Erdoğan kızınca, Irak politikası karıştı

Ankara, Bush'un konuşmasından memnundu.Türk yetkililere göre, tamamen teknik yönden incelendiğinde, Başkan Bush, Türkiye açısından önemli noktalara parmak basmıştı:- Irak'ın bölünmemesi üzerinde durmuş, böylece bağımsız Kürt Devleti olasılığına karşı çıkmış;- Kuzey Irak'taki petrolün sadece Kürtler'e bırakılmamasını ve ortak kullanılmasını desteklemiş;- PKK'dan ismen söz etmemekle birlikte, bölgedeki terör faaliyetlerine karşı tutum almıştı…Dışişleri Bakanlığı, Bush'un konuşmasını bu yönleriyle değerlendirip memnuniyetini belirtmesine rağmen, rahatsız olduğu noktalar da yok değildi. Örneğin, Türkiye'nin Kerkük'e özel statü verilmesi ve referandumun ertelenmesi konusundaki duyarlıkları görmezden gelinmiş, her ne kadar ABD Dışişleri'nde açıkça adından söz edilmiş olsa dahi, PKK kelimesinin telaffuz edilmesinden kaçınılmıştı.Dışişleri için genel denge yine de olumluydu.Ancak gelin görün ki, Başbakan böyle düşünmüyordu.Bush'un açıklaması ile iç içe giren bir diğer gelişme, Başbakan'ın tepesini attırdı.Bağdat'taki Amerikan Büyükelçisi Halilzad'ın, Talabani ve Barzani ile görüştükten sonra "Türkiye'nin Irak'ın içişlerine karışmaması gerektiğini" söylemesi, adeta bomba etkisi yapmış. Gelişmeleri yakından izleyenlere göre, tam bir yol kazası yaşanmış.Gerçekten de yol kazası. Hem de çok tehlikeli bir yol kazası. Zira Başbakan'ın şu sözleri Washington'da çok farklı yorumlandı: "Ne yani, ABD 10 bin kilometre uzaktan gelip Irak'a müdahale edecek ve kimse bir şey diyemeyecek. Biz ise yanı başımızda ve 350 kilometre ortak sınırımız olan aynı ülke hakkındaki görüşlerimizi seslendiremeyeceğiz. Olur mu böyle şey…"Başbakan'ın bu söyledikleri halkın çok hoşuna gitti. Alkışlandı. Ancak, hem Washington'da hem de Ankara'daki bazı çevrelerde kaşların kalkmasına neden oldu. Zira bu sözler, Erdoğan'ın Bush yönetimiyle ilişkilerini germek istediği şeklinde yorumlandı. Türk Dışişleri çevrelerinde dahi "Başbakan böyle konuşmasa daha iyi olurdu" diye yorumlandı. Özetle, Erdoğan'ın çıkışı son derece haklı ancak şekil ve zamanlama açısından talihsiz göründü. Her ne kadar, Erdoğan'ın amacı, Büyükelçi Halilzad'ın sözlerine tepki göstermek idiyse dahi, mesaj farklı yerlere gitti.Şimdi tamirat operasyonu başlıyor.Bu hafta, ABD Dışişleri Bakanı Burns Ankara'ya geliyor. Burns'ün bu gezisi, bizim gönlümüzü almak için yapılmıyor. Uzun süre öncesinden planlanmış. Ardından da, Şubat başında Gül Washington'a gidiyor.Seçim döneminde daha nice yol kazaları yaşanacaktır. Yeter ki, sözler amacını aşmasın. Zira Türkiyemiz bölgenin en duyarlı yerinde oturuyor. Herkesin ağzından çıkanı iyi kontrol etmesi gerekiyor. "Herkes" derken, bundan hem kendimizi, hem Amerikalı yetkilileri, hem de Kuzey Irak Kürtleri'ni kastediyorum. * * * Geçen hafta, Bush'un yeni Irak stratejisi açıklandıktan sonra, Dışişleri Bakanlığı'ndan bir açıklama yapıldı. Geçen hafta sonu Ankara'da Kürt sorununun irdelendiği YANLIŞ bir konferans vardı. Toplantıda, doğal olarak, hem olumlu hem de eleştirilecek konuşmalar yapıldı. Bunlardan ikisi benim çok ilgimi çekti.İlki, açılış konuşmasını yapan Yaşar Kemal'in "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur diyorsunuz. Bu çok yanlış. Zira, Türk'ün gerçek dostu Kürt'tür" sözüydü.Son derece doğru.Kürtler'in tümünü terörist gibi görenler hayatlarının hatasını yapıyorlar. Burada sözü edilenler, PKK terörüne karışanlar değildir. Burada sözü edilenler, tarih boyunca iç içe yaşadığımız Kürtler'dir. Daima bizden yana olmuşlar, bize destek vermişlerdir. Zamanında bizim de hatalarımız olmuş, bu nedenle isyan etmişler, ancak eninde sonunda anlaşmışızdır.Yaşar Kemal'in konuşmasında katılmadığım nokta, PKK teröristini masum bir gerillaya benzetmesidir. PKK artık bir cinayet makinasıdır. Türk-Kürt ayrımını, Türkiye'de bazı çevreler nasıl körüklüyorsa Kürtler arasında da PKK aynı şiddetle körüklemektedir.Göreceksiniz, bu PKK olayı bir gün, şu veya bu şekilde bitecektir. O zaman bizlerin en iyi dostlarının Kürtler olduğunu çok daha iyi anlayacağız.İkinci konuşma ise, Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir'inkiydi.Baydemir, bölgede barışın refahtan geçtiğinin altını çizdi.Olağanüstü ekonomik durum ilan edilmesini ve eldeki kaynakların buraya yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.Hükümete bakacak olursa, Güneydoğu'ya büyük kaynak aktarımı yapılıyor.Doğru olabilir.Ancak bizler bunun somut sonuçlarını göremiyoruz.Bölgeyi kalkındırdığımız, Kürt kökenli vatandaşlarımıza insan gibi bir yaşam verebildiğimiz, ümitsizlere ümit, işsizlere iş dağıtabildiğimiz takdirde, PKK'nın gücü erir. Silaha harcanan milyarlarca doları, insanlarımızın sağlığı, eğitimi ve refahı için harcadığımızı düşünün. Kim PKK için dağlara çıkar ki? Son dönemde buna benzer gelişmeler de yaşandı. Ne zaman bölge ekonomisi canlandı, insanlar iş bulmaya başladılar, terör olaylarında belirgin bir azalma görüldü.Bu toplantıyı izleyen Kanal D Haber Direktörü Ayşenur Arslan'ın genel saptaması çok ilginçti: "Aynı kişilerin, yıllardır aynı konuları tartışmaktan gelen bir yorgunlukları var gibiydi. Doğrusu daha somut özeleştiri ve daha net çözüm önerileri umuyordum. Yeni bir inisiyatif veya yeni bir fikir yerine, Bush'un yeni planı sonrasında Kuzey Irak'ta neler olup biteceğine genel bir beklenti havası hakimdi…"Galiba hepimiz, kendi Kürt sorunumuzu çözebilmek için, Kuzey Irak'taki durumun netleşmesini bekliyoruz.Ve büyük hata ediyoruz… KÜRT KONFERANSI'NDA DUYULAN DOĞRU SÖZLER (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net