"Acarkent"leri "Ölükent"e dönüştürmeyin

Haberlere göre, resmi yetkililer, Acarkent ile Acaristanbul'daki toplam 1630 yapının yıkılması için harekete geçmişler. Mahkeme kararı çıkartılacakmış. Ardından da sırada Beykoz Konakları varmış.Yapmayın, etmeyin.Acarkent'te, yıllar öncesinde satışı yapılmış, içinde yaşanmaya başlanmış 1492 villa var. Burada bir hayat kurulmuş ve sürüyor. Şimdi kalkıp "Efendim, kusura bakmayın bizler hata etmişiz. Buralara ev yapılamazmış. Bundan dolayı evinizi yıkacağız" diyemezsiniz. 250-800 bin dolarlık evlerde oturanlara, bu parayı geri verebilecek misiniz? O zaman sizlerin verdiği izinlere güvenip bina alanların ne günahı var?Resmi yetkililer bir hata etmişlerdir ve bu hatalarını da şimdi, hiçbir suçu olmayan insanlara ödetemezler. İzin vermeseydiniz. Oraya hizmet götürmeseydiniz. Gelelim Acaristanbul'a.138 villanın inşaatı bitmiş, 650 tane daha yapılacak.Burayı, bugün olduğu gibi bıraktırsanız, ortaya iğrenç bir taş yığını kalacak. Zira artık delik deşik edilmiş olan o arazinin ağaçlanmasına imkan yoktur. 138'ini yıktırmaya kalksanız, milyon dolar harcamanız gerekecek. Ayrıca, bugünkü manzara daha da korkunçlaşacak. Zira çıkacak olan bunca molozu atabilecek bir yeriniz yok. Ya binalar veya onca moloz olduğu yerde bırakılacak. O zaman da bir çok yerde gördüğümüz gibi, yarı inşa edilip bırakılmış dev bir ölükent yaratmaktan öteye geçemeyeceksiniz.Bunların hiçbiri çözüm değil.Zaten yapmanız da imkansız.İyisi mi, gelin farklı bir formül bulun. Yapılmayanları durdurun, yapılanları tamamlatın ve inşaat sahiplerini ağaçlandırmaya zorlayın. Yapımcıları çevreyi düzeltmeleri için sıkıştırın.Bu olayda gerçek sorumluluğun belediyelerde ve Ankara'daki bürokrasinin omuzlarında olduğunu artık herkes biliyor. Şimdi, cezalandırma adına, altından kalkamayacağınız "her yeri yıkma" gösterilerine girmeyin. Bunu, kendinizi kurtarmak için yapıyorsunuz.Acarkent'ler yerine, kucağımıza ölükent'ler atıp yok olmayın. Gazetelerde çıkan bazı haberlerden yola çıkarak bu yazıyı yazıyorum. Ayrıca, ne Acarkent'te ne de Acaristanbul'da evim var. Doğrusu bu ya, 2006 benim için pek bir çetin geçti.Allah beterinden saklasın.2007 pırıl pırıl, tertemiz geliyor.Bugünden, tüm okuyucularımın hem Kurban Bayramı'nı, hem de yeni yılını kutlamak istiyorum.Sağlıklı geçsin, yeter.Göreceksiniz, 2007 tahmin edildiği gibi öyle gergin filan da geçmeyecek. Üstelik, her günü gergin geçiriyoruz, biraz daha az veya biraz daha çok olmuş, bize dokunmaz!İyi tatiller efendim…Bayram ertesi görüşmek ümidiyle.. YENİ YILINIZ VE BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN… TUSİAD, Amerikan Brookings Enstitüsü ile birlikte oluşturduğu "Türkiye 2007" adı verilen ve gelecek yıl süresince, Türkiye'nin Amerikan kamuoyunda doğru algılanabilmesi için çeşitli faaliyetlerde bulunacak olan projenin başına, Amerika'nın 1997- 2000 yılları arasında Ankara'daki Büyükelçisi Mark Parris'in atandığı açıklandı.Türkiye'nin sağlıklı bir ortamda tartışılmasını öngören bu proje çok önemli. Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler nedeniyle, yeni bir rejim krizinden geçeceği anlaşılan Türkiye'deki gelişmelerin, Washington'da doğru algılanması hayati önemde. Bunu da doğrusu Mark Parris'ten başkası yapamaz.Parris'in soğukkanlılığı, bilgisi her konudaki mesafeli duruşunun getirdiği etkinliği belki bir başkasında bulunabilirdi, ancak hiçbiri onun Türkiye konusundaki bilgisini ve sağlıklı analizinin yerini dolduramazdı. TÜSİAD, EN DOĞRU KİŞİYİ BULDU… Eurovision yarışmasının Türkiye'nin toprak bütünlüğüne karşı kurulmuş, uluslararası bir komplo olduğuna inanasım geliyor. Baksanıza, basit bir uluslararası yarışma hamgi noktalara kadar getirildi.Sorun, Kenan Doğulu'nun yarışma için hazırlayacağı parçanın Türkçe değil de, İngilizce olacağını söylemesinden kaynaklanıyor.Vay efendim, bir gürültüdür gidiyor. Sen nasıl olursun da, anlı şanlı dilimizi küçümsersin…"Vallahi de billahi de küçümsemiyorum. Sadece İngilizce'nin bu yarışmaya daha yatkın olduğunu ve oylamalarda olumlu etkisi bulunduğunu düşünüyoruz" diyor yine dayak yiyor.Biri bitiyor, diğeri başlıyor. Türkçe'yi koruma derneklerinden tutun da, işi gücü sadece açıklama yapmanın ötesine gidemeyen bir takım yetkili, yetkisiz kişi, sivil örgütü, gazeteci, hatta siyasetçi ver yansın gidiyor. Öylesine moral bozuyorlar ki, Kenan daha şimdiden pes eder bir duruma giriyor.Oysa hiç umursamamalı… Neyi doğru biliyorsa onu yapmalı… Sonunda bunun bir şarkı yarışması olduğunu, milli karşılaşmayla ilgisi bulunmadığını bir gün birileri herhalde anlayacaktır. KENAN DOĞULU DOĞRUSUNU YAPIYOR Dağa taşa bayrak dikmek veya bayrak resmi yapmaktan çok hoşlanırız. Kimseler aksini söylemese dahi, bayrak dikilen yerlerin bize ait olduğunu göstermek, insanlarımızın hoşuna gider. Hele "Ben senden daha milliyetçiyim. Vatanımı daha çok severim" yarışındakiler, bayrak dikme veya çizme yarışını körüklerler. İnsanların bayrağını sevmesi ve uygun gördüğü her yere dikmesi de hoş bir histir. Ancak, bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir de en büyük bayrak yarışına girildiğinde bazen işin ucu kaçıveriyor.Bunun en son örneğini geçenlerde yaşadık.Mersin'e bağlı Toroslar Belediyesi, Çopurlu Köyü yamacına, Türkiye'nin en büyük bayrağı yaptırılmış. 4 bin 500 metrekarelik dev bayrak için, 5 ton boya kullanılmış. 20 kişi çalışmış. Üzerine 600 kilo cam tozu dökülmüş. Şimdi de, geceleri daha iyi görünmesi için etrafının aydınlatılması için çalışmalar başlatılmış.Neden ?Acaba, gece yarısı uzaydan gelip yolunu kaybedenlere veya aniden bir hava saldırısına geçenlere (!) Türkiye'ye girdiklerini göstermek için mi ?Yoksa, yöredeki vatandaşlarımız, kendilerini Fransa veya İsviçre'de zannetmesinler diye mi?Kabul ediyorum, halkımızın bayrak sevgisini körüklemek isteyebilirsiniz. Uzaktan bakıp hisleneceklerini de sanabilirsiniz.Bence, hiçbiri değil.Bu, Toroslar Belediyesi'nin kendi reklamından başka birşey değil. Her gelene, bakın en büyük bayrağı biz yaptırdık, diyebilmek için gerçekleştirilmiş bir gösteri.Benim asıl merakımı çeken, Toroslar Belediyesi'nin dağa taşa harcayacak bunca bol parası mı var ?Örneğin, sorumluluğu altındaki bölgede tüm okullar yeterli ve pırıl pırıl mı? Acaba bu okulların kalitesini yükseltmek için bekleyen ödenekler yok mu?Acaba, kentin tüm belediye hizmetleri tıkır tıkır işliyor mu ? Halkın tüm ihtiyaçları karşılanıyor mu ?Örneğin, sokağa bırakılan çocuklar için yeterince barınak, yaşlılar için huzur evleri projeleri tamam mı ?Hayır, Toroslar Belediyesi'nin sorunları bir yığın durumunda. Sayın belediye başkanı ise şimdi böbürlenecek: " Dağlara en büyük bayrağı biz yaptık." diyecek.Yapın kardeşim, kimseyi rahatsız etmiyorsunuz, ancak önce kendi işinizi yapın. Sizden belediye hizmeti bekleyen halkı tatmin edin. Paralarınızı gerçek işinize harcayın. Bunu yapmıyor ve sırf " zaten üç beş kuruşa mal oluyor, şuraya bir bayrak yapalım da halkın gözüne girelim"diye hareket ediyorsanız, hatalısınız. Kimse sizlerden, en büyük harita yaptıran belediye olmanızı istemiyor. İyi hizmet veren belediye olmanız isteniyor. TOROSLAR BELEDİYESİ'NİN BAŞKA HİÇ İHTİYACI YOK MU? (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net