Az konuşan, daha çok bilgi veren bir TSK...

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un  farklı bir 1 inci Başkan olacağını yazmıştım. Tahminlerim şimdilik doğru çıkıyor.
Göreve başladıktan hemen sonra, iki gün üst üste, önce yazılı basın Genel Yayın Yönetmenleri, ardından da dün TV Genel Yayın Yönetmenleriyle konuştu. Toplam 7 saat, medya ile diyalog kurdu.
Hem neler yapacağını anlattı, hem bizim görüşlerimizi sordu. Medyaya önemli bilgiler verdi. Medyanın bazı yaklaşımlarını eleştirdi ve beklentilerini sıraladı.
Belli ki dersini iyi çalışmış.
Medyanın terör olaylarına abartılı yaklaşımındaki faktörleri sıraladı. Bunların üstesinden gelinmesi gerektiğini de, ilginç bir mantıkla anlattı.
Benim en çok ilgimi çeken, Org.  Başbuğ’un bu iki günlük basın toplantısındaki amacıydı.
1. Medya aracılığını sağlıklı şekilde kullanıp, toplum ile iletişimini düzeltmek ve yaygınlaştırmak.
2. Genelkurmay Başkanlığı’nın bundan sonraki duruşunu, hangi yöntemle bu iletişime katılacağını anlatmak.
3.  TSK’nın bir bütün olarak, siyasi hayat içinde oynayacağı rolün nasıl hareket edeceğini göstermek ve bunun sınırlarını çizmek.
Genelkurmay Başkanı’nın dünkü 3,5 saatlik brifinginde, şimdiye kadar duymadığım ne bir şikayet, ne bir görüş, ne de bir beklentiyle karşılaştım.  Ancak  buna karşılık çok temel bir yenilik buldum. O da, Org. Başbuğ’un yıllardan beri kemikleşmiş, ancak bir türlü düzeltilemeyen bir hastalığa teşhis koymuş olması ve tedavi için kolları sıvamasıydı,
Neydi eski TSK tutumu?
Sivil toplum ve medya ile arasına mesafe koyan, bilgi vermeyi sır dağıtmakla eşit gören, tepeden bakan ve her eleştiriye sert tepki gösteren bir kurum yapısı... Tanrılar nasıl hesap vermezler ve başkalarının görüş açıklamasını nasıl sevmezlerse, TSK da böyleydi.
Herşey kalıplaşmış, şablona dökülmüş, kaskatı bir iletişim uygulaması vardı. Sonra da, şikayet ederler ve sivil kesimin kendilerini anlayamadığını  söylerlerdi.
Org. İlker Başbuğ  işte bu kemikleşmiş yapıyı kırmak için yola çıkmış durumda.
Bugün, medyanın abartılı bazı yayınlarından şikayet ederken, bunun bir bölümünün de, aynı medyayı bilgilendirme konusundaki yetersizliklerinden kaynaklandığını artık görmüş. Bu açığı kapatmak için kolları sıvamış.
Anlaşılan Genelkurmay artık birçok yönden daha şeffaf olacak.
Şimdi sorulması gereken soru “Acaba, gerçekten bu kalıp kırılacak mı?”
Belki uzun sürecek güç olacak, ancak eğer niyet varsa ve ısrar edilirse mutlaka sonuç alınır.

TSK, siyasete daha mesafeli duracak
Genelkurmay Başkanının farklı bir yoğurt yiyişi var. Dışardan bakıldığında biraz soğuk,  oldukça mesafeli bir kişiliği varmış gibi  bir izlenim bırakıyor. Ancak, iletişim kurmayı da, bir çok askerden daha iyi biliyor.
Yaptığı açıklamalara göre, önümüzdeki 2 yıl süresince, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sivil toplum ile iletişimi  çok daha artacak, buna karşılık siyasi iktidar ile mesafeli bir ilişki içine girecek.
Doğrusunu söylemek gerekirse, özlenen bir yaklaşımla karşı karşıyayız. Hem toplum,  hem de siyaset “çok konuşan bir Silahlı Kuvvetler” sürecinden artık yorulmuştu. Gün geçmiyordu ki,  iç veya dış gelişmeler hakkında bir açıklama yapılmasın, iktidar ile adeta medya üzerinden itişip kakışılmasın. TSK son yıllarda sanki muhalif bir parti veya bir toplum örgütü gibi algılanmaya başlanmıştı. Çok konuşulunca da Türk ordusunun  siyasetin her aşamasına müdahale ettiği izlenimi artar olmuştu.
Genelkurmay Başkanı ile bu konuyu hem konuştum hem de 3,5 saat yaptığı açıklamaları dinledim. Edindiğim izlenim, onun da bu gidişin sağlıksız  olduğunu gördüğü ve değiştirmek istediği şeklinde.
TSK, bundan böyle siyasetle kendi arasına mesafe koyacak. Bir süredir yaşanan ve iktidar-asker sürtüşmesi izlenimini veren görüntüden uzaklaşılacak.
Tabii bu yaklaşım, TSK’nın temel ilkelerinden ve Atatürk ideallerinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor.  Hiç değilse böyle okumamak gerekiyor. O konulardaki uyarılar gerekirse yine yapılacak, ancak eskiye oranla farklı bir yöntem izlenecek.  Org. Başbuğ uygulanacak yöntemi şöyle tarif etti:
- Beni artık çok az göreceksiniz. Ayaküstü açıklamalar yok. Çok gerektiğinde belki basın toplantısı yapılabilir.
- TSK adına siyaseti ancak Genelkurmay Başkanı veya onun yetki vereceği kişi seslendirebilir. Her komutan veya TSK’dan yetkiliymiş gibi davranan emekli askerler konuşamaz.
- Siyaset de, medya da, herkesin ortasında değil, MGK’da veya rutin buluşmalarda tartışılır.
Özetlemek gerekse Org. Başbuğ son derece önemli bir süreç başlatıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri içinde, ancak daha çok dışında bulunan bazı kesimler bu yaklaşımdan rahatsız olacaklardır. Bu yaklaşımın AKP’ye teslim olmak gibi yorumlayabileceklerdir.  Oysa Genelkurmay Başkanı bu tutumuyla, TSK’nın etkinliğini arttırıyor. Arkası getirilemeyen, içi doldurulamayan, tehdit ve uyarılı konuşma veya açıklamaların TSK’yı zedelediği apaçık görülürken, Org. Başbuğ bu kuruma hayati önemde bir ince ayar yapıyor.
Umarız emekli asker-sivil lobiler onu da Org. Özkök gibi hırpalamazlar.