Gazeteci para alır, karikatürcü çizer

Bayram tatili nedeniyle yurt dışına hareket etmeden önce, tüm okurlarımın Bayramını kutlamak isterim. Bir hafta süreyle, inşallah kavgasız ve gürültüsüz, mutlu ve sağlıklı yaşayalım ve hayatın tadını çıkaralım.
Gider ayak, bir başka konuya da değinmek istiyorum.
Günlerdir tartışılıyor.
1) Program yaptıkları için TRT’den para alan gazeteciler eleştiriliyor. Neden, anlayabilmiş değilim. Gayet tabii alacaklar. TRT ekranlarına çıkıp zamanlarını ve bilgilerini verdikleri bir işte neden para almayacaklarmış? Son derece haklılar ve söyliyeyim, çok da az parayla yetiniyorlar. Daha fazlasını istemeliler.
2) Memecan, Kılıçdaroğlu’nu dansöz şeklinde karikatürize ettiğinden dolayı yerden yere vuruluyor. Neden, onu da anlayabilmiş değilim. Karikatür bir sanattır ve dünyanın hiçbir yerinde sınırları yoktur. Tahammülü olmayan toplumlar karikatüristlerini yerden yere vururlar.
3) TRT’deki Ağca programını eleştirdiğim için, kurum tarafından hücuma uğradım. Bunu da anlayabilmiş değilim. Ağca programında Abdi İpekçi cinayeti hakkında soru sorulmamasını sorgulamak ne zamandan beri kıskançlık oluyor ?
Ne kadar boş işlerle uğraşıyoruz değil mi ?
Ne kadar kısır ve sıkıcı bir toplumuz değil mi ?
Nice bayramlara...


Ünal parayı yatırdı, Ahu yaşatıp büyüttü...
Her ikisi de çok yakın arkadaşlarım.
Ünal ve Ahu Aysal’ların Ottoman maceralarını bundan dolayı çok iyi bilirim.
Ünal, boğazın en güzel yerinde satın aldığı Muhsinzade Mehmet Paşa Yalısı'nı ailesine muhteşem bir malikane haline dönüştürebilirdi. Davetler verip eller üstünde taşınabilirlerdi.
Tam aksine, o nefis yalıyı otele dönüştürdü.
Sırf İstanbul’a bir pırlanta hediye edebilmek için, 80 milyon dolarını yatırdı. Hem de emdiği süt burnundan gelircesine mücadele ederek. Bu ülkede yapılan her iyi iş nasıl cezalandırılırsa, Ünal da öylesine gaddarca cezalandırıldı. Belediyeden başlayıp, eski esercilere kadar, tüm bürokrasiyle boğazlaştı.
Daha ilk gününden itibaren otelin kar etmeyeceğini biliyordu. Aynı parayı başka yerlere harcar veya yatırabilirdi. “İstanbul’da benim hatırlanacağım bir yer olsun” dedi.
Otel ortaya çıkınca, bu defa meşaleyi Ahu aldı.
Parası olan, bir eli yağda bir eli balda bir insandı. Çalışmaya hiç ihtiyacı yoktu. O da “İstanbul’da bir Ahu var” dedirten bir performans gösterdi. Gece demedi, gündüz demedi ve Les Ottomans’ı uluslararası alanda bir marka yaptı.
Geçen hafta Londra’da turizm sanayiinin Oscar’ları dağıtıldı ve Les Ottomans dünya çapında, 160 ülkeden 183 bin turizm acentasının oylarıyla “Dünya’nın En İyi Suite ve Spa Oteli ” (World’s leading All Suites and Spa Hotel) seçildi.
Ahu Kerimoğlu Aysal’a bravo... Başarıyı yakalamasından dolayı.
Ünal Aysal’a da bravo... İstanbul’a verdiği güzel bir hediyeden dolayı.
Sosyetemizin, hayatı sadece gazete ve dergilere poz vermek sanan kimi hanımların ve bazı zengin beylerinin kulakları çınlasın!


Abant'taki büyük ağaç kıyımına dur diyelim...
Lütfen sesinizi duyurun www.abantasahipcikalim.com adresine girin. Önce bir kez lütfen resimler bölümüne bakıp olan biteni gözlerinizle görün, sonra vicdanınız el vermiyorsa,
imza kampanyasına katılın.


Sevap işlemek istiyorsanız, kurbanınızı bu çocuklara bağışlayın
Eram Fatih İlköğretim ve İş Okulu'nu, artık çok iyi tanıyorsunuz. Yıllardır engelli yavrularımıza şefkatli kollarını açmış. Hüseyin Derin Yarsuvat’ın katkılarıyla ayakta duruyor.
Yavruların et ihtiyacı var.
Onlara en güzel hediyeniz, kurbanlıklarınızı doğrudan okul yönetimine yollamak olur. Daha büyük sevaba giremezsiniz. Onların herkesten fazla ihtiyacı var.
Eram Fatih İlköğretim ve İş Okulu
Hırka-i Şerif Mah. Yazmacı Hüsrev Sk. No:9 Karagümrük / Fatih
Okul müdürü: Hamdi Uzun
Tel no: 0212 631 76 77
Okul Aile Birliği hesap bilgileri : Türkiye İş Bankası Karagümrük Şubesi
Şube kodu: 1070 Hesap no: 632333


Kuşadası Limanında neler oluyor?
Kuşadası Limanı için Kuşadası Belediyesi ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı karşı karşıya geldi. Kuşadası Limanı'nın özelleştirilmesi için 2003 yılında yapılan ihaleyi Ege Ports isimli şirket kazanmıştı. İhalenin, Danıştay 6'ncı Dairesi tarafından usulsüz olduğuna karar verilince ihaleyi kazanan şirket Liman'da işgalci durumuna düştü. Ancak Bayındırlık Bakanlığı, 4 Kasım'da Belediye'ye bir yazı göndererek Yeni İmar Planı çerçevesinde Ege Ports'un durumunun yasallaştığını bildirdi. CHP'li Belediye Başkanı Mehmet Esat Altungün, ise gelişmeler sonucunda savaş açtı. Amacı Mahkeme kararını uygulamak ve Liman'da bulunan iş yerlerini yıkmak. Başkan Altungün, Geçen gün Kuşadası sivil toplumu ve halkı ile bir toplantı düzenledi. Bu toplantıda Altungün, bakanlığın onayladığı planın eskisinden bir farkı olmadığını belirterek “Tek farklılık Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından onaylanmış olmasıdır” dedi.
Neden yerel yönetimlerle merkezi hükümet birlikte bir iş yapamıyorlar. Kuşadası gibi Türkiye'nin en önemli bir turistik beldesinin ve son derece önemli cruise limanının ihalesinde problem çıkıyor. Kuşadası, turizmimiz açısından hayati derecede önemli. Hemen yanında Efes Harabeleri ve Meryem Ana kilisesi var. Liman, yıllardan beri düzgün şekilde kullanılamadı. Artık hem merkezin hemde Kuşadası Belediyesi'nin oturup Kuşadasına yaraşır bir plan yapmaları gerekiyor. Bu bürokratik işlemler nedeniyle Kuşadalılar zarar görüyor.


Bir ailenin yarattığı cennet: Lavanda Otel
Geçenlerde eşim Cemre ile birlikte, uzun süredir methini duyduğum, ancak bir türlü göremediğim Lavanda Otele gittim.
Gözlerime inanamadım.
Ömerli ve Darlık Barajları arasına gizlenmiş, Ulupelit köyünde bir cennetten söz ediyorum. Her taraf yemyeşil. 16 dönümlük bir arazi düşünün ve bu nefes kesen güzelliğin ortasında da bir butik otel-restoranı oturtun.
Her şeyi inceden inceye düşünülmüş, müthiş bir zevkle hazırlanmış 12 odalı küçücük bir otel. Bina tamamen doğal malzeme kullanılarak yapılmış. Etraf birbirinden harika ağaçlarla çevrili.
Sahipleri de Şen Ailesi.
16 yıldır, tabiatın içinde oturmak için savaş vermişler.
Feryal Bodur ŞEN, Ahmet ŞEN ve oğulları Emre ŞEN de mutfağın patronu.
Otelin restoranını uzun uzun anlatmak istemiyorum. Zira bir gün gidip kendiniz görmeli ve yemekleri tatmalısınız. Emre ŞEN, yıldızlarla donanmış bir şef. Yardımcısı da, liseyi bitirmek üzere olan kardeşi Ekin ŞEN.
Emre, çoğumuzun alıştığı, ızgara balık veya pirzola yapan şeflerden değil.
Gerçek bir şef. sebze ve salataları kendi bahçelerinde yetiştiriyorlar, mantarı yakındaki ormandan topluyor. Reçelleri inanılmaz lezzette. Tipik bir Akdeniz mutfağına hükmediyor.
Nefis bir aile, nefis bir köşe yaratmışlar. İşin güzel yanı da bu zaten. Kendinizi, adeta bir aile evine misafirliğe gitmiş gibi hissediyorsunuz.
Hafta sonları için harika bir yer.
Kalmak istemeseniz dahi, pazarları yemeğe gidin, özellikle yabancı dostlarınız varsa, onları götürün. Sonra da, tavsiye ettiğim için bana teşekkür edersiniz.
Üstelik uzak da değil. İstanbul’dan 45 dakika. Adresi bulmak için Web sitesine girebilirsiniz:www.lavandaotel.com veya e-mail : info@lavandaotel.com
Gerçekten bir cennet ile karşılaşacaksınız

DİĞER YENİ YAZILAR