“Bak, biz şöyle bir şey yaptık!”

İster başka dünyadan gelmiş kadar garip, isterse az sonra piyasaya çıkacak kadar gerçekçi olsunlar; konsept otomobiller firmaların “Bak, aslında biz şöyle bir şey yaptık!” dediği araçlardır...

“Bak, biz şöyle bir şey yaptık”

Fuarın yılını ve firmanın adını şu an net hatırlamıyorum. Sadece “İstanbul’da düzenlenen Autoshow’lardan biriydi” diye geçiştirelim. Bir firma, yurt dışındaki merkezine neredeyse rica minnet etmiş, uzun görüşmelerin ardından konsept otomobilini İstanbul’a getirtmeyi başarmıştı. Otomobil, firmanın standına konulmuş, fuarı gezmeye gelenler de onun görüntüsüne abone olmuştu. Firmanın genel müdürüyle sohbet ederken stantlarındaki tüm otomobillerin satıldığını, gördükleri ilgiye şaşırdıklarını anlatıyordu: “Arkadaşlar, konsept otomobili kendisine satmamızı isteyen müşteriler de oldu!”
Konsept yani tam Türkçesiyle kavram otomobiller, neredeyse yıllardır firmaların vazgeçemediği bir ilgi mıknatısı durumunda. Tabii bu araçlar sadece “Gelsinler, görsünler, bayılsınlar!” felsefesiyle yapılmıyor. Daha çok “Vay arkadaş, yapmış adamlar!” dedirtmek için yaratılıyorlar. Ya da “Bak, biz böyle bir şey yaptık!” demek için.
Genelde yollarda pek rastlayamayacağınız tasarımlara, standart otomobillerde parasıyla bile satın alamayacağınız teknolojilere sahip olurlar. O teknolojilerin aynısını ya da benzerini birkaç yıl sonra görüyordunuz teşhir salonlarında. Şimdiyse genelde konsept denilen otomobiller “üretime çok yakın” hatta “Az sonra piyasada!” denilse baş ağrıtmayacak kadar gerçekçi oluyorlar.

Maksat zemin yoklama
Tasarımcılara “kendisini bir şekilde ifade etme”, firmalara ise gelecekteki modellerin çizgilerinden haber verme ve teknolojilerini sergileme imkanı sunan konseptler, yine üreticiler için bir anlamda zemin yoklama anlamı da taşıyor. Zira modelle ilgili yazılanlar genelde olumlu
ise ya da ziyaretçiler tarafından uzunca bir süre seyredilmişse, yapılan iş doğru demektir, bu da şirket yönetiminin üretim kararını vermesinde kolaylık sağlar.
Peki “ilk” ama “en birinci” kimin aklına gelmiş bir konsept otomobil yapmak? Amerikalı General Motors’un... Y-Job 1938 doğumlu. Eskiden firmalar tasarımlarında yaptıkları değişiklikleri
ve yenilikleri, otomobili piyasaya sunduklarında gösterebiliyorlarmış.
O dönemde firmanın tasarımcılarından Harley Earl, yeni bir modeli doğrudan piyasaya sürüp tüketicileri dumur etmektense, önceden hazırlamak gerektiğini savunmuş. Çünkü tasarımın beğenilmeme ve otomobilin de “satılmama” riski var!
Bunun için 1950’lerde Buick modellerinde kullanılacak tasarım unsurlarını, “tüketicilere satmak
amacıyla üretilmemiş” bir araç üzerinde göstermeyi önermiş. Yani konsept
bir otomobilde. Bugün bile Buick modellerinin karakteristik özelliği olan balina dişli radyatör ızgarasını koymakla yetinmeyip 1938 için yeni kabul edilecek teknolojik “cici”ler de eklemiş. Örneğin hidrolik açılabilen gizli farlar, elektrik kontrollü camlar gibi.
İlginçtir, bu otomobil restore edildikten sonra 1993’e kadar Henry Ford Müzesi’nde kalmış. Bu yıldan
sonra da evine, yani GM Tasarım Merkezi’ne geri dönmüş.

Dört yıl önce satılmış
Tabii her ne kadar pek çok kaynak Y-Job konseptini işaret etse de Avrupa’da konsept niyetine imal edilip yola çıkarılan, adına da deneysel araç denen otomobillerden söz edilmekte.
Nitekim İngiliz Rolls Royce tarafından 1926’da üretilen 10EX
böyle bir şey. Üstelik Rolls Royce bu alışkanlığı 1919’da başlatmış. Bu araç
altı yıl kadar farklı kişilerce kullanılmış. Kullanıcıların büyük bölümü fabrika çalışanları tabii. Bir de meşhur Arabistanlı Lawrence. Bir Avrupa seyahati için ödünç almış. 10EX’ten başka üretilmemiş. Sadece aynı motor ve şasiye sahip üç farklı tasarımda araç daha yapılmış. Ayakta kalmayı başaran 10EX, yaklaşık dört yıl önce açık artırmada satılmış. Yani o da halen hayatta. n

“Bak, biz şöyle bir şey yaptık”

HAFTANIN GÜZELİ

Başımın üzerinde yerin var!
İnsanlar genelde “ata”larına saygı gösterirler. Hatta büyükleri için “Başımın üzerinde yerin var!” derler de bunu otomobiller neden yapmasın ki? Alın size kanlı canlı örneği. MINI Countryman, atası olan yaşlı MINI’yi hop edip tavanına yüklemiş, gezmeye götürüyor. Beyaz MINI’nin bundan pek de sıkıntı duyduğunu sanmıyorum. Kim bilir, belki toruna eski yol hikayelerini anlatıyordur ya da nasıl yıllarca genç kalınabileceği konusunda tavsiyeler veriyordur. Bu arada genç Contryman’i takdir ettim, gözüme girdi!