Almanya, Aydın Doğan'ı alkışladı

Çok uzun yıllar Avrupa sahnesinde Türkiye’yi izledim. Türk bakanların ve Başbakanların karşı karşıya kaldıkları -zaman zaman küçültücü, zaman zaman sempatik- muameleleri gördüm. Ancak emin olun, Pazartesi akşamı Berlin’in kremasını oluşturan 1000 kişinin önünde Aydın Doğan’a verilen ödül gibi bir törene tanıklık etmedim.
Kimler yoktu ki...
1000 kişilik elit bir grup vardı.
Alman siyasetini oluşturan tüm partilerin üst düzey temsilcileri... Medyanın tüm genel yönetmenleri...TV’lerin en tepedeki yöneticileri ve iş dünyasının en etkili isimleri.
Tekerlekli sandalyesindeki İçişleri bakanı Dr. Schauble etrafındakilere son gelişmeleri anlatıyor... Alman otomobil sanayinin halen tepesindeki isimler krizden kurtulup kurtulamayacaklarının hesabını yapıyorlar... Törene Alman başbakanı Merkel’in gelip gelmeyeceği fısıldanıyor.
Bütün bu pırıltılı insanların ortasında da, yüzlerce fotoğrafçı ve kameramanın “Mr.Doğan... Mr. Doğan buraya bakın...” diye bas bas bağırarak star muamelesi yaptıkları Aydın Doğan vardı. Gece onun onuruna düzenlenmişti. Herkes oraya Altın Victoria ödül töreni için gelmişlerdi.
Bu ödülü alan Aydın Doğan gibi görünüyordu. Ancak aslında ödül bir anlamda Türkiye’ye veriliyordu.
Almanya Başbakanı Merkel, törenin ortalarında salona geldi. Dikkat ettim yanında sözcüsü, sekreteri ve bir tek koruması vardı. Sessizce salona girdi. Ne alkış, ne gürültü, ne de o geldi diye ayağa kalkan alkışlayıcılar grubuna rastladım. Demek ki toplantılara böylesine kibarca gelinebiliyormuş.
Konuşmasında, Aydın Doğan’ı yere göğe koyamadı.
Neden biliyor musunuz?
Türk işçilerinin Almanya’ya uyum sağlayabilmesi için elinden geleni yaptığından dolayı... “Aydın Doğan Almanya için önemli bir insandır....” dedi.
İçişleri bakanı Dr. Schauble, daha da ileri gitti Aydın Doğan’ın Türk-Alman ilişkilerine büyük katkısının ayrıntılarını anlattı.
Pazartesi gecesi gerçekten çok önemliydi.
Almanya’da Türkiye’nin ağırlığına belki bazıları sinirlenecektir, ancak Doğan grubu, özellikle de Hürriyet’in etkinliği ortaya kondu.
Kimseler kompleks duymasın. Ertuğrul Özkök ile Bild genel yayın yönetmeni Kai Diekmann’ın bu alanda yaptıkları anlatılınca alkışlar daha da yükseldi. O gece bu iki genel yayın yönetmeni adeta omuzlarda taşındı. Zira kimselerin gerçekleşeceğine inanamadıklarını yapmışlardı. İki toplumu kışkırtıp tiraj peşinde koşmak yerine, zoru seçmişler ve kavga yerine dostluğu önermişlerdi.
Aydın bey çok mutluydu.
Etrafına sadece ailesini ve ailesine en yakın kişileri almıştı. Gerçekten de istediğiniz kadar şirket edinin, Pazartesi gecesi gibi bir gece yaşayamazsanız, bu parıltıyı, bu alkışı ve bu ödülü alamazsanız.
Başbakan Merkel, hem konuşmasında, hem de program sonrasındaki davette tam birbuçuk saat kaldı. Aydın Doğan ile uzun uzun Türkiye’deki gelişmeleri konuştu. Başbakanı sordu. Bazıları belki çok şaşıracaklardır ancak, Aydın bey ısrarla konuşmasında iktidarı eleştirecek hiçbirşey söylemedi.
Buradaki töreni izlerken, başta liderleri başta olmak üzere bazı AKP’lilerin Doğan gurubuna hücumunu hatırlayıp ülkem adına üzüldüm
Davet sonrasında tahmin edebileceğiniz gibi ben, Arzuhan Yalçındağ ve Vuslat Sabancı Merkel’i kuşattık ve terletinceye kadar Avrupa Birliğini tartıştık. Hele Arzuhan Yalçındağ Alman başbakanını açıkça sorguya çekti. Merkel birçok şeyi yazılmamak kaydıyla anlattığı için burada size aktaramayacağım. Ancak şu kadarını söyleyeyim AKP iktidarına eski sevecenliği kalmamış. Erdoğan’dan uzaklaştığı ve Türk hükümetinin AB konusundaki ısrarcılığından vazgeçmesinden memnunmuş gibi bir izlenim verdi
Aydın Doğan geceki konuşmasında Merkel’in gözlerinin içine bakarak “Türkiye’yi AB yolunda engellemeyin. Biz size yük değil, zenginlik getireceğiz” demişti. Merkel’de bize Türkiye’nin tam üyeliğine karşı olmadığını ancak, hemen gerçekleşecek bir üyeliğin Avrupa’yı sarsacağını tekrarladı.
Nasıl anlatayım bilemiyorum. Amerika’daki G-20’ler toplantısından ayağının tozuyla gelmiş olan Merkel’in kriz konusundaki tahminlerini mi, Sarkozy ve Bush ile yaptığı görüşmelerin onu nasıl etkilediğini anlatışını mı yazayım, bilemiyorum...
Özetlemem gerekirse Pazartesi gecesi Aydın Doğan ve Özkök’ün yönetimindeki Hürriyet Türkiye’nin gururuydu. O pırıltılar içinde koltuğumun altındaki dinci gazetelerin Aydın Doğan’a saldırılarıyla dolu manşetleri gözüme takıldı. Kendi kendime “ Ne kadar hoyrat bir toplumuz” diye fısıldadım. Sonra döndüm ve gecenin sonunda mutluluktan gözleri parlayan Sema-Aydın Doğan çiftine baktım.
Taktir edilmenin mutluluğu her ikisinin de gözlerinden okunuyordu.
Galiba gecinin özetini Berlin’deki Büyükelçimiz Ahmet Acet yaptı: “Bu gece Türkiye adına Almanya’yı fethettiniz, teşekkür ederim” dedi.