2 dil ve özerklik seçim sonrasına...

Emin olun, kendi kendimize eziyet ediyoruz.
Hayatımızı zorlaştırıyoruz.
Kürt sorunuyla ilgili olarak, işi yokuşa sürüyoruz.
Bakın, bu zor işi nasıl başarıyoruz?
Öcalan, önümüzdeki seçimleri dikkate alarak, taktik bir adım attı ve iktidar partisini köşeye sıkıştırdı. 2 dil ve özerklik tartışmalarındaki amacı, ön almak ve seçim öncesinde beklentiler çıtasını yükseltmekti.
Bu durum, Ak Parti'yi huzursuz etti. Seçim ortamında böylesine tartışmalı konulara girmek istenmiyordu. Tepki gösterilse, Güneydoğu'da, tepkisiz kalınsa Batı bölgelerde oy kaybına uğranılacaktı.
Başbakan önce kurmaylarını konuşturdu. BDP'nin çözüm için ortaya attığı 2 dil ve özeklik önerilerine itiraz ettirdi, ancak bu tepkiler kamuoyunu kesmedi. Sonunda Başbakan konuştu ve bu iki yaklaşımı kesinlikle reddetti.
İktidar ve muhalefette hemen gerildi. Seçim konuşmaları yaygınlaşıverdi. Ancak, bu tartışmalardaki karmaşa hemen dikkatleri çekti.
- BDP'nin, 2 dil konusundaki tutumunda bir karmaşa var. BDP, Kürtçe'nin resmi dil olmasını önermiyor. Türkçe'nin resmi dil olarak kalması, Kürtçe'nin ise Kürt kökenli vatandaşların yoğunlukta olduğu bölgelerde ikinci dil olarak kullanılmasını öneriyor. Tartışma, Kürtçe'nin belediye yazışmalarında da kullanılmasından kaynaklanıyor.
- Özerklik önerisinin ne anlama geldiği ve nasıl işleyeceği belli değil. Buna rağmen, bu konunun tartışılması dahi, ülkenin bölünmesi gibi algılandı. Seçim yarışında, kimin daha çok vatanını sevdiğini ispatlama yarışını başlattı.
- Partiler, 2 dil ve özerklik konularının, tartışmaya açık, üzerinde konuşulması istenen bir öneri paketinden ileri gitmediğini unuttular ve sanki BDP'nin resmi önerisiymiş gibi, gereksiz bir sertleşme sürecine girdiler.
Göreceksiniz, 2 dil ve özerklik başta olmak üzere, bu konular seçimler sonrasında, Anayasa değişikliği çalışmalarıyla birlikte yön değiştirecek, gerçek bir tartışma başlayacak ve bugünkü konuştuklarımızın aksine bir boyuta oturacak.


2010 en çok İstanbul'a yaradı
Kültür Başkenti İstanbul, 2010’u çok keyifli geçirdi. Kültür başkenti olmak kolay değil. Daha iyisi olabilir miydi? Olurdu tabii ancak, bu kadarını gerçekleştiren İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı’na teşekkür borcumuz var. Faaliyet listesi de epey görkemli.
- 1598 konser gerçekleştirildi. En göz dolduranları ise etkinliklerin açılışının yapıldığı 7 tepe konserleriydi.
- 763 sergi organize edildi.
- Tiyatro – Gösteri – Performans kategorisinde ise 1127 etkinlik yapıldı.
- İstanbul’un çok ihtiyacı olan, tarihi eserlerin restorasyonu ve korunmasına yönelik 166 tarihi yapıda çalışmalar gerçekleştirildi.
- 8 yeni kültür merkezi ve müze açıldı.
- 529 birbirinden önemli film ve belgesel yapıldı.
- Ajans toplamda ise 596 projeye destek verdi ve hayata geçirdi.
- 9862 etkinlik gerçekleştirildi. Benim aklımda kalanlardan en güzel ise Haydarpaşa’nın Kadıköy sahiline bakan cephesinde yapılan inanılmaz ışık şovuydu.
- Bu yapılan etkinlikleri ise 10 milyon kişi izledi.
Aslında, bu listeyi uzatmak mümkün. Sokakta yürürken bile İstanbullular bir sürü etkinlikle karşılaştılar. Sokak konserleri, atölye çalışmaları, performanslar… Ajansın, bütçesi 500 milyon TL, etkinliklere harcanan para ise 339 milyon TL'ye vardı. Siyaset, ekonomi nefes aldırdıkça bizde elimizden geldiğince haberlerimizde yer vermeye çalıştık. Sonuç olarak güzel bir yıl geçirdik.


Yaprak Dökümü'nü özleyeceğiz
Kanal D'de 4,5 yıldır bizleri ekrana bağlayan, Yaprak Dökümü dizisi bitti. Reşat Nuri Güntekin'in romanından uyarlanan dizi, bizi bize anlattı ve bizde onu çok sevdik. İzlerken ağladık, güldük, kızdık... Şimdi dizinin bitmesiyle Doğan Kitap'tan “Yaprak Dökümü Ardından” adlı kitap çıktı. Bu kitapta ben de dahil Nazım Hikmet, Elif Şafak, Güneri Civaoğlu, Selim İleri, Okan Bayülgen gibi isimlerin eser ve dizi için yazıları, şiirleri ve duyguları yer alıyor.
Ayrıca Nilüfer'in Unutmadım, Sezen Aksu'nun Takvim, Yüksek Sadakat'ın Babamın Evinde ve Toygar Işıklı'nın Sonunda isimli eserlerinin yer aldığı dört ayrı CD bulunuyor. Dizinin kamera arkası fotoğraflarının ve duygu düşüncelerin yer aldığı özel bir bölüm de var. Kitabın fiyatı 45 TL. Gelirinin hepsi ise Omurilik Felçlileri Derneği'ne bağışlanacak. Yaprak Dökümü'nü unutmamak isterseniz bu kitabı mutlaka alın.