başkan, Sardunya Adası’ndaki kentte, Cagliari takımı için inşa edilecek stadyum nedeniyle şehirdekilerle büyük ihtilaflar yaşadı. Bir-iki yıl önce kırmızı mavililer maçlarını Sant’Elia Stadı’nda oynuyorlardı. Cellino, şehrin belediye başkanı ile kavga da ettiği süreçte bir stadyum yaptırmaya karar verdi. Bu stat, kentin yakınlarındaki Is Arenas’tı.

Ancak geçtiğimiz yıl İtalyan mahkemesi Is Arena’yı kapatmaya karar verdi. Çünkü onların düşüncesine göre stat kuralına uygun değildi. Bu süreçte Cellino gözaltına alındı. Cezaevinde kaldı, üç ay da ev hapsinde tutuldu. Ardından Is Arenas yıkıldı. Cagliari bu sezon başında eski stadı Sant’Elia’ya geri döndü ve maçlarını tekrar burada oynamaya başladı.

İşte bu yaşananlardan dolayı Cellino, İtalyan makamlarına ve kentin yerel yöneticilerine büyük bir kızgınlık içinde. Kendisi bu süreçte mağdur edildiğini ve kurban haline getirildiğini düşünüyor. Bu sebepten dolayı da, elindeki en iyi oyuncuları başka takımlara satmakla tehdit edip, yetkilileri bir nevi kışkırtıyor ve de kızdırıyor.

Dolayısıyla bu psikolojik savaş, tam da Galatasaray’ın kadrosuna katmak için yoğun uğraş verdiği Astori’de düğümlenmiş durumda. Başarılı savunmacı için 8 milyon euroluk bir bedel talep ediliyor. Ancak sürecin uzamasını sadece para pazarlıklarına indirgemek doğru olmaz. Tüm yukarda anlatılanlar, yani perde arkasında yaşananlar aslında sarı kırmızılıların nasıl bir mücadelenin ortasında kaldığını ve işlerinin ne denli zor olduğunu ortaya koyuyor.

Yazının devamı...

Cim Bom'un işi zor

21 Ocak 2014

22. HAFTA

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Chelsea Premier Lig'de haftayı göz alıcı bir galibiyetle kapadı. Son şampiyon Manchester United'ı sahasında ağırlayan Maviler, rakibini 3-1 mağlup ederek önemli bir üç puanı hanesine yazdırdı.

Karşılaşmaya damga vuran isim şüphesiz Samuel Eto’o oldu. Oldukça enerjik bir gününde olan tecrübeli forvet üç gol birden atarak kırmızı-beyazlıları yıkarken, performansıyla futbolseverlere eski günlerini hatırlattı. United'ın tek golünü ise Hernandez kaydetti.

Manchester United'a bu sezonki yedinci mağlubiyetini aldıran Chelsea her geçen gün geliştirdiği oyunuyla işleri rayına koymaya başladığını, Mourinho tarzında tekrar ritim yakaladığını ortaya koydu.

Aslında Chelsea'nin bu maçta çok muhteşem oynadığını söylemek pek doğru olmaz. Karşılaşma daha çok bir FA Cup üçüncü tur mücadelesine benziyordu. Bir ikinci lig takımı Premier Lig takımına karşı oynuyor gibiydi. United'ın kötü durumunu anlatmak için başka benzetmeler de elbet yapılabilir.

Evet, kırmızı-beyazlılar pazar günü Stamford Bridge'de, pek bir varlık gösteremediler. Ancak Chelsea'nin düzenli oyununu da bir yere not etmek lazım. Jose Mourinho Londra ekibinden ayrıldığı zamankiyle aynı takımı sanki yeniden buldu. 2007'de Ada'dan giderek Inter'in başına geçmişti. O günden bugüne takımın başına sekiz hoca geldi. Yıllar yılı Portekizli teknik adamın sistemi devam etmiş gibi.

Chelsea, Barcelona gibi oynamıyor. Bütün maç top hakimiyetini eline geçirerek, rakibini yıpratıp sonuca gitmiyor. Rakibin oynamasına da izin veriyor. Ama belli ölçülerde! Belli bir noktadan sonra pres de yaparak karşısındakini bozuyor. Bir kere sağlam bir defans kurguları olduğunu söylemek gerek. Savunmayı takım halinde yapıyor, topun arkasına iyi geçiyorlar. Savunma dörtlüsünün önünde de sağlam bir savunma ikilisi oluyor.

Kapılan toplarla hücuma hızlı çıkmak en önemli silahlarından bir tanesi. Şu anda Manchester City ve Arsenal ile birlikte bu işi en iyi takımlardan biri onlar. Eto'o'nun formunu bulmaya başlaması bu açıdan da önemli. Çünkü zaten dinamik bir orta sahası var ve ileri uca topu hızlı aktarabiliyorlar. Bunlara hücum oyuncularının da eklenmesi, sistemin daha iyi işlemesini sağlayacaktır.

Yazının devamı...