Allah'tan sadece sağlık istiyorum...

Arabadan düşenin halinden sadece arabadan düşen anlar...
Bundan dolayı olacak, artık hiçbir şey umurumda değil. Varsa yoksa sağlık. Her akşam yatarken "Oh bugünü de ayakta geçirdim" diyorum. Sabah kalktığımda da "İnşallah bu günüm sağlıklı geçer" diye yola çıkıyorum.
Bugün 2011'i kapatıp, 2012'ye giriyoruz.
Sizin için, gelecek 12 ayın falına bakmak istiyorum.
Nelerle karşı karşıya kalabiliriz? Paramızı ne yapalım? Başbakan’ın sağlığı nasıl olacak? Terörle nasıl baş edilecek? Arap baharı nereye gidecek?
Ancak herşeyden önce, tüm okurlarım için bir dilekte bulunmak istiyorum. Kendim ve ailem için de aynını diliyorum.
Allah’tan, hepimize sağlıklı bir 2012 nasip etmesini diliyorum.
Gerisini boşverin.
Gerisi nasıl olsa, şu veya bu şekilde gelip geçecek. Geriye sadece sağlıklı olanlar kalabilecek.
Nice yıllara.


Aman borçlanmayın...
2012'nin en büyük tehlikesi, dışarıda esen mali fırtınanın, kasırgaya dönüşmesi ve bizim kapımızı da kırıp içeri girivermesidir. İşte o zaman hep birlikte yandık.
Avrupa'daki kriz öyle bir noktaya geldi ki kimse neyin ne olacağını tam anlamıyla hesap edemiyor. Eğer AB ülkeleri, aralarında gereken parayı toplayamazlarsa, deprem hepimizi yerle bir edecek.
Bu işin nereye gideceği de Ocak ayının sonuna doğru anlaşılacak. Şubat'ta İtalya'nın 150 milyar euroluk borç ödemesi var. Yeterli fon oluşturulamaz ve İtalya borcunu ödeyemezse, kemerlerimizi takıp, şehadet getirmeye hazırlanalım.
Türkiye'nin, Avrupa’yı sarsacak böyle bir depremin yan etkilerine dahi dayanmasına imkan yok. Kurlar fırlayabilir, iflaslar ardı ardına gelebilir.
Uzmanların verdikleri tek tavsiye, "Aman borçlanmayın, hele dövizle hiç borçlanmayın. Elinizde ne varsa, o kadarını tutun ve fırtınanın dinmesini bekleyin." şeklinde.


Başbakan'ın Köşk'e gidiş senaryosu kesinleşecek...
2012'de hemen herkesin gözü Başbakan'ın üstünde olacak. Sağlığının gidişi gözlenecek. Sesinin tonundan tutun, yürüyüşündeki tempoya kadar, her adımı büyülteç altında incelenecek ve bir anlam verilecek.
Erdoğan, parlamentoya girdiğinden bu yana, siyasi yaşamının üçüncü ve son dönemini yaşıyor. Ya 2014' te Köşk'e çıkacak veya siyasetten, hiç değilse belli bir süre için çekilecek. Herkesin beklediği de Cumhurbaşkanlığı seçimine katılması.
Bu senaryonun ne oranda geçekleşeceğini, önümüzdeki yıl daha net şekilde görebileceğiz. Tabii bu konuda vereceği kararda sağlık durumu da önemli ölçüde rol oynayacak. Ekonomik gelişmelerde, dışardan gelecek bir kazaya uğranılmazsa, sorun görünmüyor. Siyasi ve ekonomik istikrar sürdürülecek, ancak aksi halde tüm hesaplar bozulacak. Bu durum, Ak Parti ' yi de büyük oranda etkileyecek. Politik dengeler yeni baştan kurulacak.


CHP'de işler biraz daha güçleşecek
CHP bir türlü sükunete kavuşamadı. Hala belirli bir huzursuzluk var. Kurultaylar partisi olarak tanınan ana muhalefet partisi, derinden derine Kılıçdaroğlu ile itişip kakışıyor.
Kılıçdaroğlu, bu duruma bir çeki düzen veremezse, 2012 yine CHP’de bir liderlik kavgasına sahne olacak. Ortalarda ne yeni bir aday var ne de Kılıçdaroğlu'nu devirecek güce sahip bir muhalefet. Ancak, CHP'liler vır vır ediyorlar. Hayatlarından hiç memnun değiller. Ana muhalefet olarak, iktidar ile uğraşacaklarına, kendileriyle uğraşıyorlar.
İçerden dışarıya pompalanan havaya bakılacak olursa, önümüzdeki dönem pek rahat geçmeyecekmiş gibi görülüyor. Tabii herşey Kılıçdaroğlu'nun tutumuna bağlı. Lider içeriye çeki düzen verecek güce sahip. Yeter ki bazılarını silmek konusunda bir karar versin.
CHP, Başbakan'ın Köşk'e gidip gitmeyeceği tartışmalarının daha da artacağı önümüzdeki yıllarda, çok daha önemli bir konuma oturacaktır. Kendi iç çekişmelerinden bir an önce vazgeçmesi ve gerçek görevine dönmesi gerekiyor.


PKK ile hesaplaşmada, sona gelinecek...
Önümüzdeki yıl ben en çok PKK, terör ve Kürt sorununda gelişme bekliyorum.
İki senaryo var:
1) Çatışmaların sona ermesi, daha önceki açılım adımları ve görüşmelerin yeniden başlatılması.
Doğrusu, bu senaryo çok iyimser tahminlerime dayanıyor. Ne PKK ne de T.C Devleti’nin tutum değiştirme hazırlığı var. Hele 2014'deki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, Erdoğan'ın kamuoyunda zayıflık gibi yorumlanabilecek bir yaklaşımı benimsemesi güç görülüyor.
2) Çatışmaların daha da artması ve PKK'nın adeta bir ölüm-kalım mücadelesine girmesi.
Bu olasılığı daha yüksek görüyorum. Özellikle örgüte indirilen son darbeler ve örgüt içindeki çatışmaların silahlı mücadeleyi şiddetlendirmesi bekleniyor. Devlet ile örgütün savaşı son aşamasına girercek ve bu durumda da, daha da çok kan akıtılacak.


Kıbrıs ve Ermeni kavgası gündemde kalacak...
Dış politika açısından bakarsak, artık "Sıfır sorun" filan kalmadığı için, yeni sloganlar bulunacak, ancak iki konu ön plana çıkacak.
Bunlardan biri, AB Dönem Başkanlığı’na gelecek olan Kıbrıs ile ilişkiler ve yine uykuya dalıp unutmazsak, “Ermeni soykırımı” tartışmaları olacak.
Kıbrıs'ta çözüm beklememeliyiz. Ne Rumlar, ne de biz henüz bir çözüme ulaşmak için cesur adımlar atmaya hazırız. Herkesin kendine göre bir hesabı var.
“Ermeni soykırımı” iddiaları konusunda da, bağırıp çağırmanın ötesine gidilebilineceğini sanmıyorum. Ermeniler o konuda başarılı şekilde yollarına devam ediyorlar. Fransız Meclisi’nden sonra, senato da tasarıyı onaylayacak ve 2015'e kadar diğer ülkeler de bu konuda desteklerini verecekler. Türkiye bu mücadeleyi kaybetmekte olduğunu biraz daha net görecek.
Bu iki sorun, en çok Avrupa Birliği ile ilişkileri zedeleşecek ve karşılıklı uzaklaşma artacaktır.


Arap Baharı kışa girecek, Esad kalacak, İsrail ve İran ile ilişkiler ön plana çıkacak
Önümüzdeki yıl bütün dünyanın bakışları Orta Doğu'nun üzerinde olacak.
İran ile gerilen ilişkiler, pek gevşeyeceğe benzemiyor. Amerikan kuvvetlerinin Irak'tan çekilmesinden sonra, hem Irak'ın üçe bölünme olasılığı arttı hem de İran'ın etki alanı genişledi. Mısır’daki bahar bitti, kış başladı. Ayaklanan halkın kolay kolay yerine oturacağını sanmıyorum.
Libya'da da istikrar beklememek gerekiyor. Oradaki karışıklık da devam edecek.
Türkiye de bölgedeki rolünü yeniden saptayacak. Liderlik veya rol modellik yerine, "Kendi deneyimlerini paylaşan bir dost" konumuna girecek. Bu arada, Ankara'nın başına ağrıtacak olan en yakın sorun Suriye'deki karışıklık olacak. Beşar Esad'ın kolay kolay iktidarı bırakacağını sanmıyorum. Yani beklediğimizi elde edemeyeceğiz gibi görünüyor.
Özetlemek gerekirse, çok çalkantılı ve çok karışık bir bölgede yaşayacağız.