Bir kere sandık başında duracaksak, o bu seçimdir

‘İktidardan seçim yoluyla gitmeyi imkansızlaştırma sistemi” dört ayak üzerinde çalışır.
Bir: Medya özgürlüğünü ortadan kaldırmak ve kamu medyasını iktidarın emrine vermek yoluyla muhalefetin medyaya erişimini elden geldiğince kısıtlamak...
İki: Kamunun imkan ve kaynaklarını iktidarın seçim kampanyalarının yürütülmesi ve finansmanı için kullanmak... Böylece muhalefet partilerinin asla rekabet edemeyecekleri büyük bir güce sahip olmak...
Üç: Sandıkta hilelere başvurmak.
Dört: Yargı bağımsızlığını ve hukuk devletini ortadan kaldırarak seçim yolsuzluklarını yargı denetiminden uzak tutmak.
“İktidardan seçim yoluyla gitmeyi imkansızlaştırma sistemi”, birinci, ikinci ve dördüncü ayaklar üzerinde epeyi yol almıştır ve bunun sonucunda oluşan demokrasi hasarı muazzamdır, tarihsel boyutlardadır.
Sandık ve oy güvenliğini tehdit eden üçüncü ayakta kalıcı bir hasar oluşmuş değil... Çünkü 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri henüz yapılmadı.
Ancak seçimde hile beklentisinin geniş bir vatandaş kesiminde hayli yüksek olduğu görülüyor.
Koç Üniversitesi’nden Ali Çarkoğlu ve Selim Erdem Aytaç’ın yönetiminde, 19 Mart 26 Nisan tarihleri arasında 49 ilde 2201 katılımcı ile yüz yüze görüşme yoluyla yapılan kamuoyu araştırmasında, “seçimde oy sayımının doğru yapılmayacağına inananların” oranı “yüzde 46” olarak tespit edildi.
“Haziran 2015 Seçimlerine Giderken Kamuoyu Dinamikleri” başlıklı araştırmanın sonuçlarına göre AKP seçmenleri arasında da “oylar doğru sayılmaz” diye düşünenler mevcut. Bunların oranı yüzde 15.
Oyların doğru sayılmayacağı kanaatindekilerin oranı muhalefet partilerinin seçmenleri arasında ise yüzde 72 gibi çok yüksek bir seviyeye ulaşıyor.
2015 seçimlerinin, sadece oyların doğru sayılması değil, genel kıstaslar açısından da adil olmayacağını düşünenlerin oranı yüzde 43 olarak bulunmuş. Bu oran 2007 seçimleri öncesinde yüzde 28’miş, 2011’de iki puan artarak yüzde 30’a çıkmış. Seçimlere güvensizlikte 2011’den 2015’e 13 puanlık artış meydana gelmiş olması ise dramatik ve ürkütücü.
Madem vatandaşların önemli bir kesiminde seçimlerde hile yapılacağına dair bir şüphe var ve madem bu seçimlerde tek bir oyun bile yanlış sayılmaması ülkenin kaderi üzerinde belirleyici olabilecek, o halde vatandaş olma bilinç ve onuruyla hareket edip 7 Haziran 2015’te “iktidardan seçim yoluyla gitmeyi imkansızlaştırma sistemi”nin ayaklarından birini ve konjonktür nedeniyle de en önemlisini felç etmek gerekiyor. Demokrasiyi sandık başında hileye karşı korumak ve kollamak vatandaşın görevi.
“Oy ve Ötesi” gibi gönüllü sivil inisiyatiflerin 7 Haziran’da şeffaf ve demokratik seçim için oynayacağı denetleyici rol her zamankinden de önemli olacak.
Bu farkındalıkla, Oy ve Ötesi Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sercan Çelebi’yle görüştüm. Çelebi, 7 Haziran’daki hedeflerinin, gönüllü sandık müşahitleriyle 45 ildeki 162 ilçede bulunan 106 bin sandıkta bulunup oyların yüzde 62’sini sayabilmek olduğunu aktardı.
Çelebi şunları söyledi:
“İlk hedefimiz seçimin gözlemlenen kısmını denetlemek. Bu da oy verme ve sayım. Bu aşamada her şey sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin gözlerinin önünde oluyor. İlçe seçim kurullarına gönderilen sandık sonuç tutanaklarının bilgisayarlara girilmesi aşamasından başlayıp resmi sonuçların yayımlanmasına kadar geçen aşama ise takip edilemiyor. Bu görünmeyen kısmı takip etmek için bir yazılım yazdık. Adı Türkiye Tutanak Tespit, kısacası T3. Bu dünyada bir ilk. Bu yazılımın çok güvenli bir iç denetim ve denge mekanizması var.”
Çelebi, “Hileye karşı ana etkinlik caydırıcılık. Takip varsa hile yok, yoksa her şey olabilir” dedi ve şu çağrıyı yaptı:
“Biz yerleşik bir demokraside yaşamıyoruz. Demokrasi bu ülkede kendi kendine yerleşmeyecek. 7 Haziran dünyayı değiştirebilir. Bunun için 60-70 bin gönüllüye ihtiyacımız var. Hayatınızda bir kere sandık başında duracaksanız, o işte bu seçimdir.”
7 Haziran 2015 seçimlerinin şeffaf ve demokratik olması için gönüllü sandık müşahitliği yapmak isteyenler oyveotesi.org adresine kayıt yaptırabilirler.