Dünyanın en muhteşem show'unu izledim

Galiba kaç defa gitsem, yine alışamayacağım ve her defasında “ Bunun dünya’nın en büyük gösterisi olduğunu” yazacağım.

Coca Cola’nın davetlisiydik. Kupa finalini bu sayede izleyebildim.

85 bin kişilik o muhteşem stadı mı anlatayım?

İnsanların heyecanını, gecenin inanılmaz heyecan veren atmosferini mi?

Yoksa, BJK yönetimi tarafından İspanyol kasabı diye alay edilip geri gönderilen Del Bosque’nin İspanya milli takımını dünya şampiyonu yapmasının ardından havalara atıldığı sahneleri mi?

Neyi anlatacağımı bilemiyorum.

Bildiğim birşey varsa, o da efsane isim Mandela’nın stadyuma gelince 85 bin kişi tarafından ayakta alkışlanışıydı. Kupa finalinin en duygusal anı işte orada yaşandı. Artık yürümekte dahi zorlanan, ancak buna rağmen, stada gelen Güney Afrika’nın babası herkesi ağlattı.

Düşünebiliyor musunuz, bu koskoca ülkenin özgürlüğe kavuşmasının sembolü olan kişi, dünyanın en büyük olayında halkının karşısına belki de son defa çıkıyordu.

İnsanları boş yere duygulandırmadı.

Kupa’yı İspanya kazandı, ancak bence asıl kazanan Güney Afrika oldu.

Gerçek sahipleri, siyahlar tarafından yönetilen Güney Afrika adeta yeniden doğdu.

Dünya’nın en prestijli şampiyonasını pürüzsüz şekilde organize ettiler ve dünya’ya gururla dev bir gösteri yaptılar.

İnsanların sevinçlerini görmeniz gerekirdi.

Siyahların da, en zor işleri yapabileceğini ispatlamanın gururunu görmeliydiniz.

Kupa finalini görmeden, seyretmekle veya bu tip yazıları okumakla anlayamazsınız.

Herşeyin başında, her dakikası en ince ayrıntısına kadar hesaplanan ve atılan her adımı bir büyük gösteriye dönüştürülen bir show.

Renk cümbüşü, ses cümbüşü ve sevinç ile heyecan karışımı bir alem.

Sizin tuttuğunuz bir takım olmasa, hatta oynayanları tanımasanız dahi, heyecanlanıyorsunuz. O atmosfer sizi içine alıp yutuveriyor.

Kimin hakettiği, golün ofsayt olup olmadığı da hiç önemli değil.

Önemli olan bu anları yaşamaktı.

Bundan dolayı da, başta Muhtar Kent olmak üzere, tüm Coca Cola ekibine teşekkür borcumuz var.

* * *

GÜNEY AFRİKALILARIN TÜMÜ İSPANYOL OLMUŞTU...

Sokakta kimle karşılaşsam, hep aynı yanıtı alıyordum:

-İspanya yenmeli...

-Hollanda kaybetmeli...

-Şu pis Hollandalıların burnu sürtülmeli...

Ardından, otelin barında Güney Afrikalı bir iş adamıyla konuşur oldum.

Etrafındakilere hizmet eden siyahlara bakındı ve “Bizden ne kadar nefret ettiklerini şimdi daha iyi anladım” dedi. “Ellerinden gelse, bizleri bir kaşık suda boğacaklar ve elimizde ne varsa alacaklar.” diye de ekledi.

Nasıl olmasın ki, Güney Afrika’nın eski sahibi Hollanda’dan kalkıp buralara gelenler.

Güney Afrikayı kurmuşlar, siyahları ise, tabiatta dolaşan diğer hayvanlarla bir saymışlar.

Kendilerine özgü bir İngilizceleri vardır. Aralarında da Hollandaca konuşurlar. Ülkenin gerçek sahibi olan siyahları köle olarak kullandılar. Zenginleştikçe, köleliği daha da koyulaştırdılar.

Siyahlar başkaldırdıkça, iç savaş büyüdü. Beyazlara göre, Güney Afrika onlara aitti ve gitmesi veya boyun eğmesi gerekenler ise, siyahlardı. Silah gücüyle onları yola getirebileceklerini sanmışlardı.

Ancak olmadı.

Nelson Mandela ile sembolleşen özgürlük hareketi, sonunda ülkeyi gerçek sahiplerine verdi. Ancak, yıllar süren ırk ayırımcılığının izleri hala geçebilmiş değil. Hala derinden derine bir kin var ki, kolay kolay geçeceğe de benzemiyor.

Hollanda finale kalınca, Güney Afrikalıların suratları bir karıştı.

Final maçına kadar.

Görülmesi gereken bir sahneydi.

İspanya galip gelince, sokaklar dans eden Güney Afrikalılarla dolup taştı. Sanki onlar kazanmışlar, ikinci defa özgürlüklerine kavuşmuşlar, beyazlara tekrar bir ders vermişlerdi.

Bugün belki Güney Afrika eskiye oranla daha da önemli sorunlar yaşıyor, ancak ne olursa olsun, ülkenin yeni ve gerçek sahipleri mutlu ve gururlular.

* * *


BİR KUPA BİR ÜLKEYE MEĞER NELER KAZANDIRIYORMUŞ...

Görmeden ve yaşamadan anlayabilmek çok güç.

Gördüğüm için sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dünya Futbol Şampiyonası veya Olimpiyat’lar gibi büyük organizasyonların, ülkelere neler kazandırdığını gördükçe, Türkiye’nin bu konudaki ısrarından vaz geçmemesine biraz daha fazla inanıyorum.

Olimpiyatların Çin’e neler kazandırdığını eminim sizlerde TV’lerinizden izlemişsinizdir.

Şimdi de Güney Afrika’ya baktım.

Ülkeler, milyarlarca dolarlık masrafa giriyor.

Yollar yeni baştan yapılıyor, oyunlara göre en modern stadlar inşa ediliyor. Yepyeni ve modern oteller yükseliyor.

Karşılığını da fazlasıyla geri alıyorlar.

Buna karşılık, yaptıkları her şey de onlara kalıyor.

Normal zamanda para harcamayacağınız işler bunlar. Durup dururken o kadar stad yapar, öylesine fon ayırır mısınız?

Hayır. Oysa Olimpiyat veya Dünya Kupası, alan ülke için bir gerekçe yaratıyor. Hem de, sonradan kendi halkının kullanacağı spor ünitelerine adeta bedavadan sahip oluyorlar.

Türkiye, hem Olimpiyat’lar, hem Avrupa Kupası, hem de Futbol Şampiyonası için asılmaya devam etmeli.