AKP pedala basmazsa düşecek

Yine her kafadan bir ses çıkacak, yine eleştiriler yapılacak, ancak yine de MB'nin gerçek oyun kurucu olduğu herkes tarafından kabul edilecek.Şimdi gelelim bundan sonrasına.Merkez Bankası, tek başına bizi bu krizden çıkaramaz. Kısa vadede, hastayı yoğun bakımda tutar. Ardından normal koğuşa çıkmasını sağlar, ancak o kadar...TOBB'un, Bankalar Birliği ve daha nice sağduyulu kuruluşların sözlerine kulak verelim: Orta ve uzun vadede, piyasaların durulması ve ekonomiye duyulan güven'in tekrar geri gelmesi için, bundan sonrası Siyasilere düşüyor.Bakanlar Kurulu'nun Pazartesi toplantısından sonra, hükümet sözcüsü Çiçek piyasalarda yaşanan depresyonun iç nedenini "psikolojik" diye niteledi.Hayır, hükümet yanılıyor.Depremin dış nedenlerini biliyoruz, ancak iç nedenleri sadece psikolojiye bağlayamayız. Parasını yatıranlar rahatsız oldular. Şimdi, hükümetin görevi, bu rahatsızlığı düzeltmektir. İşler yolunda giderken, hükümetin bazı kararları, bazı yorumları ve demeçleri, yatırımcıyı ürküttü.Şimdi, yerli ve yabancı yatırımcıyı ürkütenlerin (hem hükümet, hem muhalefet, hem de medya'dan söz ediyorum) görevi, eski güveni yeniden yerleştirmek olmalıdır.Yani, eskisine oranla çok daha fazla, söylediklerine dikkat etmek... Kemerleri sıkma konusunda da daha fazla duyarlı olmak... IMF ile ilişkilerini iyi tutmak... Avrupa Birliği ile ilgili reformları hızlandırmak...Ancak lafla değil, somut adımlar atarak bunları göstermek...İşte o zaman eskiye dönebiliriz. Eski dolar veya euro kurunu göremeyiz, ancak belirsizliklerden kurtuluruz.Piyasaların beklentisi de bu zaten...Özetlemek gerekirse, AK Parti üç yıl bu bisikletin üstünde hep pedal çevirdi. Reformlar sayesinde ayakta kaldı. Şimdi tam seçime yaklaşılırken, pedalı bıraktı ve bisikletten düşme tehlikesiyle karşı karşıya. Kurtuluşu pedallara yeniden basmak... * * * Merkez Bankasını (MB) mahallenin yumuşak yüzlü, kibar ancak kafası kızdığı anda da, kükreyip etrafa diz çökerten "abi" ye benzetiyorum. Pazartesi gününden bu yana, piyasalara öylesine bir girdi ve etrafı öylesine etkiledi ki, umarım bu tutumunu sürdürür. Okurlardan gelen mesajların büyük bölümü, hep aynı soruyu soruyor: Türkiye'ye gelen para neden kaçtı?Bu sorunun yanıtını ikiye bölmem gerekiyor.DIŞ ETKEN: Çok basite indirirsek, herşey ABD Merkez Bankasının faiz oranlarını arttırmasıyla başladı. Bir süre öncesine kadar düşük faiz nedeniyle, Türkiye gibi piyasalardan daha fazla kar etmek için gelen fonlar, tekrar riski az dolara dönmeyi tercih ettiler.İÇ ETKEN: Amerika ve Avrupa'daki faiz arttırımlarına rağmen, yerli ve yabancı yatırımcılar, eğer Türkiye'de rahatsız olmasalar, bu kadar büyük miktarlarda kaçmazlardı. Birkaç olay, yatırımcıları korkuttu. 2006-2007 dönemini riskli gördüler.a. Cumhurbaşkanlığı seçiminin krizli geçeceği, hatta darbeye kadar gidebilecek tehlikeli bir süreç başlatacağı izlenimi doğdu.b. Avrupa Birliği ile ilişkilerin, Kıbrıs nedeniyle bir tren kazasına uğrayabileceği kuşkusu doğdu.c. Hükümetin IMF'e ters bakışı, Merkez Bankası ataması sırasında yaşanan gerilim, AK Partinin ekonomik ve siyasi reformları ikinci plana attığı ve seçim ekonomisine girip kemerleri gevşeteceği kaygıları arttı.Yatırımcılar "Riske girmeyelim, kendimizi daha güvenli sulara götürelim" dediler.Eğer hükümet, yatırımcıyı daha erken ve daha iyi anlayabilse ve bu kuşkuları giderici önlemler alabilmiş olsaydı, dışardan kaynaklanan deprem daha az zararla kapatılabilirdi.Yine de çok geç değil. Doğru ve hızlı adımlar bizleri düzlüğe çıkarabilir. PARA NEDEN KAÇTI? (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net