Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında ne fark var?

Şimdi yeni bir moda oluştu.
Yaptıkları konuşmaları karşılaştırıp, Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan arasındaki farkları çıkartma modası...Hatta biraz daha ileri gidip, ikisi arasında bir gerilim olup olmadığını, birbirleriyle çelişkiye düşüp düşmeyeceklerini tahmin etme modası.
Bütün bu çalışmanın temelinde, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, Ak Parti'nin iki lideri arasında bir gerginlik çıkıp çıkmayacağını gözetlemek arzusu yatıyor.
Cumhurbaşkanı'nın konuşması ile, Başbakan'ın sözleri arasında ben beş farklı nokta buldum:
- Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeninden canlandırılması.
(Bu konuda çok doğru bir saptama yaptı. AB'nin nice krizler atlattığını ve her birinden de güçlenerek çıktığına dikkat çekti. Açıkçası, ilerde yeniden toparlanacaklar, geç kalmayalım,dedi.)
- Başkanlık Sistemi konusundaki kuşkularını belirtmesi.
- BDP'lilerin meclisten atılmalarına karşı çıkması.
- Tutuklu milletvekillerinin serbest kalmalarını istemesi.
- Basındaki korku havası ve tutuklamalara karşı çıkışı.
Şimdi bu farka bakıp, iki lider arasında bir çekişme veya gerilim görüp sonuca varmak doğru bir analiz olmaz.
Unutmayalım ki, Erdoğan bir siyasetçi, bir lider konuşması yaptı. Amacı, salonu dolduran binlerce taraftarını heyecanlandırma, ayaklara kaldırmaktı. Hamasetiyle, sesinin tonuyla, şiirleriyle de bunu başardı.
Gül ise, bir Cumhurbaşkanı konuşması yaptı. Olaylara daha tepeden baktı. Toplumun her kesimine hitap etti. Üzerinde çok durulan ve tartışılan konularla ilgili görüşlerini açıkladı. Daha doğrusu, yıl içinde aynı konularda yaptığı açıklamaları tekrarladı.
Erdoğan ile Gül'ün, görüşleri ne kadar birbirinden farklı olursa olsun, kamuoyu önünde tartışmaları ve bu ayrılığı ortaya dökmeleri beklenmemelidir. Her ikisinin ne kültürü, ne alışkanlıkları, ne de inançları buna müsaittir. Kol kırılır, ancak bunu kimse göremez. Ayrıca böylesine derin bir görüş ayrılığı da hissedilmiyor. Dünya'ya ve Türkiye'ye bakışlarında belki farklar vardır, ancak bunlar derin uçurumlarla ayrılmamıştır.
Yanılıyor olabilirim, insanlar, özellikle de siyasetçilerin ilişkileri hakkında kesin yargıda bulunmak imkansızdır, ancak bu iki liderin birbirine düşmesini beklemek gereksizdir.
Eğer, "Gül, Erdoğan'ın her istediğini kabul eder mi?"diye sorarsanız, ona da "Hayır"diye yanıt verebilirim. Örneğin, 2014 geldiğinde, hangi koşullarda neye HAYIR diyebileceğini yarınki yazıma saklıyorum...


Barzani'ye alkışın önemli bir nedeni var...
Ak Parti kongresi sırasında, Kuzey Irak Kürdistanının lideri Mesud Barzani kürsüye çıkınca, salonda müthiş bir alkış, ardından da "Türkiye seninle gurur duyuyor" tezahüratı duyuldu. Toplumun bir kesimi şok oldu. Ardından birileri " O tezahürat ona değil, aynı anda salona giren Başbakana yapıldı " dedi.
Doğru mu, yanlış mı bilen yok.
Benim için önemli olan, Barzani'nin o kongreye gelmesi, o konuşmayı yapması ve alkışlanmasıydı. Üstelik, o tezahürat başkasına yönelik olsa dahi yine de önemlidir.
Dikkat edecek olursanız, tezahürattan sonra tribünlerden hiç tepki duyulmadı.
Barzani' nin kişiliğinin, Türk toplumunun bir bölümünün üzerinde son derece önemli etkisi olduğunu unutmamalıyız. Verdiği sözlerde durmasıyla tanınmıştır. Duramayacağı sözleri vermeyen ve açık konuşan bir liderdir.
Barzani' nin şu kısa Ankara ziyaretinde yaşananları, hem PKK' nın hem Kürtlerin, hem de Türkiye' nin düşünmesi ve doğru değerlendirmesi gerekir.


Dikerdem'i, 19 yıl önce kaybetmiştik...
Emekli Büyükelçi Mahmut Dikerdem'i tam 19 yıl önce kaybetmiştik.
Her yıldönümünde de O'nu mutlaka anarım.
Nedeni, sadece benim hayatıma büyük katkı yapması, has be has dayım olması değil, bu ülkenin yetiştirdiği en pırıltılı insanlarından biri , Barış Derneği'nin Başkanı, hayatı boyunca sosyalistliğine ihanet etmemiş bir insan olmasıdır.
Türk Dışişleri Bakanlığının farklı düşünen ve bu düşüncelerini de, iktidarın tayin yemlemesine rağmen değiştirmeyen bir diplomattı. En genç Büyükelçi olmuş, en başarılı elemanı olmuş, ancak görüşlerinden hiçbir zaman ödün vermemiştir.
Mahmut dayıma bir de haberim var:
Torunu Kerem bu hafta Oxford'a girdi. Diğer torunu Aydın da İngiltere'nin St.Edmund's kolejinden , başarılı performansı nedeniyle, Uluslararası İlişkiler ödülü aldı.
Her iki torun da dede'lerini mutlu ettiler. Babaları M.Ali Dikerdem'de keyif içinde.
Hayatta kaldıkça, elimde kalem oldukça Mahmut Dikerdem' i anmaya devam edeceğim.
Nur içinde yatsın.