Barzani ile yeni bir sayfa açma zamanı geldi

Türkiye, ABD ile işbirliği sayesinde kış aylarında PKK'nın K.Irak'taki kamplarına yönelik son derece etkili bombardımanlar gerçekleştirdi. Psikolojik olarak PKK'ya önemli bir darbe indirdi. Kampları vuruldu, eğitimleri aksadı, liderleri saklanmak zorunda kaldı, komuta-kontrol mekanizmaları bozuldu.Ancak, PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığı bitirilemedi. Zaten, bu yöntemle bitirilemeyeceği de biliniyordu. Sindirme operasyonu başarılı geçti.Şimdi önümüzde 2 ay kaldı.Nisan'dan itibaren karlar kalkacak ve örgüt yine kendini göstermeye çalışacak.Beklenen neydi ?Beklenen, askeri girişimlerle baskı altına alınan örgütü dağıtacak diğer ekonomik-sosyal adımların atılması ve ilkbaharda yeni bir ofansife geçilmesiydi. Cinayet işlememiş olanların affı ve diğer önlemlerle dağdakilerin aşağı inmesi, dağa çıkmaya hazırlananların da ekonomik ve sosyal önlemlerle ikna edilmeleri planlanıyordu.Ne oldu bilemiyoruz. Acaba böyle bir hazırlık var mı, yok mu belli değil. Türban tartışmaları her şeyin önüne geçti. Bizler iki işi bir arada yürütemeyen bir siyaset yapısına sahip olduğumuzdan dolayı, işin ucunu kaçırdık. Önceliklerimizi birbirine karıştı. Eğer hükümet gerçekten bir hazırlık içindeyse, ne güzel. Değilse, önemli bir fırsatı kaçırmak üzere olduğumuzun uyarısını yapmak için yazıyorum.Artık önümüzü görelim.Açıkça anlaşılması gereken en önemli unsur, PKK'yı Kuzey Irak'tan çıkarabilmenin veya Kuzey Irak'taki varlığını etkisizleştirebilmenin en önemli yolu, Barzani ile işbirliği yapmaktan geçiyor.Askeri gücümüz zaten ortada...Washington'un, bıçak kemiğe dayandığı zaman kimi tercih edeceğini, Kerkük referandumunun ertelenmesini sağlayarak, siyasi etkinliğimizi de göstermiş olduk.Ancak aynı zamanda, bütün bu gücümüze, etkinliğimize rağmen, PKK'nın K.Irak'taki varlığını tümüyle silemeyeceğimizi de gördük.Bunu gerçekleştirebilmek için, Barzani ile işbirliğine ihtiyacımız var.Barzani yönetimi de PKK'dan rahatsız. Türkiye gibi bir ülke ile mücadele etmeye de , ne imkanları ne de niyetleri var. PKK'nın, Ankara ile işbirliğinin önündeki en büyük engel olduğunu kabul ediyorlar.Türkiye ile itişmek yerine, artık yeni bir sayfa açmak, yeni bir başlangıç yapmak istiyorlar. Ancak onlar da, bizim gibi, karşıdan bir işaret bekliyorlar.Nasıl Ankara "PKK'yı atın, gelin konuşalım" diyorsa, Erbil de " Bizi adam yerine koyun, bizimle diyalog kurun, birlikte adım atalım " diyor.Gerçekçi olarak baktığınızda, Ankara'nın Erbil'e, Erbil'in de Ankara'ya ihtiyacı var. Belki Erbil'in bu işbirliğine Ankara'dan daha fazla ihtiyacı olabilir, ancak unutmamak gerekir ki, Ankara'nın da kaybedeceği şeyler, Erbil'den daha fazladır. İyisi mi, kimin kimden daha üstün olduğunu bir yana bırakalım ve birlikte yeni bir sayfa açalım.Üstelik, Kürtler de artık gerçeklerle karşılaşmaya başladılar. Bir süredir ellerinde tuttukları avantajların yavaş yavaş eridiğini, ellerindeki kartların zayıfladığının farkındalar.Bu ay içinde, bir aksilik olmadığı taktirde önümüzdeki haftalarda Talabani Irak Cumhurbaşkanı sıfatıyla, ilk defa Ankara'ya gelecek. Böyle bir diyalogun veya yumuşamanın ilk adımı atılabilir. Üstelik askerler de "Biz konuşmayız, siyasiler isterlerse konuşabilirler" diyerek, eski itirazlarını esnekleştirmiş görünüyorlar.Ancak, Talabani ziyareti yeterli olmayacaktır.Asıl anahtar Barzani'dir.Mesud Barzani, milliyetçidir, Türkiye aleyhtarı konuşmalarının bir bölümü siyasi prim yapmaya yönelik, öbür bölümü de bize karşı kendini koruma isteğinden kaynaklanmıştır. Ancak, aynı zamanda da gerçekçi bir liderdir. Türkiye ile iyi komşuluğun ve Ankara'nın desteğinin, PKK'nın ona sağlayacağı avantajlardan kat be kat daha fazla yararlı olduğunu çok iyi bilir. Türkiye'nin bu aşamada, Kuzey Irak yönetimini resmen tanıma anlamına gelecek jestler yapmasının olanaksızlığını da mutlaka anlamalıdır.Diyaloga hazır, Ankara'dan gelecek işaretleri bekliyor.Ankara da, Barzani'nin değerinin farkındadır.Üstelik, diyalog kurmak mutlaka aynı görüşleri paylaşmak anlamına da gelmez. İran da K.Irak'ın genel politikalarından şikayetçi, ancak Erbil ile yakın ilişkide. Suriye, Barzani'yi tasvip etmiyor, ancak konuşuyor. Türkiye ise, ortalarda yok. Artık zamanı gelmiştir.PKK'ya karşı ortak bir politika oluşturulabilir, hiç değilse PKK terörüyle mücadelede neler yapmak istediğimizi anlatacağımız bir diyalog kursak dahi, Barzani için yeterli olacaktır.Bırakalım artık bu inatlaşmayı. Türban konusu diğer bütün sorunlarımızın üstünü örtüverdi. Oysa çözüm bekleyen, çözüm olmasa dahi politik kararlar bekleyen son derece önemli sorunlarımız var. Bunların başında da PKK terörü geliyor. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile ilgili eski karar değişti. 10. Cumhurbaşkanı Sezer'in ambargo koyduğu Talabani'ye yeşil ışık yakıldı. Aslında 12 Şubat'ta gelecekti. Ancak, Cumhurbaşkanı Gül'ün programındaki sıkışıklık nedeniyle 1-2 hafta daha ertelendi. Dışişleri bakanlığı kaynaklarına göre Irak Cumhurbaşkanı'nın ya 10 Mart'a kadar veya 10 Mart'tan sonra gelmesi planlanıyor. Bunun nedeni de 10 Mart'ta İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecat'ın Bağdat'a yapacağı tarihi ziyaret.Dışişleri yetkilileri Barzani ile dolaylı kanallardan diyalog kurulduğunu ancak henüz birebir görüşmenin zamanı olmadığını söylüyorlar. Talabani geliyor (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net