Biraz rahat nefes alalım...

Çok zor bir yıl geçirdik. Zorluklardan da henüz kurtulamadık.Ancak, ilk defa krizin dibine vurduğumuzu ve daha da kötüleşme olmadan yukarı çıkışın başladığı izlenimi giderek artıyor. Toplumun morali yavaş yavaş yerine gelme işaretleri veriyor.2002 de zor geçecek. Buna hazırlıklı olmalıyız. Tek umut, kötüleşmelerin sonuna gelindiğidir. Zira iyi kontrol edilmese, beterin de beteri vardı. Bu tip krizlerden geçen ülkelere bakın görürsünüz. Ardı ardına iflas edip yok olan büyük holdingler faciasıyla karşılaşmadık. Milyonların açlıktan sokağa dökülmesini yaşamadık. Sırf bir kap yemek yiyebilmek için işe gidenleri görmedik. Halen işsizliğin pençesinde kıvrananlarımız var. Onlar için de ilk defa umutlar yeşeriyor.Bütün ümidimiz, koalisyonun 2002de işi sıkı tutmasıdır. Eğer eski alışkanlıklarımıza dönersek yazık olur. Hem daha kötü konuma düşeriz, hem de bugüne kadarki güçlüklerle boğazlaşanlarımızın çabaları ve acıları da boşa gider.Bir daha geriye dönüş olmamalı.Bundan böyle, ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız.Artık bütçeden nemalanma dönemini kapatmalıyız. Hazırı yememeliyiz. Çiftçisiyle, esnafıyla, politikacısıyla kendimize çeki düzen vermeliyiz.Krizin nedeni bizdik. Başka bir ülke veya dış koşullar değildi. Fiyatını da biz ödüyoruz.Eğer bugün hala toplum sokaklara dökülmemişse bu, geçen yıllarda çok zorlanmasına rağmen, aile yapısının hala ayakta kalmış olmasıdır. Aileler yakınlarına kol kanat gererek toplumsal şoku yumuşatabildiler.Önümüzde bayram var. Ardından, dış piyasaların noel tatili ve yılbaşı gelecek. Böylece ocak ayının ikinci haftasına kadar, büyük olasılıkla gerilimsiz bir dönem yaşanacak.Böyle bir rahatlamaya da hepimizin ihtiyacı var.Bayramınız kutlu olsun. Bugün arife... Yunanistan AGSP ödününü, Türkiyeden değil ABden alacak Yunanistan, Türkiyenin itirazlarını karşılayan formüle karşı çıkarak AB ile pazarlığa girdi. Doğrusu, bu işin böyle gelişeceğini tahmin etmek pek zor değildi.Ancak burada bir yanlış değerlendirmeye karşı okurlarımı uyarmak istiyorum.Bazı uzmanlarımız ve her konuyu en iyi bildiğini sanan bazı yazarlarımız "İşte Yunanistan yine eski yüzünü gösterdi. Türkiye aleyhtarı tutum içine girdi" gibi, bence hatalı bir yorum yapıyorlar.Atinanın derdi artık Türkiye ile ilgili değil. Ankara son sözünü söylediğini ve bu tutumunu değiştirmeyeceğini de ortaya koydu. Yani bundan sonra, AB yeniden Ankaranın kapısını çalıp "Sizinle anlaşmıştık ancak Yunanlılar itiraz ettiler, gelin bazı bölümleri yeniden görüşelim" demeyecektir.Yunanlılar pazarlığı Avrupa Birliği ile yapacaklardır.Önce AGSP anlaşmasında değişiklikleri deneyecekler, hatta bazı güvenceler istiyeceklerdir, ancak bunları kabul ettiremedikleri taktirde, ABden başka konularda ödün kopartmaya çalışacaklardır. Atina bunu daha önce de yaptı.Hiçbir zaman da eli boş dönmedi.Bundan dolayı sinirlenmeden izlemek daha yerinde bir tutum olur... Avrupa Ordusu (AGSP) ile ilgili kavga bitmedi. Bu hafta biz de tatildeyiz... Bu sezon çok zorlandık. Olaylar ardı ardına geldi ve hepimiz yorulduk. 2002 de pek kolay geçmeyeceğe benziyor. Bundan dolayı akülerimizi doldurabilmek için sizlerin hoşgörüsüne sığınıp tatil yapmak istiyorum.Bayram ertesinde yeniden buluşabilmek ümidiyle, hepinize sağlıklı ve mutlu tatiller dilerim. Sevgili okurlarımın birkaç gün izin istiyorum. Baskın Oranın 2. cildi de çıktı Baskın Oranın Türkiye Dış Politikası 1980-2001den (İletişim Yayınları) söz ediyorum.Türk dış politikası hakkında bundan daha yararlı bir referans kitabına henüz rastlamadım. Sadece gelişmeler tarih sırasına göre sıralanmayla yetinilmemiş. İlk kitapta olduğu gibi, önemli olaylar ve hepimizin kafasına takılan noktalar yorumlarıyla verilmiş.İlgililerine ve meraklılarına tavsiye ederim. Bu köşede 1inci cildin çıkışının haberini vermiştik. Şimdi de 2nci cilt yayınlandı. Seçim beklentileri 2003e erteleniyor Bu koalisyonun yaşam süresinin azaldığı, zorla ayakta durabildiği izlenimi çok yaygındı. Politika böyledir, önemli olan izlenimdir. Toplum da haklı veya haksız nedenlerle böyle bir izlenime girmişti. 2002nin ilkbaharı ile sonbaharı arasında mutlaka bir erken seçim beklentisi vardı.Durum son haftalarda değişti.Şimdi seçim için 2003, hatta 2004 yılı tahminleri yapılıyor.Bunun başlıca nedeni, ekonomideki istikrar işaretlerinin artması. Koalisyon ortaklarının bu programı yürütmekteki kararlılıkları ve aralarında da herhangi bir anlaşmazlık işaretinin bulunmaması.İşte anahtar bu: İstikrar.Eğer yarın bu veriler değişirse, tekrar erken seçim söylentileri çıkacaktır. Ancak bugün kimse koalisyonun bozulmasını istemiyor.Her şeyin başında, koalisyon liderleri seçime gitmek istemiyorlar. Ekonomik programın getireceği iyi haberleri bekliyorlar ki seçmenin karşısına biraz daha moralli çıkabilsinler. Hele milletvekilleri, seçim denince tüyleri diken diken oluyor.Ardından piyasaların tutumu geliyor. Onlar da seçim istemiyorlar. Seçime gidildiği taktirde tüm ekonomik verilerin bozulacağı ve popülist politikaların öne çıkacağı biliniyor. Bu da doların yeniden fırlaması ve dengelerin bozulması anlamına gelecek.Washington (yani IMF) da seçim istemiyor. Bugünkü koalisyonun ekonomik ve anayasal reformlar, Afganistan, Kıbrıs ve AGSP konularındaki tutumundan son derece memnun.Böyle bir ortamda da seçim lafını şimdilik rafa kaldırmaktan başka çare kalmıyor. Geçtiğimiz aylarda, Türkiye erken seçim bekliyordu. Levent Kırcanın 32. Güne bayram hediyesi Levent Kırca, 32. Gün seyircilerine gerçek bir bayram hediyesi verdi.Her şeyden önce İsmail Dümbüllüyü canlandırdı.Dümbüllüyü tanıyanlarımız çok azaldı. Gerçek bir halk sanatçısıydı. Eski bayramların tek starı idi. Kelime oyunlarıyla dolu, hazır cevap, son derece keskin bir zeka Dümbüllünün en önemli üstünlükleriydi.Kırca 32. Gün seyircileri için bütün ekibini harekete geçirdi. Saatlerce çalıştı ve harika bir hediye hazırladı. Ben hiçbir sanatçının, hele Kırca gibi ünlü bir ismin işini bu kadar ciddiye aldığını ve en güzelini verebilmek için uğraştığını görmedim. mbirand@attglobal.net Perşembe akşamı izledinizse görmüşsünüzdür, eğer izleyemedinizse üzülmeyin, zira haftaya perşembe günü tekrarlanacak.