Artık uyanın, korktuğumuz başımıza geliyor...

"Provokatör sahnede...""Kendini bilmez bir adam. Uyuşturucu almış"Oysa, bal gibi katil üreten bir ortam var. Birileri de, bu insanları kışkırtıp, hedeflerin üzerine yolluyor.Dikkat edecek olursanız, kimi bilmem ne ocaklarından çıkıyor, diğeri aşırı milliyetçi bir parti sempatizanı. Bir diğer bölümü de, İslamcı örgütlerin himayesinde.Biri vatan adına, diğeri Tanrı adına öldürüyor.Üstelik, pıtrak gibi de ürüyorlar. Küçük gruplar oluşturuyorlar, dışardan destek alıyorlar ve vuruyorlar.Prof. Teziç olayı, bu uzun dizinin bir halkası. Allahtan, katil bu defa beceriksiz çıktı. Peki, ya üst katlara çıkabilseydi, ne olacaktı?Gelin, hep birlikte harekete geçelim.Gelin, bazı siyasi partilerin gençlik kollarını sıkı denetime alalım...Gelin, dincisi-dinsizi katil yetiştiren derneklerin başlarına dikilelim...Ne Atatürk adına, ne allah, ne de Vatan adına silahlananlara göz yumalım.Seninki katil, benimki kurtuluş savaşçısı ayırımından kurtulalım. Eğer böyle bir savaş açmazsak, büyük bir mücadele yapmazsak, ilerde altından kalkamayacağımız durumlarla karşı karşıya kalacağımızdan emin olabiliriz.İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı artık uyanmalı... Her suikastin altından ya bir deli, sapık veya dengesiz çıkarıyoruz. Bu insanları cinayet işlemeye kimlerin ve nelerin ittiğini araştırmak yerine, hemen en kolay yolu seçiyoruz. GÜL İLE AYAKÜSTÜ BİR KONUŞMA Başkent geceleri şu sıralarda son derece heyecanlı. Her köşede bir senaryo yazılıyor. Bir yanda işlerin çok iyi gittiğini anlatanlar var, öte yanda ise felaket senaryoları yazanlarla karşılaşıyorsunuz.İşte böyle bir ortamda, Çarşamba akşamı, Anayasa Mahkemesi'nin 45'inci kuruluş yıldönümünün kokteyli vardı. Davetli değildim, ancak gittim. Zira her görmek istediğim kişiyi orada bulacağımı biliyordum. Kapıda davetiye sorup beni kapı dışarı etmeyeceklerini düşündüm ve yanılmadım.Gerçekten de herkes oradaydı.Milliyetçiler, ulusalcılar, AKP'ciler ve tabii başroldeki tüm aktörler…Başbakan ile Gül birlikte geldiler. Anında da etraflarını gazeteciler aldı. Onlar da bekliyor olacaklar ki, basınla bol bol zaman harcadılar.Tabii tüm ışıklar Gül'ün üstündeydi. Gecenin yıldızı o idi. Başbakan da, Gül'ün sahnesini çalmadı. Kenara çekildi.Gül ilk günlerdeki şaşkınlığını veya bize göre durgunluğunu bırakmış. Duruma hakim ve ne yapmak istediğini bildiği izlenimini verdi. Etrafına dolan gazetecilere nasıl bir Cumhurbaşkanı olacağını anlattı.Köşk'te noter gibi davranmayacağını tekrar tekrar söyledi. Hükümet ile özel bir iletişim bağı kuracağını söyledi ve tüm sıkıştırmalara rağmen, günün birinde Başbakan ile ters düşebilecekleri varsayımını reddetti.Gül ve Başbakan, ANAP-DYP işbirliğinin yeni önerisini hiç önemsemediler. Onlar kafalarına koymuşlar ve yollarına devam etmekte kararlılar.Ankara'da dikkatimi çeken diğer bir unsur, belki de ilk defa "Asker ne yapacak?" sohbetlerine rastlanmaması. TSK devre dışında veya kendini o şekilde göstermek istiyor.Gül'ün büyük bir özveride bulunduğu görüntüsü de yoktu.Buna karşılık, Arınç da kendini perde arkasına çekmiş, soruları yanıtlamadı. O da sahneyi Gül'e bıraktı.Ankara gerçekten ilginç bir kent.Ne arasanız var.Ulusalcısı, Türkiye'yi yabancıların elinden kurtarmaya çalışıyor. Arsa alanları engelleyebildikleri taktirde önümüzün açılacağına inanıyorlar.Milliyetçisi, yeni gösteri ve protesto hazırlıyor.CHP'lisi ne yapacağını hesaplıyor.ANAP ve DYP'liler nasıl birleşeceklerinin hesaplarını yapıyorlar.Bizler de onları seyrediyoruz. (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net