Esad'a biçilen süre 2 yıla çıktı...

Hepiniz aynı soruyu soruyor olmalısınız...
Hani Esad birkaç ay içinde devrilecekti de ne oldu ? Bu iş neden bu kadar uzadı?
Doğrudur, ben Başbakan'ın ağzından duymuştum. Geçen yıl “Birkaç aydan fazla dayanamaz” demişti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.
Bunun başlıca nedeni de, Suriyeli muhaliflerin küçük küçük guruplara bölünmüş olmaları. Birbirleriyle doğru dürüst bir ilettişim kuramamaları. "Küçük olsun da benim olsun" hesabıyla yola devam etmeleri.
Siyasi muhalifler bir alem... Her birinin kafasında başka bir Suriye var. Tabii bu durum da içeride bazı büyük grupları korkutuyor. Örneğin Kürtler ve özellikle de Hristiyanlar Esad sonrasında nasıl bir rejim kurulacağını, nasıl bir Suriye ile karşı karşıya kalacaklarını bilemiyorlar. O zaman da muhalefete tam destek vermek istemiyorlar. Radikal dinci bir Suriye kurulursa ne olacak? Bugünkü laik sistemin getirdiği avantajları kaybederlerse ne olacak?
Askeri muhalefet deseniz, onların da farkı yok. Sürekli şekilde Türkiye' den ABD ve Avrupa' dan şikayet ediyorlar. Yeterince silah alamadıklarından, yardım elde edemediklerinden yakınıyorlar. Ankara-Washington-Paris üçgeni de haklı olarak "Böyle bölünmüşlüğünüz sürdükçe biz kime silah vereceğimizi bilemeyiz ki..." yanıtını veriyor.
İşte şu sırada Pendik' teki Suriye Muhalifleri Toplantısı bu temel sorunu çözmeye yönelik.
Hemen her muhalif grubun temsilcilerinden 200 kişi tek bir çatı altında birleşme kararı almaya çabalıyorlar. Daha da önemlisi, bundan sonra nasıl bir Suriye kuracaklarının pazarlığını yapıyorlar.
Eğer bunu başarabilirlerse, o zaman 1 Nisan' da İstanbul' da toplanacak olan 60-70 ülke temsilcisinin (Adı: Suriye dostları toplantısı ) daha somut desteğini elde edebilecekler.
Peki, bu iş ne kadar sürecek?
İşin uzmanları aynen şu yanıtı veriyorlar: Esad'ın gitmemesi diye birşey söz konusu değildir. Bizim tahminimiz, muhalefet birleşir ve iyi organize olursa 1-2 yıl içinde iktidarı bırakmak zorunda kalacaktır..."
Sanıyorum, ilk defa daha gerçekçi bir zeminde konuşmaya başladık.


Mülteci sayısı 100 bini bulursa tampon bölge kurulur
Türkiye, tahminlerin ötesinde dikkatli davranıyor.
Krizin ilk aşamasındaki gibi heyecanlı değil. Ayrıca tek başına kalmış da değil. Buna karşılık, Esad' ın orada kaldığı her gün Türkiye' yi zarara sokuyor. Ancak yapacak birşey yok.
Ankara' yı en çok düşündüren ve rahatsız eden tek konu, bir katliam durumunda, Suriye' den Türkiye sınırına 100 binin üstünde mültecinin akmaya başlaması. İşte o durumda, elde tek senaryo var. O da ünlü “Tampon bölge”nin kurulması.
Planları hazır. Nereden girileceği ve Suriye topraklarında ne kadar ilerleneceği de biliniyor. Uluslararası hukuk açısından da hiçbir sakınca görülmüyor.
Ankara' da şimdi tek beklenti, Suriyeli muhaliflerin eninde sonunda anlaşıp bir ortak tutum bulabilmeleri. Bu gerçekleşmediği sürece, herhangi bir yardım yapma niyeti yok.
Muhaliflerin bugüne kadar az da olsa alabildikleri silahlar, Suudi Arabistan, Katar ve Körfez Ülkelerinden geliyor ve Ürdün üzerinden geçiyordu. Ancak son derece yetersizdi. Eğer İstanbul toplantısından tatmin edici bir sonuç çıkarsa, katılımlar artacak.
İstanbul buluşması işte bu yandan da son derece önemli.


"Anlaşın, uydudan haberleşme imkanı sağlayalım..."
Başbakan Erdoğan ile Başkan Obama arasındaki son görüşmenin ayrıntıları nihayet Ankara' ya geldi. Bunların arasında benim en ilgimi çeken mesajlar şunlardı :
- Kasım ayındaki Amerikan başkanlık seçimlerine kadar benden ne Suriye ne de İran' a bir müdahele beklemeyin. Sonrasında tekrar bakarız .
- Suriyeli muhalif gruplar birleşmeyi gerçekleştirebildikleri takdirde, bu aşamada silah olmasa dahi, haberleşme sistemi vermeye hazırız .
- Rusya ile Çin' i ikna edip, Birleşmiş Milletler’ den bir karar çıkartmamız gerekir.
Washington, Ankara' yı herhangi bir askeri müdahaleye itmiyor. Belki yarın iteleyecek, ancak henüz böyle bir yaklaşım yok. Herkesin beklediği, Suriyeli muhaliflerin organize olmalarına yardım etmek ve bu şekilde Esad üzerinde baskının artması.
Sonra... Sonrası ilerideki gelişmelere bağlı olarak görülecek.