Erdoğan ve Baykal'ın performansları

Durum öylesine karıştı ki, siyasi partilerin dışında kalanlar dahi siyaset yapar oldular. Bir özel kanal sahibi, açıkça politika yapabiliyor. Mitingler organize ediyor, kanalındaki yayınlarla sürekli şekilde hükümeti yerden yere vuruyor. Bazı gazeteler de açıkça siyaset yapıyor ve muhalefeti yönlendiriyor. Kimi hükümeti vuruyor, kimi hükümeti yüceltiyor.Hedef, Köşk'e Başbakan'ı çıkartmamak.Eşi türbanlı olduğundan dolayı değil, laiklik düşmanı addettiklerinden dolayı bu engellemeyi yapmaları gerektiğine inanıyorlar.En son olarak ortaya atılan "seçim için toplanacak Meclis'in ilk oturumunda 367 milletvekilinin - yani üçte iki çoğunluk- hazır bulunması gerekir. Muhalefet Meclis'i terkederse, AK Parti Cumhurbaşkanı'nı seçemez. Seçse dahi Anayasa Mahkemesi bunu bozar" formülü durumu biraz daha karıştırdı.Bakıyorum, Süleyman Demirel'den, Hüsamettin Cindoruk, Hikmet Sami Türk'e kadar AK Parti'nin karşısında tutum alanlar dahi bu görüşe katılmıyorlar. Bazı Anayasa profesörleri alkışlıyor, diğer bölümü reddediyor.Doğrusunu söylemek gerekirse, son derece zorlama bir durum yaratılıyor.Böylesine zorlama yorumlarla, Cumhurbaşkanı'nı Anayasa Mahkemesi'nin yorumuna bırakacaksak, demokrasinin ipini elimizden kaçırırız. Son durumun bir analizini yapacak olursak, Deniz Baykal'ın da açıkladığı gibi, itiraz nedeni artık "türbanlı eşe sahip olmak" değil. CHP lideri son Meclis konuşmasında bu tuzağa düşmedi. "Çankaya'ya türbanlı sokmayalım" kampanyası yapılmıyor. Hedef Erdoğan'ı durdurmak. Peki, ya Gül aday olursa ne denilecek ? Gül veya bir başka AK Partili aday çıkarılırsa nasıl bir mantık sürdürülecek ? Muhalefetin yapmak istediği, Çankaya Köşkü'nü AK Parti'ye yedirtmemek. Ancak gelin görün ki, yasalar açısından AK Parti haklı konumda. Demokrasinin dayandığı ilkeler açısından da haklılar. Laik muhalefetin tutunduğu tek dal, siyaseten bu seçimin yapılması ülkeyi gereceği gerçeğidir. Bu da doğru bir saptama. Bakıyorum, Başbakan da son derece sakin görünüyor. Sanki kafasında bir son dakika senaryosu varmış gibi bir tutum içinde görünüyor. Veya hiç umurunda değil ve istediğini yapacak. İlginçtir, AK Parti'nin bir bölümü, CHP'nin böylesine sert davranmasının arkasında, Erdoğan'ın inadını depreştirip Köşk'e çıkarmak hedefinin yattığına inanıyorlar. "Bu şekilde, gelecek 5 yıl süresince hem Köşk'ün meşruiyeti tartıştıracak, hem de Erdoğan'ı partinin başından alarak zayıflatmayı amaçlıyor" diyorlar. Erdoğan kendine hakim ise, Baykal da vücut diliyle, duruma hakim olduğunun mesajlarını veriyor. Son Meclis konuşmasında, kürsüye ne kadar hakim olduğunu gösterdi. Nereye basınca ne tepki alacağını bilen, ağzından çıkanı reddetmeyen bir performans gösterdi. Her iki silahşör, siyasi performanslarıyla tam not aldılar. Bu performanslar oy verene yansıdı mı, orası henüz belli değil. * * * Cumhurbaşkanlığı seçimi, istesek de istemesek de Nisan ayına kadar hayatımızın bir parçası olacak. Bundan kurtulmaya imkan yok. Saddam Hüseyin'in idam kararı, bundan daha kötü bir zamanda gelemezdi. Ülke paramparça durumda. Şiiler ile Sunniler birbirlerini katlediyorlar. Bu katliamın ne zaman biteceği belli değil.Baas'çılar, tüm güçleriyle istila kuvvetlerine karşı hergün artan şiddette saldırı düzenliyorlar.Amerikan ve İngiliz kuvvetleri kontrolü bir türlü kuramıyorlar ve bundan sonra da kolay kolay kurabilmeleri imkansız görülüyor.Amerikan ve İngiliz kamuoyları ise, istilanın biran önce bitmesini ve askerlerinin geri dönmesini istiyor.İşte böyle bir ortamda Saddam Hüseyin idam edilecek.Saddam, Baas Partililer ve Sünniler tarafından hala istenen bir lider. Belki Şiiler'in pek umurunda değil, ancak Sunniler idam olayını büyük bir gösteriye dönüştürmeye hazırlanıyorlar.Sanki çok önceden hazırlanmış bir senaryo gibi, idamın faturası da Cumhurbaşkanı Talabani'ye kesilecek gibi görünüyor. Baksanıza, Bağdat'tan gelen haberler, kararın Devlet Başkanı tarafından imzalandığı anda uygulamaya gireceğini bildirirken, Talabani'nin ofisi de bunu reddediyor. Nedeni de ortada : Eğer Talabani imzalarsa, Kürt- Sunni sürtüşmesi de artacak. Kuzey Irak daha fazla karışacak.Bugün bizler, bunun ne anlama geldiğini tam olarak anlayamıyoruz. Ancak yarın, iç savaşın kontrolü daha da kaçarsa, bizler de çok pahalı bir fatura ödeyeceğiz. Sınırlarımıza binlerce göçmen dayandığında işin farkına varacağız, ancak çok geç olacakNe yapılması gerekiyor ?Türkiye'nin gelişmeleri etkileme gücü var mı ?Hem var, hem yok. Ankara etkinliğini yeterince de kullanmıyor. Ne Başbakanımız, ne de Dışişleri Bakanımız Bağdat'a gitti. Irak Cumhurbaşkanı, Sayın Sezer'in kişisel görüşlerinden dolayı Ankara'ya davet edilemiyor.Etrafımızdaki yangın giderek artma işaretleri verirken, bizler kısır iç politika oyunlarıyla vakit harcıyoruz. Harekete geçmek için, galiba alevlerin bizim çatımıza da ulaşmasını bekliyoruz. SADDAM'IN İDAMI ÇOK KAN DÖKTÜRECEK (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net